Hayvanlara yönelik şiddet, Türkiye'nin gündemine bir günde üç ayrı ilde yaşanan vahşetle damga vurdu. Giresun'da bir köpeğin, Zonguldak'ta bir kedinin ve İstanbul'da başka bir köpeğin maruz kaldığı şiddet olayları, toplumda büyük infial yarattı. Hayvan hakları aktivisti ve avukat Sevcan Çamlıdağ, bu olayların ardından yaptığı açıklamada, siyasi söylemlerin ve cezasızlığın şiddeti beslediğini vurgulayarak, 2024 yılında yürürlüğe giren Hayvanları Koruma Kanunu'ndaki düzenlemelerin etkin şekilde uygulanması gerektiğini belirtti. Çamlıdağ, "Cezasızlık algısı, hayvana şiddet uygulayanları cesaretlendiriyor" dedi.
Üç Şehirde Üç Ayrı Vahşet
Son 24 saat içinde yaşanan olaylar, hayvan hakları savunucularını ayağa kaldırdı. Giresun'un merkezinde bir köpeğin, kimliği belirsiz kişilerce darp edildiği ve yaralı halde bulunduğu ihbarı üzerine olay yerine ekipler sevk edildi. Yapılan ilk müdahalenin ardından köpek tedavi altına alınırken, saldırganların yakalanması için çalışma başlatıldı. Benzer bir olay Zonguldak'ın Kilimli ilçesinde yaşandı; bir kedinin, iddiaya göre bir kişi tarafından tekme ve yumrukla darp edildiği anlar, cep telefonu kamerasıyla kaydedildi. Görüntülerin sosyal medyada yayılması üzerine polis, şüpheliyi gözaltına aldı. Üçüncü olay ise İstanbul'un Arnavutköy ilçesinde meydana geldi. Bir iş yerinin önünde beslenen sokak köpeğine, bilanço ile vurulduğu iddia edilen saldırı, güvenlik kamerasına yansıdı. Ağır yaralanan köpek, veteriner kliniğinde tedaviye alındı.
Cezasızlık Sorunu ve Siyasi Söylemler
Avukat Sevcan Çamlıdağ, yaşanan bu üç olayın da cezasızlık politikasının ve toplumda oluşan "hayvan maldır" algısının bir sonucu olduğunu söyledi. Çamlıdağ, "Son yıllarda bazı siyasi çevrelerden 'hayvanlar maldır ve sahiplenilmelidir' şeklinde özetlenebilecek söylemler, bu tür şiddet olaylarının zeminini hazırlıyor. Cezasızlık da işin cabası. 2024 yılında Hayvanları Koruma Kanunu'nda yapılan değişiklikler, hayvanlara eziyet ve öldürme suçlarını ağırlaştırarak hapis cezası getirdi. Ancak yasa ne kadar iyi olursa olsun, uygulanmadığı sürece bir anlam ifade etmiyor" dedi. Yeni düzenlemeyle hayvan sahiplenme konusunda da kısıtlamalar getirilmiş, sahiplenme ile ilgili olarak vatandaşların yükümlülükleri artırılmıştı. Ancak Çamlıdağ, özellikle sokak hayvanlarına yönelik şiddet eylemlerinin, faillerin yakalanamaması halinde devam edeceğine dikkat çekti.
Çamlıdağ, savcılıkların ve mahkemelerin bu konudaki duyarlılığının artması gerektiğini belirterek, "Elbette hayvan hakları savunucuları olarak bizler de şikayetçi oluyoruz, ancak süreç çok uzuyor. Faillerin bir an önce yargı önüne çıkarılması ve hakkında ceza verilmesi toplumda caydırıcı olacaktır. Ayrıca belediyelerin, hayvan bakımevleri ve rehabilitasyon merkezleri ile işbirliği içinde çalışması, sokak hayvanlarının yaşam koşullarını iyileştirmesi kritik" dedi.
Uzmanlardan Çağrı: Eğitim ve Denetim Şart
Hayvan hakları derneklerinin temsilcileri ve veteriner hekimler, şiddet olaylarının önlenmesi için toplumsal eğitim ve yasal denetimin bir arada yürütülmesi gerektiğini savunuyor. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilüfer Erkmen, "Bu tür olayların arka planında psikolojik sorunlar, cezasızlık ve eğitimsizlik yatıyor. İlkokuldan itibaren hayvan sevgisi ve hayvan hakları eğitimi verilmeli. Ayrıca hayvana şiddet uygulayan kişilerin, insanlara şiddet uygulama potansiyeli de yüksek olduğu unutulmamalı. Bu nedenle bu olaylar sadece hayvan hakları değil, toplum güvenliği açısından da ele alınmalı" şeklinde konuştu.
Öte yandan, yaşanan olaylarla ilgili hayvanseverler sosyal medyada kampanyalar başlattı. Giresun'daki köpeğin tedavisi için bağış toplanırken, Zonguldak'ta gözaltına alınan zanlının, çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakılması tepkilere yol açtı. İstanbul'daki saldırganın kimliğinin belirlenmesi için de emniyet güçleri çalışmalarını sürdürüyor. Hayvanların yaşam haklarına saygı gösterilmesi ve bu tür vahşetlerin son bulması için toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini vurgulayan aktivistler, yasal düzenlemelerin kararlılıkla uygulanmasını bekliyor.
Yeni Yasa Yürürlükte: Uygulama Süreci İzlenecek
2024 yılında yürürlüğe giren Hayvanları Koruma Kanunu'ndaki değişiklikler, hayvanları "mal" statüsünden çıkarıp "can" olarak tanımladı ve haklarını güçlendirdi. Kanuna göre, evcil hayvan veya sokak hayvanı ayrımı olmaksızın, bir hayvana ekonomik değer biçilemeyeceği hükme bağlandı. Yasa, hayvanlara eziyet edenlere 50 bin TL'ye kadar idari para cezası, hayvan öldürenlere ise 2-4 yıl hapis cezası öngörüyor. Ayrıca sahiplenilen hayvanlara işkence edenlere yönelik yaptırımlar da artırıldı.
Sevcan Çamlıdağ, yasanın uygulanmasının yakından takipçisi olacaklarını belirterek, "Yasanın varlığı yetmez, etkin uygulanması şart. Savcıların bu konudaki hassasiyeti artmalı, toplum da hayvana şiddet olaylarını mutlaka ihbar etmeli. Ayrıca belediyeler ve emniyet güçleri arasındaki koordinasyon güçlendirilmeli. Toplum olarak hayvanlara karşı sorumluluğumuzu yerine getirebilirsek, bu tür olayların önüne geçebiliriz" dedi.
Türkiye'de hayvan hakları konusunda yaşanan bu gelişmeler, toplumun vicdanında yer bulurken, hem siyasi iradenin hem de yargı organlarının önünde somut adımlar atması, hayvanların hak ettikleri yaşam koşullarına kavuşması için büyük önem taşıyor. Hayvanları koruma konusunda verilen mücadelenin, bir günde üç ilde yaşanan vahşet örnekleriyle ne kadar kritik olduğu bir kez daha ortaya çıktı.