İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) kiralama ihalelerinde kurulan rant düzeni, denetim raporlarıyla bir kez daha belgelendi. Sadece tek firmanın katılabileceği şekilde daraltılan şartnamelerle ihaleye çıkarılan reklam alanları ve yük depolama merkezleri, piyasa gerçeklerinden uzak oranlarla devredildi. İBB Meclisi'nde gündeme gelen bu durum, kamu kaynaklarının verimsiz kullanımı ve şeffaflık sorununu tekrar gün yüzüne çıkardı.
İhale şartnameleri tek firmaya göre düzenlenmiş
İBB Denetim Komisyonu raporlarına göre, birçok ihalede şartnameler öyle daraltılmış ki, yalnızca bir firma teklif verebiliyor. Örneğin, reklam alanları kiralama ihlalesinde istenen teknik özellikler, sektördeki diğer firmaların katılımını engelliyor. Bu durum, rekabet ortamını ortadan kaldırarak fiyatların piyasa değerinin çok altında kalmasına yol açıyor.
Raporda özellikle metrobüs durakları, köprüler ve kavşaklardaki reklam panoları ile yük depolama merkezlerinin kiralanması ele alınıyor. Söz konusu ihalelerde, kira bedelleri emsal değerlerin oldukça gerisinde kalmış. Bir reklam alanının yıllık kirası, benzer büyüklükteki özel sektör fiyatlarına göre %40 daha düşük belirlenmiş.
Piyasa fiyatının altında kiralama
İhalelerde belirlenen kira bedelleri, bağımsız eksper raporlarıyla da karşılaştırılmış. Örneğin, E-5 kara yolundaki bir reklam panosu için piyasa rayici yıllık 500 bin lira iken, İBB burayı 300 bin liraya kiralamış. Benzer şekilde, yük depolama merkezlerinde metrekare fiyatları bölgedeki emsallerine göre %30 daha düşük. Raporda, bu ihalelerin 'adrese teslim' yapıldığı ve kamu yararının gözetilmediği vurgulanıyor.
İBB Meclisi'nde konuyla ilgili tartışmalar sürerken, muhalefet partileri bu durumu 'rant düzeni' olarak nitelendiriyor. CHP'li meclis üyeleri, ihalelerin iptal edilmesi ve yeniden şeffaf bir şekilde yapılması çağrısında bulundu. AK Parti kanadı ise iddiaları reddederek, sürecin hukuka uygun olduğunu savundu.
Kamu kaynakları heba mı ediliyor?
Uzmanlar, kamu ihalelerinde rekabetin sağlanamaması durumunda ortaya çıkan zararın milyonlarca lirayı bulabileceğine dikkat çekiyor. İstanbul gibi büyük bir metropolde reklam ve depolama alanlarının gelir potansiyeli göz önüne alındığında, söz konusu ihalelerdeki düşük kiraların kamu bütçesine ciddi bir kayıp oluşturduğu belirtiliyor. Bu durum, aynı zamanda belediyenin gelir dağılımını da olumsuz etkiliyor.
İBB'nin son yıllarda ihale süreçlerinde daha şeffaf ve rekabetçi bir yapıya kavuşması için attığı adımlar, bu örneklerle gölgeleniyor. Bağımsız denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve ihale şartnamelerinin piyasa koşullarına uygun hale getirilmesi, benzer sorunların önüne geçebilir.
Bu gelişmeler, Türkiye'de kamu yönetiminde şeffaflık ve hesap verebilirlik tartışmalarını da yeniden alevlendirdi. Kamu ihalelerinde rekabetin artırılması ve denetim mekanizmalarının etkili işlemesi, halkın belediyelere olan güveni açısından kritik öneme sahip. Aksi takdirde, 'aslan gibi' görünen ekosistemlerin içi boş kalabilir.