Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 2027 yılına yönelik 480 bin baş sığır ithalatı planı, hayvancılık sektöründe ve uzmanlar arasında sert tepkilere yol açtı. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden Selçuk Karakülçe, ithalattaki düşüşün başarı değil, küçük üreticinin iflası anlamına geldiğini belirterek, "Üretici Et ve Süt Kurumu baskısıyla pes etti, yurttaş et tüketemez hale geldi" dedi. Sektör temsilcileri, ithalat planının yerli üretimi daha da kırılgan hale getireceği uyarısında bulunuyor.
İthalat Planı ve Tepkiler
Tarım Bakanlığı'nın 2027 için öngördüğü 480 bin baş sığır ithalatı, hayvancılıkla uğraşan küçük aile işletmelerinin sonunu getirebilir. Uzmanlar, son yıllarda ithalatta yaşanan düşüşün aslında olumlu bir gelişme gibi sunulduğunu, ancak bunun arkasında yatan gerçeğin üreticinin piyasadan çekilmesi olduğunu vurguluyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde görevli Selçuk Karakülçe, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Üretici Et ve Süt Kurumu'nun uyguladığı fiyat baskısı nedeniyle pes etti. Artık yurttaş et tüketemez hale geldi. İthalat planı, bu kötü gidişatı daha da derinleştirecek" ifadelerini kullandı.
Karakülçe'nin sözleri, sektördeki genel hoşnutsuzluğu yansıtıyor. Son yıllarda artan yem maliyetleri, düşük alım fiyatları ve desteklemelerin yetersizliği nedeniyle birçok besici hayvanlarını kesmek zorunda kaldı. Bu durum, et fiyatlarında dalgalanmalara ve arz sıkıntısına yol açtı. Bakanlık ise ithalatı bir çözüm olarak görüyor; ancak üreticiler, ithalatın yerli üretimi teşvik etmediğini, aksine bağımlılığı artırdığını savunuyor.
Arka Plan: Hayvancılıkta Yaşanan Kriz
Türkiye'de hayvancılık sektörü uzun süredir yapısal sorunlarla boğuşuyor. 2000'li yılların başından itibaren uygulanan tarım politikaları, küçük ölçekli üreticilerin aleyhine işledi. Et ve Süt Kurumu'nun (ESK) piyasa düzenleme görevi, zaman zaman üretici fiyatlarını baskı altına aldı. Özellikle 2018 sonrası yaşanan ekonomik kriz, yem, ilaç ve enerji maliyetlerini artırdı. Pandemi ve Rusya-Ukrayna savaşı, küresel emtia fiyatlarını yükselterek sektördeki krizi derinleştirdi.
Resmi verilere göre, son beş yılda kırmızı et üretimi azalırken, ithalat rakamları dalgalı bir seyir izledi. 2023'te ithalatın düşmesi, bazı çevrelerce olumlu karşılandı; ancak bu düşüşün temel nedeni, ithalata kaynak ayıracak dövizin bulunamaması ve küçük üreticinin iflası oldu. Uzmanlar, ithalatın azalmasının üretimin arttığı anlamına gelmediğini, aksine arzın daraldığını gösterdiğini belirtiyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin tarım danışmanlarından alınan bilgilere göre, Ege Bölgesi'nde besicilik yapan ailelerin sayısı son üç yılda yüzde 30 azaldı. Birçok köyde ahırlar boş kaldı. Karakülçe, "Küçük üretici desteklenmeden bu iş düzelmez. İthalat çözüm değil, geçici bir yamadır. Kalıcı çözüm için yerli üretimi teşvik edecek politikalar şart" diye konuştu.
Uzman Görüşleri ve Çözüm Önerileri
Ziraat Mühendisleri Odası ve hayvancılık kooperatifleri, hükümete çağrıda bulunarak ithalat yerine yerli üreticiye doğrudan destek verilmesini öneriyor. Öneriler arasında yem desteğinin artırılması, ESK alım fiyatlarının maliyetleri karşılayacak seviyeye çekilmesi ve küçük işletmelere faizsiz kredi sağlanması yer alıyor. Ayrıca, et fiyatlarındaki spekülasyonun önlenmesi için sıkı denetim yapılması gerektiği vurgulanıyor.
Tarım Bakanlığı ise ithalat planını, "et arz güvenliğini sağlamak ve fiyat istikrarını korumak" gerekçesiyle savunuyor. Bakanlık yetkilileri, ithalatın yanı sıra yerli üretimi artıracak projelerin de devam ettiğini belirtiyor. Ancak sektör temsilcileri, bu açıklamaların sahada karşılık bulmadığını, çiftçinin umudunu yitirdiğini dile getiriyor.
Önümüzdeki dönemde, ithalat planının hayata geçip geçmeyeceği ve yerli üreticinin kaderini nasıl etkileyeceği merak konusu. Ekonomik koşullar düzelmedikçe, hayvancılıkta yaşanan çöküşün süreceği öngörülüyor. Uzmanlar, ithalatın kısa vadede fiyatları düşürse bile uzun vadede ülkeyi dışa bağımlı hale getireceği uyarısında bulunuyor.
Sonuç olarak, hayvancılık politikalarının yeniden gözden geçirilmesi, küçük üreticinin korunması ve yerli üretimin teşvik edilmesi gerekiyor. Aksi halde, "Hayvancılar pes ediyor" manşeti daha sık duyulacak gibi görünüyor.