Rahim ağzı kanserlerinin yüzde 99'unun Human Papilloma Virüsü (HPV) kaynaklı olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. Ancak hastalığa karşı yüksek koruma sağlayan HPV aşısı, Türkiye'de hâlâ ücretli olarak uygulanıyor. Türk Tabipleri Birliği (TTB), aşının acilen Ulusal Aşı Takvimi'ne alınarak çocuklara ücretsiz yapılması gerektiğini vurguluyor. Bu durum, kadın sağlığını yoksulluk ve tabuların kıskacında bırakırken, önlenebilir bir kanser türünün halk sağlığı sorunu olarak varlığını sürdürmesine yol açıyor.
HPV Aşısında Ücret Engeli
HPV aşısı, rahim ağzı kanserine karşı en etkili korunma yöntemi olarak gösteriliyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), aşının kız ve erkek çocuklara 9-14 yaş arasında uygulanmasını öneriyor. Türkiye'de ise aşı, Ulusal Aşı Takvimi'nde yer almadığı için ebeveynler tarafından cepten karşılanmak zorunda. Yaklaşık 2 doz aşının maliyeti, asgari ücretle geçinen bir aile için ciddi bir yük oluşturuyor. Bu ekonomik bariyer, özellikle düşük gelirli kadınların ve kız çocuklarının korunmasız kalmasına neden oluyor.
TTB, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "HPV aşısı güvenli ve etkilidir. Ücretsiz olarak sunulması, toplum sağlığı açısından hayati önem taşır" ifadelerini kullandı. Aşı karşıtı söylemlerin ve tabuların da aşılanma oranlarını düşürdüğü belirtiliyor. Bazı aileler, aşının kız çocuklarını cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruyacağı yanılgısıyla aşıyı reddedebiliyor. Oysa HPV, yalnızca cinsel yolla değil, temas yoluyla da bulaşabiliyor ve rahim ağzı kanseri gelişimi için tek başına yeterli bir risk faktörü.
Yoksulluk ve Tabular Kısır Döngü Yaratıyor
Türkiye'de rahim ağzı kanseri tarama programları (Smear testi ve HPV DNA testi) ücretsiz olarak sunuluyor olsa da, aşının ücretli olması korunmada büyük bir boşluk yaratıyor. Kadınların sağlık hizmetlerine erişiminde yaşanan bölgesel ve ekonomik eşitsizlikler, bu boşluğu daha da derinleştiriyor. Kırsal bölgelerde yaşayan, eğitim seviyesi düşük veya maddi imkânları kısıtlı kadınlar, hem tarama hem de aşı hizmetlerinden yeterince yararlanamıyor.
Uzmanlar, HPV aşısının erkek çocuklara da yapılması gerektiğini hatırlatıyor. Zira HPV, erkeklerde de çeşitli kanserlere (anal, penis, orofaringeal) yol açabiliyor ve virüsün taşıyıcısı olabiliyor. Cinsiyet ayrımı gözetmeksizin aşılama, toplumsal bağışıklığı artırarak virüsün yayılımını durdurabilir. Ancak mevcut politikalar, aşıyı yalnızca isteyen ve ödeyebilen ailelerin çocuklarına ulaştırıyor.
Sağlık Bakanlığı'nın konuya ilişkin net bir adım atmaması, kamuoyunda tepkilere neden oluyor. TTB ve çeşitli kadın örgütleri, aşının ücretsiz olması için kampanyalar düzenliyor. Bilim insanları, HPV aşısının Ulusal Aşı Takvimi'ne girmesinin, uzun vadede sağlık harcamalarını azaltacağını ve binlerce hayatı kurtaracağını belirtiyor.
Bağlam: Önlenebilir Bir Kanserin İhmal Edilen Boyutu
Rahim ağzı kanseri, dünyada her yıl 600 binden fazla yeni vaka ve 340 binden fazla ölüme yol açıyor. DSÖ, 2030 yılına kadar rahim ağzı kanserini ortadan kaldırma stratejisi kapsamında, kız çocuklarının yüzde 90'ının HPV aşısı ile aşılanmasını hedefliyor. Türkiye'nin bu hedefe ulaşması için aşıyı ücretsiz ve zorunlu hale getirmesi gerekiyor. Aksi halde, önlenebilir bir hastalık nedeniyle kadınların hayatını kaybetmesi sürecek.
Sonuç olarak, HPV aşısının ücretsiz olması, yalnızca bir sağlık politikası değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitliği ve sosyal adalet meselesidir. Kadın sağlığını yoksulluk ve tabuların kıskacından kurtarmak için karar alıcıların bir an önce harekete geçmesi gerekiyor. Aşı, bilimsel gerçeklere dayalı, erişilebilir ve ücretsiz bir kamu hizmeti olarak sunulmadığı sürece, önlenebilir ölümler kaçınılmaz olacak.