Polonya asıllı İsrailli tanınmış Haham Dov Lior, Batı Şeria'da Filistinlilere ait zeytin bahçelerinin yağmalanmasını meşrulaştıran bir fetva yayınladı. Lior, istilacı Yahudi yerleşimcilerin Filistinlilerin zeytinlerini toplamasını kutsal metinlerdeki bir emrin yerine getirilmesi olarak yorumladı. Bu açıklama, bölgede zaten gergin olan atmosferi daha da tırmandırdı.
Yağma fetvasının ayrıntıları
Haham Dov Lior'un fetvası, Batı Şeria'daki yerleşimcilere Filistinlilere ait zeytinlikleri ele geçirme çağrısı niteliğinde. Lior, "Yahudi halkı, her gün dualarımızda ifade ettiğimiz üzere İsrail toprağının tamamına sahiptir. Bu topraklardaki ürünler de Yahudi halkının mülküdür. Dolayısıyla Filistinlilerin zeytinlerini toplamak bir hak değil, bir görevdir" ifadelerini kullandı. Bu sözler, işgal altındaki topraklarda yaşayan Filistinli çiftçiler için ciddi bir tehdit oluşturuyor.
Fetva, İsrail'in resmi yasalarıyla da çelişiyor. Ancak radikal yerleşimci gruplar arasında bu tür dini yorumlar giderek daha fazla taraftar buluyor. Lior'un açıklamaları, zaten hassas olan bölgede yeni bir şiddet dalgasının fitilini ateşleyebilir.
Filistinlilerin tepkisi ve olası sonuçları
Filistinli yetkililer, bu fetvayı "nefret suçu" olarak nitelendirerek uluslararası kamuoyunu göreve çağırdı. Filistin Kurtuluş Örgütü'nden yapılan yazılı açıklamada, "Bu tür dini emirler, işgal altındaki halkımıza yönelik sistematik bir saldırının parçasıdır. Dünya sessiz kalmamalıdır" denildi. Bölgedeki zeytin hasadı mevsiminin yaklaşması, olayın yakın vadede somut çatışmalara yol açabileceği endişesini artırıyor.
Güvenlik uzmanları, fetvanın ardından yerleşimcilerin Filistin köylerine yönelik saldırılarında artış olabileceği uyarısında bulunuyor. Geçmiş yıllarda da benzer dini çağrıların ardından zeytinliklerde tahribat, ağaç kesimi ve ürün gaspı olayları yaşanmıştı. Bu durum, Filistin ekonomisinin can damarı olan zeytincilik sektörünü doğrudan vuruyor.
Uluslararası hukuk ve insan hakları boyutu
Uluslararası hukuka göre, işgal altındaki topraklarda yerleşimci faaliyetleri yasadışı. Dördüncü Cenevre Sözleşmesi, işgalci gücün sivil halkın mülkiyetine el koymasını yasaklıyor. Haham Lior'un fetvası, bu hukuki çerçeveyi açıkça ihlal ediyor. İnsan hakları örgütleri, İsrail hükümetini bu tür kışkırtıcı açıklamalara karşı harekete geçmeye çağırıyor.
Ancak İsrail yönetiminden şu ana kadar resmi bir kınama gelmedi. Aksine, bazı hükümet yetkilileri yerleşimcilerin güvenliğini bahane ederek bu tür eylemleri dolaylı yoldan destekleyen açıklamalar yapabiliyor. Bu durum, Filistinlilerin adalet arayışını zorlaştırıyor.
Dini metinlerin istismarı
Haham Dov Lior, daha önce de tartışmalı fetvalarıyla gündeme gelmiş bir isim. Radikal görüşleriyle bilinen Lior, geçmişte Filistinlilere yönelik şiddeti teşvik eden açıklamaları nedeniyle eleştirilmişti. Bu son fetvası, dini metinlerin siyasi amaçlarla nasıl araçsallaştırılabileceğinin çarpıcı bir örneği.
Din alimleri, kutsal metinlerin bu şekilde yorumlanmasının hem dine hem de insanlığa aykırı olduğunu vurguluyor. Zeytin ağacı, bölgede barış ve bereketin simgesi olarak kabul edilirken, onun gasp edilmesi için dini referans gösterilmesi geniş kesimlerde tepkiyle karşılanıyor.
Uzmanlar, bu fetvanın bölgedeki güç dengesini daha da kırılgan hale getirdiğini belirtiyor. Filistinlilerin topraklarına ve geçim kaynaklarına yönelik her saldırı, barış umutlarını biraz daha törpülüyor. Uluslararası toplumun bu tür eylemlere karşı etkili bir yaptırım uygulamaması ise yağmanın önünü açıyor.