Aksâ Tufanı'nın mimarlarından ve Hamas Siyasi Büro Başkanı olan merhum İsmail Heniyye, suikasttan önceki son önemli konuşmalarından birinde, direnişin stratejik derinliğine dair çarpıcı mesajlar verdi. Heniyye, Dünya Müslüman Âlimler Birliği'nin 9-10 Ocak 2024'te Katar'ın başkenti Doha'da düzenlediği toplantıda, Aksâ Tufanı öncesinde yaşanan üç kritik gelişmeye dikkat çekmişti. Bu açıklamalar, Hamas'ın sadece askeri bir güç değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel dengeleri okuyan bir hareket olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Heniyye'nin şehadetinin ardından, bu mirasın nasıl yorumlandığı ve Hamas'ın çizgisinin nereye evrileceği, Orta Doğu siyasetinin en önemli başlıklarından biri haline geldi.
Heniyye'nin Üç Kritik Gelişme Analizi
Heniyye'nin konuşmasında bahsettiği üç gelişme, Filistin direnişinin son dönemdeki dönüm noktalarını özetliyor. Bunlardan ilki, İsrail'in işgal politikalarının Filistin halkı üzerindeki artan baskısıydı. Özellikle Mescid-i Aksa'ya yönelik kısıtlamalar ve yerleşimci terörü, direnişin meşruiyet zeminini güçlendirmişti. İkinci gelişme, Arap ve İslam dünyasında Filistin davasına verilen desteğin yeniden canlanmasıydı. 2020'de başlayan normalleşme anlaşmalarına rağmen, Aksâ Tufanı ile birlikte sokakların ve kamuoyunun sesi değişti. Üçüncü olarak ise, uluslararası toplumdaki İsrail eleştirilerinin artması, özellikle Batı'da üniversitelerde ve sosyal medyada yükselen sesler, Hamas'ın diplomatik alanda da bir kazanım olarak gördüğü bir gelişme oldu.
Heniyye, bu konuşmasında ayrıca direnişin sadece askeri bir mücadele olmadığını, aynı zamanda siyasi ve diplomatik bir mücadele olduğunu vurguladı. Hamas'ın önümüzdeki dönemde okuyacağı çizginin bu üç eksen üzerine inşa edilebileceği öngörülüyor. Öncelikle işgal altındaki topraklarda halkın günlük hayatını etkileyen pratik sorunlara odaklanılacak gibi görünüyor. İkinci eksende, İslam dünyasıyla ilişkileri güçlendirme ve Filistin davasını İslami bir çerçevede yeniden öne çıkarma çabası dikkat çekiyor. Üçüncü eksende ise uluslararası mahkemeler ve insan hakları örgütleri nezdinde İsrail'i soykırım ve savaş suçlarıyla yargı önüne çıkarma çalışmaları yer alıyor.
Şehadet Sonrası Hamas'ın Yönü
İsmail Heniyye'nin 31 Temmuz 2024'te Tahran'da suikast sonucu öldürülmesi, Hamas içinde yeni bir dönemi başlattı. Yerine geçen Yahya Sinvar gibi isimlerle birlikte hareketin çizgisinin daha da radikalleşeceği yorumları yapılıyor. Ancak Heniyye'nin mirası, sadece liderlik kadrolarıyla sınırlı değil. Onun ortaya koyduğu stratejik vizyon, hareketin gelecekteki kararlarında belirleyici olmaya devam edecek. Doha merkezli siyasi büronun uluslararası temsil gücü ile Gazze'deki askeri kanadın saha gerçekleri arasındaki denge, Hamas'ın çizgisinin ne olacağının ana belirleyicisi olacak.
Uzmanlara göre Hamas, Heniyye'nin çizdiği çerçeveyi koruyarak hem mücadeleci hem de pragmatik bir yaklaşım sürdürecek. Aksâ Tufanı'nın yarattığı askeri ve siyasi kazanımların korunması, ateşkes anlaşmalarının sürdürülebilmesi ve Filistinli gruplar arasındaki birliğin pekiştirilmesi temel hedefler olacak. Ancak İsrail'in Gazze'deki operasyonları ve bölgesel gerginlikler, bu hedefleri zorlaştırıyor. Hamas'ın, Heniyye'nin vurguladığı 'üç gelişmeyi' kendi lehine çevirip çeviremeyeceği, önümüzdeki dönemde Orta Doğu'nun en kritik sorusu olarak masada duruyor.
Bağımsız değerlendirme: Heniyye'nin suikastı, Hamas'ın çizgisini bir liderin karizmasından çok kurumsal bir yapının sürdürülebilir stratejisine taşıyabilir. Hareketin uzun vadeli varlığı, bu stratejik vizyonu korumasına ve halk tabanındaki meşruiyetini güçlendirmesine bağlıdır. Uluslararası toplumun İsrail'e yönelik artan baskısı, bu süreçte Hamas'a dolaylı da olsa destek sağlayabilir. Ancak bölgesel ve küresel güçlerin çıkarları, Hamas'ın önündeki engelleri aşmasını her zaman zorlaştıracaktır.