İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, kayyum atanan Halk TV'nin sahibi Cafer Mahiroğlu hakkında yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 7'si tutuklama, 5'i ise adli kontrol talebiyle nöbetçi sulh ceza hâkimliğine sevk edildi. Şüphelilerin, Mahiroğlu'na ait şirketlerde usulsüz işlemler yaptıkları iddiasıyla ifade verdikleri öğrenildi. Soruşturmanın, mali suçlar ve örgütlü yapı iddiaları üzerine yoğunlaştığı belirtiliyor.
Soruşturmanın Ayrıntıları
Edinilen bilgilere göre, savcılık, Cafer Mahiroğlu'nun yönetimindeki medya kuruluşlarında ve bağlantılı şirketlerde 2020-2023 yılları arasında gerçekleştirilen finansal işlemleri mercek altına aldı. İncelemelerde, şirket kaynaklarının amaç dışı kullanıldığı ve bazı ihalelere fesat karıştırıldığı iddiaları yer alıyor. Gözaltına alınan 12 kişi arasında üst düzey yöneticiler, muhasebe sorumluları ve danışmanlar bulunuyor. Şüphelilerin emniyetteki işlemleri tamamlandıktan sonra sağlık kontrolünden geçirilerek adliyeye sevk edildiği aktarıldı.
Nöbetçi sulh ceza hâkimliğine çıkarılan şüphelilerden 7'si için 'suç işlemek amacıyla örgüt kurma', 'nitelikli dolandırıcılık' ve 'resmi belgede sahtecilik' suçlamalarıyla tutuklama talep edildi. Diğer 5 şüpheli için ise yurt dışına çıkış yasağı ve belirli aralıklarla imza atma gibi adli kontrol tedbirleri isteniyor. Mahkemenin talepleri değerlendirme sürecinin devam ettiği ve kararın gün içinde açıklanmasının beklendiği ifade edildi.
Medya ve Siyaset Gündeminde Yankı
Olay, Halk TV'ye kayyum atanmasının ardından başlatılan soruşturmanın bir parçası olarak görülüyor. Muhalefet partileri, soruşturmanın siyasi baskı aracı olarak kullanıldığını savunurken, iktidar kanadı yargının bağımsız hareket ettiğini ve mali suçlarla mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğünü dile getiriyor. Geçtiğimiz haftalarda Halk TV'nin yönetimine kayyum atanması, kamuoyunda geniş yankı uyandırmış ve çeşitli protestolara sahne olmuştu. Şimdi ise gözaltı ve tutuklama talepleri, soruşturmanın medya organlarını da kapsayacak şekilde genişleyebileceği yorumlarına yol açtı.
Cafer Mahiroğlu'nun avukatları, müvekkillerinin suçsuz olduğunu ve iddiaların asılsız olduğunu belirterek, savunma için gerekli delillerin toplanmasına henüz fırsat verilmediğini öne sürdü. Avukatlar, gözaltı süresinin uzatılmasının hukuka aykırı olduğunu savunarak, müvekkillerinin serbest bırakılması için itirazda bulunacaklarını açıkladı. Soruşturmanın derinleşmesiyle birlikte, önümüzdeki günlerde yeni gözaltıların olabileceği konuşuluyor.
Arka Plan: Halk TV ve Kayyum Süreci
Halk TV, 2023 yılında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından yönetimine el konulan şirketler arasında yer alıyordu. Mahiroğlu'nun sahip olduğu medya grubuna yönelik mali incelemeler, kayyum atanmasıyla sonuçlanmıştı. Kayyum atanması kararı, muhalefet ve medya özgürlüğü savunucuları tarafından eleştirilmiş, hükümet ise kararın yargı kararlarına dayandığını ve mali usulsüzlüklerin tespit edildiğini belirtmişti. Soruşturmanın, kayyum sürecinin ardından ceza hukuku boyutuyla ilerlediği görülüyor.
Uzmanlar, soruşturmanın seyri ve tutuklama taleplerinin, medya kuruluşlarına yönelik yargısal süreçlerin nasıl işleyeceğine dair bir gösterge olabileceğini değerlendiriyor. Öte yandan, gözaltına alınan kişilerin sayısı ve tutuklama talebinin yüksekliği, dosyanın kapsamının geniş olduğuna işaret ediyor. Kamuoyu, mahkemenin vereceği kararı ve soruşturmanın bundan sonraki aşamalarını yakından takip ediyor.
Hukukçular, adli kontrol talebiyle sevk edilen 5 kişi için mahkemenin takdir yetkisini kullanacağını, tutuklama talebiyle sevk edilenlerin ise delil durumuna göre değerlendirileceğini belirtiyor. Soruşturmanın, Mahiroğlu'nun mal varlığına yönelik tedbirleri de içerebileceği konuşuluyor. Önümüzdeki günlerde iddianamenin hazırlanması ve dosyanın mahkemeye taşınması bekleniyor.
Bu gelişme, Türkiye'de medya-iktidar ilişkileri ve yargı bağımsızlığı tartışmalarını yeniden alevlendirebilir. Halk TV'nin yayın çizgisi ve muhalif kimliği, soruşturmanın siyasi sonuçları açısından dikkatle izlenmesi gereken bir konu olarak öne çıkıyor. Kamuoyunun büyük bölümü, sürecin şeffaf ve hukuk devleti ilkelerine uygun yürütülmesini talep ediyor.