Edirne Çevre Gönüllüleri Derneği, Kırklareli'nin İğneada ilçesinde yapılması planlanan nükleer santral projesine karşı imza kampanyası başlattı. Dernek üyeleri, 1986 yılında meydana gelen Çernobil felaketini hatırlatarak, bölgenin nükleer santral için uygun olmadığını savunuyor. Kampanya kapsamında ilçe merkezinde stant açan gönüllüler, vatandaşlara projenin risklerini anlatıp imza topluyor.
Kampanyanın detayları
Edirne Çevre Gönüllüleri Derneği Başkanı Ayşe Yılmaz, yaptığı açıklamada, "İğneada, deprem kuşağında yer alan bir bölge. Ayrıca bölgedeki su kaynakları ve tarım alanları nükleer santral tehdidi altında. Çernobil felaketinde yaşananları unutmadık, aynı acıları bir daha yaşamak istemiyoruz" dedi. Dernek, imza kampanyasının yanı sıra sosyal medya üzerinden de farkındalık çalışmaları yürütüyor. Kampanyanın ilk haftasında 5 bin imza toplandığı belirtildi.
Projeye ilişkin bilgiler
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından gündeme getirilen İğneada nükleer santral projesi, 2022 yılında kamuoyuyla paylaşılmıştı. Proje kapsamında dört reaktörlü, toplam 4.800 megavat gücünde bir santral inşa edilmesi planlanıyor. Bakanlık, santralin enerji arz güvenliğine katkı sağlayacağını belirtirken, çevre örgütleri bölgenin ekolojik hassasiyetine dikkat çekiyor. İğneada, Longoz Ormanları ve uluslararası öneme sahip sulak alanlara ev sahipliği yapıyor.
Tepkiler ve destekler
Kampanyaya yalnızca Edirne Çevre Gönüllüleri Derneği değil, çeşitli sivil toplum kuruluşları da destek veriyor. Türkiye Çevre Vakfı ve Greenpeace Akdeniz de kampanyaya destek açıklaması yaptı. Öte yandan, projeye karşı olan yerel halk, "İğneada'nın doğası bozulmasın" diyerek kampanyaya katılıyor. İlçe halkından Ali Kaya, "Biz burada balıkçılık ve turizmle geçiniyoruz. Nükleer santral gelirse hem doğamız yok olur hem de geçim kaynağımız" ifadelerini kullandı.
Değerlendirme
İğneada nükleer santral tartışması, Türkiye'nin enerji politikaları ile çevre hassasiyetleri arasındaki gerilimi bir kez daha gündeme taşıyor. Nükleer enerjinin düşük karbon salımı avantajına karşın, güvenlik ve atık yönetimi riskleri kamuoyunda kaygı yaratmaya devam ediyor. Bu tür büyük yatırımlarda şeffaf ve katılımcı bir süreç işletilmesi, toplumsal kabulün sağlanması açısından kritik önem taşıyor. Kampanyanın sürmesi, projenin geleceği üzerinde etkili olabilir.