Yemen'de İran destekli Husiler, Suudi Arabistan hava kuvvetlerinin son iki gün içerisinde 7 ayrı kenti hedef alan kapsamlı bir hava harekatı gerçekleştirdiğini duyurdu. Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya Seri, yaptığı yazılı açıklamada saldırıların başkent Sana, Saada, Hodeidah, Dhamar, Amran, Marib ve Cevf kentlerine düzenlendiğini belirtti. Seri, saldırılarda sivil yerleşim yerlerinin vurulduğunu öne sürerek Suudi Arabistan'ı savaş suçu işlemekle suçladı.
Saldırıların Hedefleri ve Etkileri
Husilerin açıklamasına göre, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerine ait savaş uçakları, başkent Sana'nın yanı sıra stratejik öneme sahip Saada ve Hodeidah kentlerinde yoğunlaştı. Saada'da pazar yeri ve çevresindeki yerleşim alanlarının vurulduğu, Hodeidah'da ise liman bölgesine yakın hedeflerin bombalandığı iddia edildi. Dhamar ve Amran'da da benzer şekilde sivil altyapının zarar gördüğü belirtildi.
Husiler, saldırılar sonucunda en az 12 sivilin hayatını kaybettiğini, onlarca kişinin de yaralandığını ileri sürdü. Ancak bu bilgiler bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanmadı. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerinden ise henüz resmi bir açıklama gelmedi. Koalisyon, geçmişte yaptığı açıklamalarda hava operasyonlarının askeri hedeflere yönelik olduğunu ve uluslararası hukuka uygun şekilde yürütüldüğünü savunmuştu.
İnsani Kriz Derinleşiyor
Yemen, 2014 yılından bu yana iç savaşın pençesinde. İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri liderliğindeki koalisyonun desteklediği Yemen hükümeti arasındaki çatışmalar, ülkeyi insani felaketin eşiğine getirdi. Birleşmiş Milletler'in verilerine göre, savaşta şimdiye kadar 150 binden fazla kişi hayatını kaybetti, milyonlarca insan yerinden edildi. Ülke nüfusunun büyük bir kısmı insani yardıma muhtaç durumda.
Son saldırılar, zaten kırılgan olan insani durumu daha da kötüleştirebilir. Hodeidah Limanı, Yemen'e giden insani yardımların büyük bölümünün giriş noktası olması nedeniyle kritik önem taşıyor. Liman çevresindeki çatışmalar, yardım malzemelerinin dağıtımını aksatabilir. Uluslararası yardım kuruluşları, Yemen'deki sivil halkın korunması için acil ateşkes çağrılarını yineliyor.
Suudi Arabistan'ın Stratejik Hamlesi
Suudi Arabistan, 2015 yılında Husilerin başkent Sana'yı ele geçirmesinin ardından koalisyon güçleriyle Yemen'e müdahale etmeye başladı. Riyad yönetimi, Husileri İran'ın bölgedeki uzantısı olarak görüyor ve onların Yemen'deki ilerleyişini kendi güvenliğine tehdit olarak değerlendiriyor. Bu nedenle Suudi Arabistan, Husilerin kontrolündeki bölgelere yönelik hava saldırılarını sürdürüyor.
Buna karşılık Husiler de zaman zaman Suudi Arabistan'ın güney sınırlarına ve hatta başkent Riyad'a kadar uzanan füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenliyor. Bu karşılıklı saldırılar, bölgede tansiyonu yükseltiyor ve çatışmanın daha geniş bir bölgesel savaşa dönüşme riskini artırıyor. Uluslararası toplum, tarafları itidale ve müzakereye davet ediyor ancak şu ana kadar kalıcı bir ateşkes sağlanamadı.
Uluslararası Tepkiler ve Çözüm Arayışları
Son saldırıların ardından Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi, taraflara sivil kayıpları önleme ve uluslararası hukuka uyma çağrısı yaptı. İnsan hakları örgütleri, olası savaş suçlarına ilişkin bağımsız soruşturma talep ediyor. Ancak Yemen'deki çatışmanın karmaşık yapısı ve bölgesel güçlerin müdahil olması, barış çabalarını zorlaştırıyor.
Yemen krizi, yalnızca ülke içinde değil, bölgesel istikrar açısından da ciddi sonuçlar doğuruyor. Milyonlarca Yemenli, temel gıda, su ve sağlık hizmetlerine erişimde zorluk çekiyor. Uluslararası yardım kuruluşları, fon yetersizliği nedeniyle operasyonlarını kısıtlamak zorunda kalıyor. Kapsamlı bir siyasi çözüm sağlanmadığı sürece, Yemen'deki insani drama son verilmesi güç görünüyor.
Suudi Arabistan'ın son hava harekatı, savaşın seyrini değiştirmekten ziyade mevcut durumu daha da içinden çıkılmaz hale getirebilir. Hava saldırıları, Husilerin sahadaki kontrolünü kırmaya yetmediği gibi sivil halkın acılarını artırıyor. Bölgesel ve uluslararası aktörlerin, Yemen'i bir vekalet savaşı alanı olmaktan çıkarıp diyalog zeminine çekmesi gerekiyor. Aksi halde, yıllardır süren çatışma daha da derinleşerek bölgeyi istikrarsızlığa sürükleyecek.