İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yürütülen soruşturma kapsamında Mayıs 2025’te tutuklanan ve ana İBB iddianamesinde yer almamalarına rağmen aylarca cezaevinde kalan 6 isim, yaklaşık 16 aylık tutukluluğun ardından ilk kez hâkim karşısına çıktı. İstanbul’daki mahkemede görülen ilk duruşmada, tutuklu sanıklardan 5’inin tahliyesine karar verildi. Karar, uzun süreli tutukluluğun ardından gelen ilk somut adım olarak kayda geçti.
Tahliye Kararı ve Duruşmanın Ayrıntıları
Duruşma, İstanbul Adliyesi’nde yoğun güvenlik önlemleri altında gerçekleştirildi. Sanık yakınları ve avukatların katıldığı oturumda, savcılık makamı tutukluluk halinin devamını talep etti. Ancak mahkeme heyeti, dosyadaki delil durumunu ve tutuklulukta geçirilen süreyi dikkate alarak 6 sanıktan 5’i hakkında tahliye kararı verdi. Tahliye edilen isimlerin, yurt dışına çıkış yasağı ve belirli aralıklarla imza atma gibi adli kontrol tedbirlerine tabi tutulduğu öğrenildi. Tutukluluğu devam eden tek sanığın ise hangi gerekçeyle cezaevinde kaldığına ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Duruşma çıkışında avukatlar, müvekkillerinin 16 aydır tutuklu olduğunu ve ana iddianamede dahi yer almadıklarını vurgulayarak, tahliye kararının geç de olsa alındığını ifade etti. Karar sonrası tahliye edilen sanıklar, cezaevinden çıkarak ailelerine kavuştu.
16 Aylık Tutukluluk Süreci ve Ana İddianame
Mayıs 2025’te başlatılan İBB soruşturması kapsamında, ana iddianame dışında kalan bir grup hakkında ayrı bir iddianame hazırlanmıştı. Bu kişiler, ana dosyada yer almamalarına karşın “örgüt üyeliği” ve “ihaleye fesat karıştırma” gibi suçlamalarla tutuklanmıştı. Aylarca süren tutukluluk, kamuoyunda ve hukuk çevrelerinde “tutukluluğun bir cezaya dönüşmesi” eleştirilerine yol açtı.
Tutukluluk süresinin uzaması, sanıkların savunma hakkını kısıtladığı gerekçesiyle eleştirilirken, dosyaya ilişkin delillerin toplanmasının zaman aldığı belirtiliyordu. İlk duruşmanın ancak 16 ay sonra yapılabilmesi, yargı sürecinin hızına dair tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Kararın Siyasi ve Hukuki Yansımaları
İBB soruşturması, yerel yönetimler üzerindeki siyasi baskı iddialarını gündeme getirmişti. Ana muhalefet partisi, soruşturmanın siyasi bir operasyon olduğunu savunurken, iktidar kanadı yargının bağımsız hareket ettiğini dile getiriyordu. Bu ilk duruşmada verilen tahliye kararı, soruşturmanın seyrine dair önemli bir kırılma noktası olarak değerlendiriliyor.
Hukukçular, uzun tutukluluk sürelerinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırılık oluşturabileceğine dikkat çekiyor. Tahliye kararı, benzer durumdaki diğer dosyalar için de emsal teşkil edebilir. Öte yandan, ana İBB iddianamesi kapsamında yargılanan isimlerin davası ise ilerleyen aylarda görülmeye devam edecek.
Kamuoyu ve Basın Yansımaları
Karar, basın kuruluşları tarafından “geç gelen tahliye” olarak yorumlandı. Sosyal medyada ise 16 aylık tutukluluğun ardından gelen tahliye kararı, adaletin tecellisi açısından olumlu bir adım olarak nitelendirildi. Ancak tutukluluğu devam eden tek sanık için sürecin nasıl ilerleyeceği belirsizliğini koruyor.
İBB soruşturması, Türkiye’de yerel yönetimler ile merkezi iktidar arasındaki gerilimin somut bir yansıması olarak görülüyor. Dava süreci, sadece hukuki değil siyasi sonuçlarıyla da yakından takip ediliyor.