Ankara'da Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) müfettişi Mehmet Aslan'ı yemekhane personeli olduğu adliye binasında ensesinden bıçaklayarak yaralayan Berat Çingay, 'Kasten öldürmeye teşebbüs' suçundan 18 yıl hapis, 'Hakaret' suçundan ise 42 bin 500 lira adli para cezasına mahkum edildi. Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada sanık Çingay, müfettiş Aslan'ı tehdit edip bıçakladığı olayın geçmişi ve gerekçeleriyle ilgili savunma yaptı.
Olayın geçmişi
Olay, 2023 yılı Eylül ayında Ankara Adliyesi'nde meydana geldi. HSK müfettişi Mehmet Aslan, adliye binasında görev yapan yemekhane personeli Berat Çingay hakkında bir soruşturma yürütüyordu. Soruşturma kapsamında Çingay'ın ifadesine başvurulması planlanırken, sanık Çingay müfettiş Aslan'a karşı kin beslemeye başladı. Olay günü, Çingay adliyenin yemekhanesinde çalışırken müfettiş Aslan'ı gördü ve yanına giderek tartışmaya başladı. Tartışma sırasında Çingay, cebinden çıkardığı bıçakla Aslan'ı ensesinden bıçakladı. Müfettiş Aslan ağır yaralanırken, olay yerindeki güvenlik görevlileri ve diğer personel tarafından durdurulan Çingay gözaltına alındı.
Mahkeme süreci
Berat Çingay hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 'Kasten öldürmeye teşebbüs', 'Hakaret' ve 'Tehdit' suçlarından iddianame düzenlendi. Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın duruşmasında sanık Çingay, müfettiş Aslan'a yönelik kastı olmadığını, sinir krizi geçirdiğini ve pişman olduğunu söyledi. Müfettiş Aslan ise olayın ardından uzun süre tedavi gördüğünü ve halen psikolojik destek aldığını belirtti. Mahkeme heyeti, sanığın eyleminin bilinçli ve kasten olduğu kanaatine vararak, 'Kasten öldürmeye teşebbüs' suçundan 18 yıl hapis cezasına çarptırdı. Hakaret suçundan ise 42 bin 500 lira adli para cezası verildi. Tehdit suçundan ise ceza tayinine yer olmadığına karar verildi.
Bağlam ve değerlendirme
Bu olay, adliyelerde görev yapan personele yönelik şiddetin yargı mensuplarını nasıl etkilediğini bir kez daha gündeme taşıdı. HSK müfettişi gibi yargı denetiminde görev yapan kişilere yönelik saldırılar, kurumların işleyişini tehdit ederken, yargı bağımsızlığı üzerinde de olumsuz etkiler yaratabilir. Mahkemenin verdiği ceza, bu tür eylemlerin ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğini göstermesi açısından önemlidir. Ancak olayın arka planında yatan soruşturma süreci ve adliye içi iletişim eksiklikleri de tartışılmayı hak ediyor. Yargı kurumlarının çalışanlarına yönelik koruyucu tedbirleri artırması ve personel eğitimlerine ağırlık vermesi, benzer olayların yaşanmasını engelleyebilir.