Yemen'de İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon arasındaki çatışmalar, Husilerin Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad ve güneybatısındaki Abha kentinde bulunan havalimanlarına düzenlediği saldırılarla yeni bir boyut kazandı. Saldırılarda ilk belirlemelere göre 3 kişi hayatını kaybetti, 36 kişi yaralandı. Suudi yetkililer, saldırıların sivil yerleşim alanlarını hedef aldığını belirterek uluslararası toplumu göreve çağırdı.
Saldırıların Ayrıntıları ve Koalisyonun Misillemesi
Husilerin askeri sözcüsü Yahya Saree, yaptığı açıklamada saldırıların Suudi Arabistan'ın "saldırganlığına" karşı bir yanıt olduğunu ve hedeflerin askeri üsler olduğunu iddia etti. Ancak Suudi Arabistan Sivil Havacılık Genel Otoritesi, saldırıların sivil havalimanlarını vurduğunu, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu sivillerin zarar gördüğünü duyurdu. Yaralılar arasında havalimanı çalışanları ve yolcuların da olduğu bildirildi. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, saldırılara misilleme olarak Yemen'in başkenti Sana ve diğer bölgelerdeki Husi hedeflerine 80'den fazla hava saldırısı düzenledi. Koalisyon sözcüsü Turki al-Maliki, operasyonların Husilerin askeri kapasitesini yok etmeyi amaçladığını ve sivil kayıplardan Husilerin sorumlu olduğunu ifade etti.
Havalimanlarında Hasar ve Uçuşlara Etkisi
Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na düzenlenen saldırıda terminal binasında ve pistte hasar oluştuğu, bazı uçuşların iptal edildiği ve seferlerin askıya alındığı bildirildi. Abha Uluslararası Havalimanı'nda ise daha büyük çaplı hasar meydana geldi; saldırı sırasında havalimanında bulunan yolcular panik yaşadı. Suudi yetkililer, havalimanlarının sivil kullanımda olduğunu ve bu tür saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı. Olayın ardından bölgedeki hava trafiğinde aksamalar yaşandığı, bazı uçakların rotalarının değiştirildiği öğrenildi.
Uluslararası Tepkiler ve Arka Plan
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, saldırıları kınayarak taraflara itidal çağrısında bulundu ve sivil altyapıya yönelik saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu hatırlattı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Suudi Arabistan'ın güvenliğine yönelik tehditleri reddettiklerini belirterek Husilerin İran tarafından desteklendiğini savundu. İngiltere ve Fransa da saldırıları kınayan açıklamalar yaptı. İran ise saldırıda herhangi bir rolü olduğunu reddederken, Suudi Arabistan'ı Yemen'deki savaşı tırmandırmakla suçladı.
Yemen'de 2014'ten bu yana süren iç savaş, bölgesel bir vekalet savaşına dönüşmüş durumda. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015'ten beri Yemen hükümetine destek veriyor. Husiler ise başkent Sana ve ülkenin kuzeyini kontrol ediyor. Çatışmalar, Yemen'de dünyanın en büyük insani krizlerinden birine yol açtı; milyonlarca kişi açlık ve hastalıkla mücadele ediyor. Son saldırılar, Birleşmiş Milletler'in Yemen özel temsilcisi Martin Griffiths'in çatışmaları durdurmaya yönelik çabalarını da sekteye uğratmış görünüyor.
Bölgesel Gerilim ve Petrol Fiyatları
Suudi Arabistan, dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri ve saldırıların ardından küresel petrol fiyatlarında dalgalanma yaşandı. Brent petrolünün varil fiyatı, saldırı haberinin duyulmasıyla yüzde 2'ye yakın artış gösterdi. Analistler, Kızıldeniz ve Basra Körfezi'ndeki jeopolitik risklerin enerji piyasalarını etkilemeye devam edeceğini öngörüyor. Suudi Arabistan'ın doğu bölgelerindeki petrol tesisleri daha önce de Husi saldırılarına hedef olmuş, 2019'da Abqaiq ve Khurais tesislerine düzenlenen saldırılar küresel petrol arzının yüzde 5'ini geçici olarak durdurmuştu.
İnsani Boyut ve Çözüm Arayışları
Yemen'deki savaş, sivillerin en çok etkilendiği çatışmalardan biri. Birleşmiş Milletler verilerine göre, savaşta on binlerce sivil hayatını kaybetti ve milyonlarca kişi yerinden edildi. Suudi Arabistan'a düzenlenen saldırılar ise çatışmanın sınırları aştığını ve bölgesel istikrarı tehdit ettiğini gösteriyor. Uzmanlar, Husilerin İran'dan aldığı destekle askeri kapasitesini artırdığını, koalisyonun ise hava gücüne rağmen kesin bir askeri çözüm üretemediğini belirtiyor. Diplomatik girişimler şimdiye kadar sonuçsuz kaldı; ancak son saldırılar, uluslararası toplumun çatışmaya müdahalesi için yeni bir baskı unsuru oluşturabilir. Bölgede kalıcı barışın sağlanması için öncelikle taraflar arasında güven tesis edilmesi ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılması gerekiyor.