Başaran Holding sahibi iş insanı Hüseyin Başaran, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında emniyette verdiği ifadede, sanatçı Haluk Levent'e 2 ay içinde 22 taşınmazı toplam 2 milyar 298 milyon 985 bin 908 TL bedelle sattığını, karşılığında ise sadece 151 milyon 680 bin TL tahsilat yapabildiğini beyan etti. Başaran, bu satışları kızına duyduğu hassasiyetten dolayı gerçekleştirdiğini öne sürdü.
İfadenin ayrıntıları
Edinilen bilgiye göre, Hüseyin Başaran ifadesinde, Haluk Levent ile tanışıklığının çocukluk yıllarına dayandığını, bu nedenle kendisine güvendiğini belirtti. Başaran, Levent'in kızının sağlık sorunları olduğunu ve bu durumun kendisini derinden etkilediğini söyleyerek şu ifadeleri kullandı: “Kızımın tedavisi için büyük fedakarlıklar yaptım. Haluk Levent de o dönemde bana destek oldu. Bu satışları da tamamen kızıma olan hassasiyetimden dolayı yaptım. Amacım ticari kazanç değildi.”
Başaran, devredilen taşınmazların bedellerinin piyasa değerinin çok altında olduğunu kabul ederek, “Satış bedeli olarak belirlenen meblağlar, o günkü rayice göre belirlendi. Ancak ben zaten bu satıştan para kazanmayı düşünmüyordum. Haluk Levent'in bu taşınmazları değerlendirip kızımın tedavisine katkı sağlayacağını umuyordum” dediği öğrenildi.
151 milyonluk tahsilat
İfadeye göre, yapılan satışların karşılığında sadece 151 milyon 680 bin TL ödeme alındı. Başaran, bu ödemelerin de kısmi olarak gerçekleştiğini, geri kalan bedelin ise zamanla ödenmesi konusunda anlaşıldığını ancak bugüne kadar herhangi bir ödeme gelmediğini belirtti. Başaran’ın ifadesinde, “Haluk Levent’ten bugüne kadar ne kalan bedel ne de herhangi bir açıklama geldi. Ben de bu durumu hukuki yollarla çözmek için başvuruda bulundum” dediği aktarıldı.
Soruşturmanın seyri
28 Haziran 2025 tarihinde gözaltına alınan Hüseyin Başaran, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Başaran’ın ifadesi, soruşturmanın odak noktası olan taşınmaz satışlarının perde arkasını aydınlatması açısından kritik önem taşıyor. Savcılık, Başaran ile Haluk Levent arasındaki ticari ilişkinin boyutunu ve bu satışların arkasında yatan nedenleri araştırıyor. Özellikle satış bedelleri ile piyasa değerleri arasındaki uçurum, soruşturmanın temelini oluşturuyor.
Konuya yakın kaynaklar, Haluk Levent’in de ifadesine başvurulacağını ve taşınmazların güncel değerlerinin tespit edilmesi için bilirkişi incelemesi yapılacağını belirtiyor. Ayrıca, satışların yapıldığı dönemde kullanılan tapu işlemleri ve finansal akışlar da mercek altında.
Kamuoyunda tartışmalar
Bu gelişme, özellikle sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Haluk Levent’in yardımseverliği ile bilinen bir kişi olması, bazı çevrelerce satışların gerçek amacı konusunda soru işaretleri oluştururken, Başaran’ın ifadesi de farklı yorumlara neden oldu. Hukukçular, iki taraf arasındaki ilişkinin ticari mi yoksa bağış mı olduğu konusundaki belirsizliğin soruşturmada netleştirileceğini ifade ediyor.
Geçmişten bugüne
Hüseyin Başaran, iş dünyasında tanınan bir isim. Başaran Holding bünyesinde gayrimenkul, enerji ve inşaat sektörlerinde faaliyet gösteren şirketler bulunuyor. Haluk Levent ise Ahbap Derneği’nin kurucusu olarak özellikle deprem dönemlerindeki yardım çalışmalarıyla biliniyor. İki ismin yollarının kesişmesi, ilk olarak kızının sağlık sorunları nedeniyle olmuş. Başaran, bu süreçte Levent’in manevi desteğini gördüğünü söylüyor.
Taşınmazların durumu
Satışı yapılan 22 taşınmazın İstanbul, Ankara ve İzmir’de çeşitli arsa, tarla ve binalardan oluştuğu öğrenildi. Bu taşınmazların güncel toplam değerinin 3 milyar TL’yi aştığı tahmin ediliyor. Başaran’ın ifadesinde, bazı taşınmazların tapuda gösterilen değerlerin altında satıldığı ve bu durumun vergi kaybına yol açtığı yönündeki iddialar da yer alıyor.
Hukuki süreç
Başaran, ifadesinin ardından savcılıkça serbest bırakıldı ancak yurt dışı çıkış yasağı konuldu. Soruşturma kapsamında Haluk Levent’in de tanık sıfatıyla dinlenmesi bekleniyor. Levent’in avukatları ise yaptıkları açıklamada, satışların tümüyle yasal olduğunu ve tarafların anlaşması doğrultusunda gerçekleştiğini belirtti. Ancak Başaran’ın ifadesiyle birlikte bu savunmanın zayıflayabileceği yorumları yapılıyor.
Bağımsız değerlendirme
Bu olay, Türkiye’de iş dünyası ile sanat dünyası arasındaki ilişkilerin nasıl bir etik ve hukuki zeminde yürüdüğünü tekrar gündeme getirdi. Başaran’ın kendi ifadesiyle kızının sağlığı için yaptığı fedakarlık, beraberinde büyük bir servet transferini getirirken, bu transferin şeffaflık ve vergi boyutu da tartışma konusu. Hukukun vereceği karar, hem iki tarafın dürüstlük yükümlülüğü hem de kamu vicdanı açısından belirleyici olacak. Bu süreçte ortaya çıkan bilgiler, ülke gündemindeki yerini koruyacak gibi görünüyor.