UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde yer alan Çorum'daki Hattuşa Antik Kenti'nde yürütülen kazılarda, Asur Ticaret Kolonileri Çağı'na tarihlenen yaklaşık 3 bin 800 yıllık bir depolama ve ticaret merkezi keşfedildi. Kazı ekibi, teraslama yöntemiyle yerleştirilmiş 16 büyük küpü açığa çıkararak, Hitit öncesi dönemin ticari yaşamına ışık tutacak önemli bulgulara ulaştı. Bu keşif, Anadolu'nun en eski ticaret ağlarından birinin kalbine dair yeni soruları da beraberinde getirdi.
Kazılarda Ortaya Çıkan Dev Küpler
Hattuşa'nın aşağı şehir bölgesinde gerçekleştirilen kazılarda, toprak altından çıkarılan 16 küp, dönemin depolama ve ticaret anlayışını gözler önüne seriyor. Her biri yaklaşık 1.5 metre yüksekliğinde ve 2 ton ağırlığında olan bu küplerin, tahıl, zeytinyağı ve şarap gibi ürünleri saklamak için kullanıldığı tahmin ediliyor. Kazı Başkanı Prof. Dr. Andreas Schachner, küplerin bulunduğu alanın, Hitit öncesi dönemde büyük bir ticaret merkezi olduğunu belirterek, "Bu küpler, o dönemdeki ticaretin boyutunu ve organizasyonunu anlamamız açısından çok değerli. Ayrıca, teraslama yöntemiyle yapılan yerleşim, bölgenin topoğrafyasına uyum sağlama konusundaki ustalıklarını gösteriyor" dedi.
Hitit Öncesine Ait Ticaret Ağının Merkezi
Asur Ticaret Kolonileri Çağı (M.Ö. 1950-1750), Anadolu'da yazının ilk kez kullanıldığı ve Mezopotamya ile yoğun ticari ilişkilerin kurulduğu bir dönem olarak biliniyor. Hattuşa'daki bu yeni keşif, kentin o dönemde de önemli bir ticaret merkezi olduğunu kanıtlar nitelikte. Prof. Dr. Schachner, "Hititler, Hattuşa'yı başkent yapmadan önce de burada yerleşim vardı ve bu bölge, Asurlu tüccarların uğrak noktalarından biriydi. Bu küpler, o dönemin ticaret hacmini gözler önüne seriyor" şeklinde konuştu. Bulunan küplerin çevresinde ayrıca çeşitli çanak çömlek parçaları ve hayvan kemikleri de ele geçirildi. Bu buluntuların, dönemin günlük yaşamına ve beslenme alışkanlıklarına dair ipuçları sağlaması bekleniyor.
Hattuşa'nın Tarihi Önemi
Çorum'un Boğazkale ilçesinde yer alan Hattuşa, Hitit İmparatorluğu'nun başkenti olarak M.Ö. 17. yüzyılda kurulmuş ve M.Ö. 12. yüzyıla kadar önemini korumuştur. Şehir, devasa surları, yer altı tünelleri ve anıtsal kral kapılarıyla dikkat çekiyor. Hititlerin başkenti olmadan önce de Hattuşa'nın önemli bir ticaret merkezi olduğu, Asurlu tüccarlara ait tabletlerde geçen kayıtlardan biliniyordu. Ancak bu keşif, ticari faaliyetlerin boyutunu somut olarak ortaya koyması açısından ayrı bir öneme sahip.
Geleceğe Yönelik Kazı Çalışmaları
Kazı ekibi, küplerin bulunduğu alanda çalışmalarını sürdürürken, bölgenin tamamının planlı bir şekilde ortaya çıkarılmasını hedefliyor. Prof. Dr. Schachner, "Önümüzdeki yıllarda bu alanın çevresinde kazılarımızı genişleterek, ticaret merkezinin işleyişi hakkında daha detaylı bilgi edinmeyi umuyoruz. Ayrıca küplerin içeriklerinin analiz edilmesi, dönemin tarım ürünleri ve ticaret yolları hakkında daha fazla bilgi sağlayabilir" diye ekledi. Hattuşa'daki kazılar, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izniyle Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından yürütülürken, çalışmalara her yıl çok sayıda uluslararası öğrenci ve uzman katılıyor.
Anadolu'nun Kültürel Zenginliğinin Kanıtı
Bu tür keşifler, Anadolu'nun binlerce yıllık tarihine ışık tutmanın yanı sıra, bölgenin kültürel zenginliğini de gözler önüne seriyor. Hattuşa'daki depolama küplerinin bulunması, sadece bir arkeolojik buluntu olmanın ötesinde, dönemin ticaret sistemini, tarım faaliyetlerini ve sosyal yapısını anlamamıza yardımcı oluyor. Uzmanlar, bu keşfin, Hitit öncesi Anadolu'nun karmaşık toplumsal yapısı hakkında bilinenleri revize etmemize yol açabileceğini belirtiyor. Anadolu topraklarının altında yatan ve hâlâ gün yüzüne çıkmayı bekleyen bu tür zenginlikler, bölgenin tarih boyunca ne kadar önemli bir kavşak noktası olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.