Hürmüz Boğazı'nda artan gerilim ve İran savaşının enerji piyasalarında yarattığı şok, gelişmiş ülkelerde çalışanların alım gücünü yeniden düşürdü. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki sert yükseliş, maaş artışlarını geride bırakarak enflasyonu körükledi. Avrupa ve ABD'de reel ücretlerde beklenen iyileşme zayıflarken ekonomik kırılganlık artıyor. Uzmanlar bölgesel krizin küresel etkilerinin uzun vadeli olacağı konusunda uyarıyor.
Enerji fiyatlarındaki artış alım gücünü nasıl etkiliyor?
Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol tankerlerine yönelik tehditler, varil fiyatını 90 doların üzerine çıkardı. Doğalgaz fiyatları da yüzde 15 arttı. Gelişmiş ülkelerde özellikle ulaşım ve ısınma maliyetleri yükselirken tüketici fiyatları beklentilerin üzerinde arttı. ABD'de enflasyon yıllık bazda yüzde 3.8'e, Euro Bölgesi'nde yüzde 3.2'ye çıktı. Ücret artışları ise yüzde 2.5 ile yüzde 3.0 arasında kalarak reel ücret kaybına neden oldu.
IMF verilerine göre, gelişmiş ekonomilerde ücretlerin satın alma gücü 2023 sonunda pandemi öncesi seviyelerin yüzde 1.5 altındaydı. Hürmüz Boğazı kriziyle bu açık daha da büyüdü. İşçi sendikaları hükümetlere çağrı yaparak enerji sübvansiyonlarının artırılmasını talep ediyor.
Küresel ekonomik görünüm ve jeopolitik riskler
Uzmanlar, Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklığın dünya ticaretinde yeni maliyet baskıları yarattığını belirtiyor. Petrol ithalatına bağımlı ülkelerde döviz talebi artarken, gelişmekte olan ekonomilerde gıda fiyatları da yükseliyor. Avrupa Merkez Bankası ve Fed, faiz indirimlerini erteleyerek krizin ekonomik büyümeyi yavaşlatmasını engellemeye çalışıyor. Ancak jeopolitik risklerin devam etmesi halinde stagflasyon senaryoları masaya geliyor. Bağımsız analistler, bu krizin küresel tedarik zincirlerinde kalıcı bir dönüşüm tetikleyebileceğini, enerji bağımsızlığına yönelik yatırımların hızlanacağını öngörüyor.