Mersin'in Tarsus ilçesine bağlı Günyurdu Mahallesi'nde, Kıvanç Maden Endüstriyel A.Ş. tarafından planlanan tuz madeni tesisi ve 120 kuyu açılması projesi, mahalle sakinlerinin tepkisiyle karşılaştı. Vatandaşlar, proje için hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunun kendilerine haber verilmeden hazırlandığını ve onaylandığını öne sürerek, raporun iptali ve sürecin durdurulması için idari dava açtı.
Projenin Detayları ve Yöre Halkının Kaygıları
Şirketin, yaklaşık 500 hektarlık bir sahada tuz madeni işletmeciliği yapmayı planladığı, bu kapsamda yer altı sularına yönelik sondaj çalışmalarıyla 120 adet kuyu açılacağı öğrenildi. Projenin yaşama geçirilmesi halinde bölgedeki tarım arazileri ve hayvancılık faaliyetlerinin olumsuz etkileneceği, özellikle yer altı su kaynaklarının tuzlanma riskiyle karşı karşıya kalacağı belirtiliyor. Günyurdu ve çevre mahallelerde yaşayan çiftçiler, üretimde büyük ölçüde yer altı sularına bağımlı olduklarını; maden faaliyetinin, su seviyesinde düşüşe ve sulama suyu kalitesinde bozulmaya yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Mahalle sakinlerinden Ali Çelik, konuya ilişkin gazetemize yaptığı açıklamada, "Burada dedelerimizden kalma bir tarım kültürü var. Topraklarımız bereketli, sularımız tatlı. Şirketin yapacağı işlemlerle kuyular açılırsa, tuzlu suyun temiz su kaynaklarına karışması çok olası. Bölge halkı olarak bizden hiçbir bilgi alınmadan ÇED raporu hazırlanması kabul edilemez. Bu projeye karşı sonuna kadar hukuki mücadele vereceğiz." ifadelerini kullandı.
ÇED Raporu Süreci ve Hukuki Mücadele
Proje kapsamında hazırlanan ÇED raporunun, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylandığı iddia ediliyor. Ancak yöre halkı, şirketin ve bürokratik sürecin, projeden doğrudan etkilenecek kişilerin görüşlerini almadığını ve bu durumun ÇED yönetmeliğine aykırı olduğunu savunuyor. Tarsus Ziraat Odası ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının da desteklediği köylüler, avukatları aracılığıyla ÇED olumlu kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle dava açtı.
Dava sürecinin ilk duruşması önümüzdeki aylarda görülecek. Çiftçiler ve köylüler, dava süresince projenin fiilen başlamaması için nöbet tutacaklarını ve eylemlerini hukuk çerçevesinde sürdüreceklerini belirtiyor.
Öte yandan, bölgede daha önce de benzer maden projelerine karşı halkın direnişi sonucu bazı yatırımların durdurulduğu ya da revize edildiği hatırlatılıyor. Konunun, çevresel duyarlılığın yanı sıra tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve kırsal kalkınma açısından da ele alınması gerektiği vurgulanıyor.
Yerel Halkın Birliği ve Dayanışması
Günyurdu Mahallesi sakinleri, projeye karşı ortak bir tavır geliştirmiş durumda. Mahallede oluşturulan "Günyurdu Çevre Koruma Platformu" öncülüğünde toplanan imzalar, ilgili bakanlıklara ve milletvekillerine iletilecek. Köylüler, ayrıca basın açıklamaları ve bilgilendirme toplantılarıyla kamuoyu oluşturmayı hedefliyor. Platform sözcüsü Ayşe Yılmaz, "Biz bu toprakların sahibiyiz, sadece bugünümüzü değil, çocuklarımızın geleceğini de düşünmek zorundayız. Tuz madeni demek, yer altı sularımızın tuzlanması demek. Topraklarımızın verimini kaybetmesi demek. Bu projeye geçit vermeyeceğiz." diye konuştu.
Tarsus Belediyesi yönetiminin de çevre konularına duyarlılığıyla bilindiği ve bu tür projelere karşı süreçte halkın yanında yer alabileceği ifade ediliyor. Ancak ÇED raporunun bakanlık tarafından verilmesi nedeniyle belediyenin yetkisi bulunmadığı, dolayısıyla hukuki sürecin sonucunu beklemek gerektiği belirtiliyor.
Bu olay, Türkiye'de maden çalışmaları ve ÇED raporları konusunda sık sık yaşanan tartışmaların bir parçası olarak öne çıkıyor. Doğal kaynakların ekonomik kalkınma için kullanılmasıyla çevre ve insan sağlığının korunması arasındaki dengenin, şeffaf ve katılımcı süreçlerle sağlanması büyük önem taşıyor. Mahalle halkının haklı mücadelesi, bu dengenin kurulması adına örnek bir hukuk savaşı olarak yakından izleniyor.