Ankara'da özlük hakları için 38 gündür Güvenpark'ta oturma eylemi yapan şehit yakınları ve gaziler, sabah saatlerinde polis müdahalesiyle parktan çıkarıldı. Gazi Uyumevi'ne götürülen grup, ardından İçişleri Bakanlığı'na yürümek istedi ancak yürüyüşe izin verilmedi. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, gazilerin rehabilitasyon merkezine alınmasına dahi izin verilmediğini duyurdu.
Polis Müdahalesi ve Güvenpark'tan Çıkarılma
Şehit yakınları ve gaziler, 38 gündür Ankara'nın simge meydanlarından Güvenpark'ta özlük haklarının iyileştirilmesi talebiyle eylem yapıyordu. Bugün sabah erken saatlerde polis ekipleri, parkta bulunan gruba müdahale etti. Çevik kuvvet ekiplerinin müdahalesiyle eylemciler parktan çıkarıldı. Görgü tanıklarının aktardığına göre, müdahale sırasında arbede yaşandı ve bazı eylemcilerin zor kullanılarak araçlara bindirildiği görüldü.
Parktan çıkarılan grup, daha sonra Gazi Uyumevi'ne götürüldü. Ancak burada kısa bir süre kalan grup, İçişleri Bakanlığı önüne yürümek istedi. Ancak polis, yürüyüşe izin vermedi ve gruba müdahale etti. Müdahale sonrası bazı eylemcilerin gözaltına alındığı öğrenildi.
Özdağ'dan Sert Açıklama
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, konuya ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Özdağ, "Gazilerimiz, şehit yakınlarımız 38 gündür haklarını arıyor. Bugün Güvenpark'tan zorla çıkarıldılar. Gazi Uyumevi'ne götürülen gazilerimizin, rehabilitasyon merkezine alınmasına da izin verilmedi. Bu vefasızlık, bu zulüm kabul edilemez" ifadelerini kullandı.
Özdağ, gazilerin ve şehit yakınlarının taleplerinin karşılanması için mücadeleye devam edeceklerini belirterek, "Devlet, şehit ve gazi ailelerine sahip çıkmak zorundadır. Onlar bu ülke için canlarını ortaya koydular. Şimdi onlara sırt çevirmek, tarihe kara bir leke olarak geçecektir" dedi.
38 Gündür Süren Eylem
Şehit yakınları ve gaziler, 5 Ocak'tan bu yana Güvenpark'ta oturma eylemi gerçekleştiriyor. Grup, emekli aylıklarının iyileştirilmesi, istihdam olanaklarının artırılması, sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanma gibi çeşitli özlük haklarının verilmesini talep ediyor. Eylem süresince birçok sivil toplum kuruluşu ve siyasi parti destek açıklaması yapmıştı.
Geçtiğimiz haftalarda konuşan eylemciler, yetkililerle görüşme taleplerinin karşılanmadığını dile getirmişti. "Biz buradayız, sesimizi duyurun" çağrısında bulunan grup, bugünkü müdahaleyle büyük üzüntü yaşadı.
Tepkiler Büyüyor
Yaşananlara çeşitli siyasi partilerden ve sivil toplum kuruluşlarından tepkiler geliyor. Ana muhalefet partisi CHP'li belediyelerin de takipte olduğu olayla ilgili açıklama yapan CHP Ankara İl Başkanlığı, "Şehit yakınları ve gazilerin hakları gasp edilemez. Bu müdahaleyi kınıyoruz" dedi. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in de öğleden sonra bir açıklama yapması bekleniyor.
Olayın ardından Güvenpark'ta çevik kuvvet ekiplerinin bekleyişi sürüyor. Yürüyüş güzergahı olan Cebeci'den İçişleri Bakanlığı'na kadar olan yolun bazı noktalarında da polis barikatları oluşturulduğu görüldü.
Özlük Hakları Talebi
Şehit yakınları ve gaziler, özellikle emekli maaşlarının düşük olduğunu, sağlık hizmetlerinden tam anlamıyla yararlanamadıklarını, çocuklarının eğitim hayatında sorunlar yaşadığını belirtiyor. Ayrıca kamu kurumlarında istihdam edilme konusunda da güçlüklerle karşılaştıklarını ifade ediyorlar.
Bir gazi olan ve eylemde yer alan Ahmet Yılmaz, "Bizler vatan için savaştık, gazi olduk. Şimdi kendi haklarımız için mücadele ediyoruz. Devlet bize sahip çıkmıyor, polis müdahalesiyle karşılaşıyoruz. Bu çok acı" şeklinde konuştu. Şehit annesi Hatice T. ise "Oğlumu vatan için verdim. Şimdi onun hatırasını yaşatmak için buradayım. Yetkililer bizi duymuyor" dedi.
Yaşanan gelişmeler, sosyal medyada da geniş yankı uyandırdı. #Güvenpark ve #GazilereSahipÇık etiketleri kısa sürede Türkiye gündeminde üst sıralara yerleşti. Vatandaşlar, yaşanan müdahaleyi kınayarak gazilere destek mesajları paylaştı.
Bu olay, Türkiye'nin şehit ve gazi ailelerine karşı görevlerini bir kez daha gözler önüne seriyor. Devletin, bu insanların hak ettiği değeri ve desteği vermesi, toplumsal vicdanın bir gereği olarak öne çıkıyor. Yaşanan müdahale, kamuoyunda devletin bu konudaki duyarlılığını tartışmaya açarken, yetkililerin bu soruna acil ve kalıcı çözüm bulması bekleniyor.