Aile ve Yas Danışmanı Şengül Hablemitoğlu, Türkiye'de siyasetçilerin yaş ortalamasının yüksek olmasına ilişkin bir yazı kaleme alarak, ülkeyi yönetenlerin 21. yüzyılın gerçekliklerine direndiğini belirtti. Hablemitoğlu, 'Yönetilenlerin nabzı 90, yönetenlerin yaşı 90' ifadesiyle, siyasi elit ile halk arasındaki kuşak farkına vurgu yaptı.
Siyasetçilerin yaş ortalaması ve toplumsal yansımaları
Hablemitoğlu, yazısında Türk siyasetindeki yaşlı lider profiline dikkat çekerek, mevcut siyasetçilerin çoğunun 20. yüzyılın travmalarıyla şekillendiğini ancak günümüz toplumunun ihtiyaçlarına cevap vermekte zorlandığını ifade etti. Özellikle genç nüfusun sorunlarının anlaşılmasında büyük bir kopukluk olduğunu belirten Hablemitoğlu, bu durumun temsiliyet sorununa yol açtığını savundu.
Yazıda, yaş ortalaması 60'ın üzerinde olan milletvekilleri ve bakanların, dijital dönüşüm, iklim krizi ve genç işsizliği gibi konularda yeterli duyarlılığı gösteremediği öne sürüldü. Hablemitoğlu, 'Bir ülkenin geleceğini şekillendirecek kararlar alınırken, o geleceği yaşayacak kuşakların sesine kulak verilmesi zorunludur' dedi.
Kuşak çatışması ve siyasetin yenilenmesi
Hablemitoğlu'nun eleştirisi, sadece yaş faktörüne değil, aynı zamanda siyasi kültürün değişime direncine de işaret ediyor. Türkiye'de siyasetteki kuşak dönüşümünün yavaş ilerlemesi, gençlerin siyasi katılımını olumsuz etkiliyor. Hablemitoğlu, mevcut siyasi yapının, farklı görüşlere açık olmadığı takdirde toplumsal kutuplaşmayı derinleştireceği uyarısında bulundu.
Uzmanlara göre, siyasi partilerin genç kolları ve yeni nesil siyasetçilerin önünü açacak mekanizmaların güçlendirilmesi gerekiyor. Aksi halde, yönetenlerle yönetilenler arasındaki yaş farkı bir iletişim krizine dönüşebilir.