İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik yolsuzluk davasında savunma yapan iş insanları Mete Mağden ile Cem Çelik'in ifadeleri, belediyenin reklam ve etkinlik işleri çevresindeki fatura trafiğini gözler önüne serdi. İki iş insanının anlatımında da Güldem Şık'ın adı öne çıkarken, Mağden'in "hangi şirketten ne kadar fatura geleceğinin Şık üzerinden bildirildiğini" söylemesi dikkat çekti. İfadelerde ayrıca Emrah Bağdatlı'ya yüzde 10'luk bir pay verildiği ve Murat Ongun'dan talimat geldiği iddiaları yer aldı.
Fatura talimatı Güldem Şık üzerinden mi geliyordu?
Mete Mağden'in savunmasında, İBB'nin reklam ve etkinlik işlerinde hangi şirketten ne kadar fatura kesileceğinin Güldem Şık tarafından iletildiğini belirttiği öğrenildi. Mağden, bu yönlendirmenin bir sistem dahilinde işlediğini ve faturaların belirli bir düzen içinde dağıtıldığını ifade etti. Cem Çelik'in ifadesinde de benzer şekilde Şık'ın adının geçmesi, dosyadaki fatura trafiğinin merkezinde bu ismin yer aldığı yorumlarına neden oldu.
İddialara göre, İBB'nin çeşitli birimlerince düzenlenen etkinlikler ve reklam işleri için farklı şirketlerden hizmet alınıyor, bu hizmetler karşılığında kesilecek faturaların tutarı ve hangi şirkete ait olacağı önceden belirleniyordu. Mağden, bu süreçte kendisine "şu şirketten şu kadar fatura kesilecek" şeklinde talimatlar verildiğini savundu.
Emrah Bağdatlı'ya yüzde 10 pay iddiası
Dava dosyasına giren ifadelerde, Emrah Bağdatlı'ya yapılan işlerden yüzde 10 oranında bir pay verildiği öne sürüldü. Bu iddia, İBB çevresindeki reklam ve organizasyon işlerinin dağıtımında belirli isimlere avantaj sağlandığı iddialarını güçlendirdi. Bağdatlı'nın bu sistemdeki rolü tam olarak netleşmezken, ifadelerde adının sıkça geçmesi dikkat çekti.
Murat Ongun'un ise söz konusu işlerle ilgili talimat veren konumda olduğu iddia edildi. Ongun'un, İBB'deki görevi süresince reklam ve etkinlik süreçlerine müdahil olduğu yönündeki iddialar, savunmalarda yer aldı. Ongun cephesinden konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Davanın seyri ve İBB'ye etkisi
İBB yolsuzluk davası, belediyenin reklam, etkinlik ve ihaleye ilişkin işlerinde usulsüzlük yapıldığı iddiaları üzerine açılmıştı. Dava kapsamında birçok ismin ifadesine başvurulurken, Mete Mağden ve Cem Çelik'in anlattıkları dosyanın seyrini etkileyebilecek nitelikte. İki iş insanının ifadeleri, belediyedeki karar alma mekanizmalarının nasıl işlediğine dair önemli ipuçları sunuyor.
Hukukçular, bu tür davalarda fatura trafiğinin ve talimat zincirinin ortaya çıkarılmasının kritik olduğunu belirtiyor. İddiaların somut delillerle desteklenmesi halinde dosyanın seyri değişebilir. İBB'den konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Kamu kaynaklarının kullanımı ve şeffaflık tartışması
İstanbul Büyükşehir Belediyesi gibi büyük bütçeli kurumlarda reklam ve etkinlik harcamalarının denetimi, kamu kaynaklarının verimli kullanımı açısından hayati önem taşıyor. Davada ortaya atılan iddialar, bu tür harcamaların şeffaf bir şekilde yönetilip yönetilmediği sorusunu yeniden gündeme getirdi. Uzmanlar, belediyelerin ihaleye dayalı olmayan işlerde dahi hesap verebilirlik ilkesini gözetmesi gerektiğini vurguluyor.
Öte yandan, davanın magazin basınında geniş yer bulması, siyaset ve iş dünyası arasındaki ilişkilerin kamuoyu nezdinde nasıl algılandığını da gözler önüne seriyor. İfadelerde geçen isimlerin tanınmış kişiler olması, haberin magazin gündemine taşınmasına neden oldu. Kamuoyu, davanın ilerleyen duruşmalarında yeni belgelerin ve tanık ifadelerinin ortaya çıkmasını bekliyor.
Sonuç ve beklentiler
İBB yolsuzluk davası, fatura trafiği ve talimat zinciri iddialarıyla derinleşiyor. Mete Mağden ve Cem Çelik'in ifadeleri, Güldem Şık, Emrah Bağdatlı ve Murat Ongun'un adını öne çıkarırken, dosyanın geleceği bu iddiaların mahkeme nezdinde ne kadar kabul göreceğine bağlı. Dava sürecinde atılacak adımlar, yalnızca İBB'nin değil, tüm belediyelerin reklam ve etkinlik harcamalarındaki denetim mekanizmalarını da etkileyebilir.
Kamu kaynaklarının kullanımında şeffaflık çağrıları yükselirken, davanın sonucu merakla bekleniyor. Hukuki süreç devam ederken, iddiaların aydınlatılması ve sorumluların belirlenmesi için yargının göstereceği kararlılık, kamu vicdanı açısından belirleyici olacak.