İran devlet televizyonu, Tahran ile Washington arasında hazırlanan gayriresmi ilk mutabakat çerçevesinin taslağına ulaşıldığını duyurdu. Taslağa göre İran, Hürmüz Boğazı'ndaki ticari gemi geçişlerini savaş öncesi seviyeye çıkaracak; ABD ise İran çevresindeki askeri varlığını azaltmayı kabul ediyor. Bu gelişme, küresel enerji ticareti için kritik öneme sahip boğazda tansiyonun düşmesi ve petrol fiyatlarında istikrar sağlanması açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Mutabakat taslağında neler var?
İran devlet televizyonu tarafından yayınlanan taslağa göre, Tahran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndaki ticari gemi geçişlerini 2019 öncesi seviyelere çıkarmayı taahhüt ediyor. Bu, günde ortalama 17 milyon varil petrolün geçtiği boğazda geçiş güvenliğinin artırılmasını içeriyor. Karşılığında ABD, Basra Körfezi'ndeki askeri gücünü azaltmayı ve İran'a yönelik bazı yaptırımları gevşetmeyi kabul ediyor. Taslakta, BM denetimlerine izin verilmesi ve nükleer faaliyetlerin şeffaflaştırılması gibi maddeler de yer alıyor.
Ekonomik etkiler ne olacak?
Uzmanlar, anlaşmanın yürürlüğe girmesi halinde petrol fiyatlarında %5-10 arası bir düşüş bekliyor. Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemi trafiğinin artması, sigorta primlerini düşürecek ve navlun maliyetlerini azaltacak. Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için döviz tasarrufu sağlayacak bu gelişme, cari açığın daralmasına katkıda bulunabilir. Ancak anlaşmanın henüz resmi olarak imzalanmadığı ve taraflar arasında güven sorunu olduğu unutulmamalı.
Arka plan ve bağlam
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık %30'unun geçtiği stratejik bir su yolu. 2019'da ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesi ve İran'a yönelik yaptırımları artırmasıyla bölgede gerginlik tırmanmış, birçok tanker saldırıya uğramıştı. İran, misilleme olarak boğazdaki geçişleri kısıtlamış ve küresel petrol arzında dalgalanmalara neden olmuştu. Mevcut mutabakat, iki ülke arasında dolaylı müzakerelerin bir ürünü olarak görülüyor. Ancak İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri konusunda hala ciddi anlaşmazlıklar bulunuyor. Anlaşmanın başarıya ulaşması, sadece ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik istikrar için de kritik. Tarafların bir sonraki adımı, taslağı resmi bir anlaşmaya dönüştürmek olacak. Bu süreçte Katar ve Umman gibi arabulucu ülkelerin rolü belirleyici olabilir.