İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 414 sanıklı davanın 49. duruşması, Silivri Cezaevi kampüsündeki mahkeme salonunda görülmeye başlandı. Davada, CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında olduğu 68 kişi tutuklu olarak yargılanırken, kalan sanıklar adli kontrol şartıyla serbest bulunuyor. Duruşma, sabah saatlerinde alınan sıkı güvenlik önlemleri eşliğinde başladı ve bugün itibarıyla davanın önemli bir aşamaya geldiği belirtiliyor.
Davanın seyri ve iddianame
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, İBB'nin bazı ihale süreçlerinde usulsüzlük yapıldığı, kamu zararına yol açıldığı ve terör örgütüyle irtibatlı kişilere kaynak aktarıldığı öne sürülüyor. Sanıklar ise suçlamaları reddederek, yargılamanın siyasi amaçlı olduğunu savunuyor. Duruşmalar boyunca tanık dinlemeleri, bilirkişi raporlarının incelenmesi ve savunmalar sürüyor. 49. duruşmada, daha önce ifade vermeyen bazı tanıkların dinlenmesi ve ek belgelerin mahkemeye sunulması bekleniyor.
Sanıkların durumu ve talepleri
Tutuklu sanıklar arasında İmamoğlu'nun yanı sıra İBB Genel Sekreter Yardımcısı, daire başkanları ve şirket yöneticileri bulunuyor. Sanık avukatları, müvekkillerinin tahliyesini talep etmeye devam ederken, mahkeme heyeti duruşma aralarında bu talepleri değerlendiriyor. Davanın önümüzdeki aylarda da sürmesi beklenirken, yerel seçimlere yaklaşılmasıyla siyasi boyutunun daha da öne çıktığı yorumları yapılıyor.
Bu dava, Türkiye'de belediyelere yönelik yolsuzluk soruşturmalarının en kapsamlılarından biri olarak kayıtlara geçerken, muhalefet partileri süreci 'hukuki darbe' olarak nitelendiriyor. İktidar kanadı ise yargının bağımsız olduğunu ve suç işleyen herkesin hesap vermesi gerektiğini belirtiyor. Duruşmanın ilerleyen saatlerinde yeni gelişmeler yaşanması bekleniyor.
Davanın seyri, Türkiye siyasetinde belediyelerin merkezi hükümetle ilişkileri bağlamında önemli bir test niteliği taşıyor. Mahkemenin vereceği karar, sadece sanıkların kaderini değil, aynı zamanda yerel yönetimlerin özerkliği ve siyasi partiler arasındaki güç dengesini de etkileyecek.