İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın 33 saat süren kayıp sürecinin ardından bulunmasıyla ilgili tartışmalar sürerken, olayı kamuoyuna duyuran gazeteci Ali Çağatay hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Çağatay'ın emniyet teşkilatına yönelik 'polis içindeki köstebekler' ifadeleri nedeniyle soruşturma başlattı.
Soruşturma süreci
Ali Çağatay, sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımlarda Erhan Karaal'ın kaçırılması olayında polis teşkilatı içinde sızdırma yapan kişiler olduğunu öne sürmüştü. Bu iddialar üzerine harekete geçen savcılık, 'kamu görevlisine hakaret' ve 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik' suçlamalarıyla soruşturma açtı. Çağatay'a yönelik gözaltı kararı, ifade vermeye çağrılmamasına rağmen çıkarıldı.
Erhan Karaal'ın kaybolma anları
Erhan Karaal, 31 Mart'ta İstanbul'un Beşiktaş ilçesinde silahlı kişiler tarafından kaçırılmış, 2 Nisan'da ise Silivri'de sağ salim bulunmuştu. Kaçırılma anında yanında bulunan özel kalem müdürü ise olaydan kısa süre sonra serbest bırakılmıştı. Karaal'ın bulunmasının ardından İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, olayla ilgili detaylı açıklama yapmış ve 'suç örgütü' vurgusu yapmıştı. İmamoğlu, konunun takipçisi olacaklarını belirtmişti.
Gazeteci Çağatay'ın rolü
Ali Çağatay, daha önce kamuoyunda bilinen bir gazeteci olarak özellikle suç örgütleri ve emniyet içi yapılanmalarla ilgili haberleriyle tanınıyor. Karaal'ın kaybolması sonrası yaptığı canlı yayınlarda, olayın bir 'kurtarma operasyonu' olduğunu ve polis içindeki bazı kişilerin bu sürece dahil olduğunu öne sürmüştü. Çağatay'ın bu iddiaları, hem İBB yönetimini hem de emniyet teşkilatını rahatsız etmişti.
Hukuki boyut
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Çağatay hakkında başlattığı soruşturma kapsamında ifade almak üzere gözaltı kararı verdi. Ancak Çağatay'ın avukatı, müvekkilinin herhangi bir suç işlemediğini ve ifade vermeye hazır olduğunu açıkladı. Olay, Türkiye'de gazetecilik ve ifade özgürlüğü tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Muhalefet partileri, soruşturmayı 'susturma girişimi' olarak nitelendirirken, iktidar kanadı ise 'ahlaksız iddialara' karşı yasal sürecin işletildiğini savunuyor.
Erhan Karaal'ın kaçırılması olayının arka planındaki suç örgütü bağlantıları henüz netlik kazanmazken, bu süreçte gazeteci Çağatay'a yönelik gözaltı kararı, adalet ve medya özgürlüğü arasındaki hassas dengeyi bir kez daha gündeme taşıdı. Olayın siyasi boyutu ve kamuoyundaki yankıları, önümüzdeki günlerde daha da derinleşecek gibi görünüyor.