Adana'da Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi'nin radyoloji bölümüne ait depoda yapılan sayımda, piyasa değeri yaklaşık 15 milyon Türk Lirası olan ilaçların eksik olduğu tespit edildi. Olayla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan depo sorumlusu E.K.'nin, ifadesinde "Borcum vardı, ilaçları sattım" dediği öğrenildi. Bu itiraf, hastane yönetimini ve güvenlik birimlerini şoke ederken, sağlık sisteminde denetim zafiyetini bir kez daha gündeme getirdi.
15 Milyonluk İlaç Stoğu Nasıl Kayboldu?
Edinilen bilgilere göre, hastanenin radyoloji bölümünde kullanılan kontrast maddeler ve çeşitli tıbbi sarf malzemelerinin depolandığı alanda, rutin envanter sayımı yapıldığı sırada büyük bir açıkla karşılaşıldı. Sayım sonucunda, özellikle bazı yüksek fiyatlı ilaçların ve medikal ürünlerin eksik olduğu belirlendi. Hastane yönetimi, durumu derhal hastane polisine ve Cumhuriyet Başsavcılığına bildirdi. Yapılan ilk incelemelerde, kayıpların son birkaç ay içinde meydana geldiği ve depoya sadece yetkili personelin girebildiği tespit edildi. Bu tespit, şüpheleri depo sorumlusu üzerinde yoğunlaştırdı. Güvenlik kamerası kayıtları ve giriş-çıkış logları incelendikten sonra, depo sorumlusu E.K. gözaltına alındı. E.K., emniyetteki ifadesinde borçları olduğunu ve bu borçları kapatmak amacıyla ilaçları dışarıya sattığını itiraf etti. Satılan ilaçların büyük bir kısmının özel hastanelere ve medikal firmalara verildiği iddia edildi. Zanlının, ilaçları nasıl depodan çıkardığı ve anlaştığı kişilerle nasıl bağlantı kurduğu soruşturmanın odak noktasını oluşturuyor.
Olayın Ardındaki Yapısal Sorunlar
Bu olay, sadece bir kişinin suçunu değil, aynı zamanda kamu hastanelerindeki stok yönetimi ve denetim mekanizmalarındaki zafiyetleri de ortaya koydu. Sağlık Bakanlığı'nın geçtiğimiz yıllarda hastanelerde dijital stok takip sistemlerini yaygınlaştırma çalışmalarına rağmen, Balcalı Hastanesi gibi büyük kurumlarda bile bazı depoların hâlâ eski usul yöntemlerle yönetildiği biliniyor. Uzmanlar, ilaçların çevrimiçi takip edilmemesi, sayımların sık yapılmaması ve personelin güvenilirlik kontrolünün yetersiz olması gibi sorunların, bu tür suistimallere zemin hazırladığını belirtiyor. Ayrıca, hastane idaresinin ve üst düzey yetkililerin, depo sorumlusunun mali durumu hakkında bilgi sahibi olup olmadığı veya ihmalkâr davranıp davranmadığı da ayrı bir soruşturma konusu. Adana İl Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekipler, E.K.'nin bağlantılı olduğu düşünülen kişilere yönelik operasyon düzenlerken, ilaçların bir kısmının geri getirilip getirilmediği ve satıştan elde edilen paranın takibi de yapılıyor.
Sağlıkta Güven Krizi ve Toplumsal Etkiler
Bu tür vakalar, vatandaşların sağlık kurumlarına olan güvenini sarsarken, kamu kaynaklarının israf edilmesine de yol açıyor. Çalınan ilaçların maddi olarak 15 milyon liraya ulaşması, bu kaynakların başka ihtiyaçlar için kullanılmasını engelliyor. Ayrıca, hastanenin radyoloji biriminde gerekli görüntüleme işlemleri için kontrast maddeler bulunmadığında, hastaların tetkikleri ertelenebilmekte veya özel hastanelere yönlendirilebilmektedir. Bu durum, kamu hastanelerinde zaten yoğun olan randevu ve tedavi süreçlerini daha da zorlaştırıyor. Sağlık Bakanı'nın konuyla ilgili bir açıklama yapmaması dikkat çekerken, Çukurova Üniversitesi Rektörlüğü'nden yapılan yazılı açıklamada, olayın adli makamlara intikal ettiği ve gerekli idari soruşturmanın başlatıldığı belirtildi. Açıklamada, benzer olayların yaşanmaması için depo güvenliği ve stok takip sistemlerinin güçlendirileceği ifade edildi.
Adli Süreç ve Alınacak Önlemler
Polis ekiplerinin titiz çalışması sonucunda gözaltına alınan E.K., emniyetteki ifadesinin ardından adliyeye sevk edildi. Savcılık sorgusunda da aynı itirafı tekrarlayan zanlı, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bu sırada, hastane yönetimi depo güvenlik kameralarını yeniledi, bazı personelin görev yerleri değiştirildi ve sayımların düzenli aralıklarla yapılması kararlaştırıldı. Ancak uzmanlar, bu tür önlemlerin tek başına yeterli olmadığını, hastane yöneticilerinin ve tıbbi malzeme sorumlularının periyodik olarak denetlenmesi, personel geçmişlerinin ve yaşam standartlarının kontrol edilmesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, ilaçların karekodla izlendiği ulusal bir sistemin eksiksiz uygulanması halinde, bu tür kayıpların çok daha hızlı tespit edilebileceği ifade ediliyor. Türkiye genelinde son yıllarda art arda yaşanan hastane ilaç vurgunu haberleri, sağlık sektöründe şeffaflık ve hesap verebilirliğin önemini bir kez daha gösteriyor. Bu vaka, sadece Adana için değil, tüm ülke için önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Toplumun ve sağlık çalışanlarının, bu tür olayların faillerinin en ağır şekilde cezalandırılması ve kurumsal önlemlerin alınması yönünde beklentileri sürüyor.