İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik yürütülen soruşturma kapsamında tutuklu yargılanan Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker'in, gözaltı sürecinde çıplak aramaya maruz kaldığı iddiasıyla ilgili İçişleri Bakanlığı harekete geçti. Bakanlık, kötü muamele ve usulsüz arama iddialarını araştırmak üzere iki müfettiş görevlendirdi. Türker'in avukatları tarafından yapılan şikâyet üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, gözaltı ve arama işlemlerinin hukuka uygunluğu mercek altına alındı.
İddialar ve Şikâyet Süreci
Fatoş Pınar Türker, İBB'ye yönelik terör ve yolsuzluk soruşturması kapsamında 23 Mart 2025'te gözaltına alınmıştı. Emniyetteki işlemleri sırasında, ifadesi alınmadan önce çıplak arama yapıldığını öne süren Türker, bu durumun insan onurunu zedelediğini belirterek avukatları aracılığıyla suç duyurusunda bulundu. Şikâyet dilekçesinde, aramanın kadın personel nezaretinde gerçekleştirildiği ancak usulüne aykırı olduğu vurgulandı. İçişleri Bakanlığı, konunun hassasiyetini dikkate alarak 4 Nisan'da iki müfettiş görevlendirdi. Müfettişlerin, emniyet kayıtları, kamera görüntüleri ve tanık ifadelerini inceleyerek rapor hazırlaması bekleniyor.
Hukuki Boyut ve Emniyet Uygulamaları
Türkiye'de gözaltı süreçlerinde çıplak arama, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 116. maddesi kapsamında düzenleniyor. Hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde savcılık izniyle yapılabilen bu uygulama, ancak kişinin üzerinde suç delili bulunabileceğine dair somut şüphe varsa mümkün. Avukatlar, Türker'in avukatlık mesleği ve kamu görevi nedeniyle bu ölçüde bir aramanın orantısız olduğunu savunuyor. Konuyla ilgili hukukçular, çıplak aramanın ancak istisnai durumlarda (örneğin uyuşturucu veya silah şüphesi) yapılabileceğini, rutin bir işlem olamayacağını belirtiyor. Soruşturma sonucunda usulsüzlük tespit edilmesi halinde, ilgili polis memurları hakkında disiplin ve ceza davası açılması gündeme gelebilir.
Fatoş Pınar Türker hakkındaki İBB soruşturması, terör örgütüne yardım ve yolsuzluk iddialarını içeriyor. Türker, Medya AŞ'nin faaliyetleri kapsamında kamu zararına yol açtığı gerekçesiyle 4 Nisan'da tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Davanın önümüzdeki günlerde İstanbul Adliyesi'nde görülmeye başlanması bekleniyor. Çıplak arama iddiası ise hem kamuoyunda hem de siyasi çevrelerde geniş yankı uyandırdı. İnsan hakları örgütleri, yetkililere uygulamaların uluslararası standartlara uygunluğunu denetleme çağrısı yaparken, iktidara yakın kaynaklar iddiaların abartıldığını öne sürüyor.
Değerlendirme
Bu olay, Türkiye'de gözaltı süreçlerinde bireysel hakların korunması konusundaki hassasiyeti bir kez daha gündeme taşıdı. Bağımsız bir soruşturmanın sonuçları, hem kamu vicdanının rahatlaması hem de hukuk devleti ilkesinin pekişmesi açısından kritik öneme sahip. Umarız ki süreç şeffaf yürütülür ve benzer ihlallerin önüne geçilmesi için gerekli adımlar atılır.