Hindistan'ın Madhya Pradesh eyaletine bağlı Ujjain şehrinde bulunan ve 1390 yılında Malva Sultanlığı döneminde Dilaver Han tarafından inşa ettirilen 600 yıllık Şahi Camii'nin bir bölümü, Hindu yönetim tarafından yıkım kararı alındı. Kararın gerekçesi olarak Hinduların Simhastha Kumbh Mela bayramı gösterildi. Yıkım sırasında caminin bir kısmı Müslüman cemaat tarafından gözyaşları içinde kendileri tarafından yıkıldı.
Yıkım Kararının Arka Planı
Ujjain, Hindistan'ın en kutsal Hindu hac merkezlerinden biri olarak biliniyor. Her 12 yılda bir düzenlenen Simhastha Kumbh Mela, milyonlarca Hindu hacıyı şehre çekiyor. Yerel yönetim, bu devasa etkinlik öncesinde tarihi caminin, hacıların geçiş güzergahında kaldığını ve güvenlik riski oluşturduğunu öne sürdü. Mahkeme kararıyla alınan yıkım kararı, caminin yalnızca bir bölümünü kapsıyordu; ancak uygulama sırasında caminin büyük bir kısmı yıkıldı.
Olay, Hindistan'da son yıllarda artan Hindu milliyetçiliği ve azınlık hakları tartışmalarının bir parçası olarak görülüyor. Şahi Camii, bölgedeki Müslüman toplum için sadece bir ibadet yeri değil, aynı zamanda yüzyıllara dayanan kültürel mirasın simgesiydi. Cemaat üyeleri, yıkım kararının kendilerine önceden bildirilmediğini ve savunma yapma imkânı tanınmadığını belirtiyor.
Müslüman Cemaatin Gözyaşları ve Tepkiler
Yıkım günü, caminin çevresinde toplanan Müslüman cemaat, ellerinde balyoz ve küreklerle kendi kutsal mekânlarını yıkmak zorunda kaldı. Görgü tanıklarına göre, birçok kişi gözyaşları içinde dualar ederek binanın taşlarını söktü. Cemaat liderlerinden Muhammed İlyas, "Bu cami atalarımızdan bize miras kaldı. Onu kendi ellerimizle yıkmak, kalbimizi paramparça etti. Ancak yıkım emri geldi ve direnmemiz mümkün değildi" ifadelerini kullandı.
Hindistan Müslüman Cemiyeti (Jamiat Ulema-e-Hind) olaya sert tepki gösterdi. Örgütün yaptığı yazılı açıklamada, "Tarihi bir caminin yıkılması, ülkedeki laik ve çoğulcu yapıya vurulmuş ağır bir darbedir. Bu karar, anayasal güvence altındaki din özgürlüğüne aykırıdır" denildi. Ayrıca, kararın arkasında siyasi motivasyonların olduğu iddia edildi.
Uluslararası insan hakları örgütleri de sessiz kalmadı. Amnesty International, Hindistan hükümetine çağrıda bulunarak, azınlıkların kültürel ve dini mirasının korunması gerektiğini vurguladı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, konuyla ilgili endişelerini dile getirdi.
Tarihi ve Siyasi Bağlam
Şahi Camii, 1390 yılında Malva Sultanlığı'nın kurucusu Dilaver Han tarafından yaptırılmıştı. Sultanlık döneminde bölgede İslam mimarisinin en güzel örneklerinden biri olarak kabul ediliyordu. Cami, 600 yıl boyunca ayakta kalmış, birçok savaş ve doğal afete rağmen yıkılmamıştı. Ancak 21. yüzyılda, dini ve siyasi gerilimlerin kurbanı oldu.
Hindistan'da iktidardaki Bharatiya Janata Partisi (BJP) ve ona bağlı Hindu milliyetçisi gruplar, uzun süredir Müslüman mirasına yönelik tartışmalı kararlar alıyor. 1992'de Babri Camii'nin yıkılması, ülke çapında büyük çaplı ayaklanmalara ve binlerce kişinin ölümüne yol açmıştı. Son yıllarda ise cami, türbe ve medreselerin "yasadışı yapı" gerekçesiyle yıkılması sıkça gündeme geliyor. Ujjain'deki olay, bu politikaların bir devamı olarak yorumlanıyor.
Öte yandan, Hindu gruplar, yıkımın yasal olduğunu ve şehir planlaması kapsamında yapıldığını savunuyor. Ujjain Belediye Başkanı Ramesh Sharma, "Bu karar tamamen idari bir karardır. Kumbh Mela sırasında milyonlarca insanın güvenliği için alınmıştır. Hiçbir dini gruba yönelik bir ayrımcılık söz konusu değildir" dedi. Ancak muhalefet partileri, kararın arkasında seçim öncesi oy kazanma hesaplarının olduğunu öne sürüyor.
Gelecek ve Değerlendirme
Şahi Camii'nin yıkımı, Hindistan'da laiklik ve azınlık hakları konusundaki hassasiyetleri bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Olay, sadece bir binanın yıkılması değil, aynı zamanda bir toplumun hafızasının silinmesi anlamına geliyor. Hindistan'ın çok kültürlü yapısı, bu tür kararlarla her geçen gün daha fazla zarar görüyor. Uluslararası toplumun tepkisi ve Hindistan içindeki sivil toplum kuruluşlarının çabaları, benzer olayların önlenmesi için kritik önem taşıyor. Ancak mevcut siyasi iklimde, azınlıkların kültürel mirasını korumak giderek zorlaşıyor. Ujjain'deki caminin yıkımı, Hindistan'ın gelecekte dini çoğulculuğu ne ölçüde koruyabileceği sorusunu akıllara getiriyor.