İsrail ordusu, Hizbullah'tan gelen tehditleri gerekçe göstererek Güney Lübnan'daki askeri varlığını önemli ölçüde artırıyor. Bölgede stratejik tepeler ve sınır köylerinin kontrolünü ele geçiren İsrail güçleri, geçici güvenlik önlemlerinin ötesine geçen bir operasyon yürütüyor. Uzmanlar, bu durumun yeni bir işgal düzeninin habercisi olabileceği uyarısında bulunuyor.
Askeri yığınak ve stratejik noktalar
İsrail'in Güney Lübnan'daki askeri varlığı, son haftalarda belirgin şekilde arttı. Özellikle sınır hattındaki Kfar Shuba tepeleri ve Shebaa Çiftlikleri bölgesinde konuşlanan İsrail birlikleri, çevre köylerde devriye faaliyetlerini yoğunlaştırdı. Lübnanlı güvenlik kaynakları, İsrail'in bu bölgelerde kalıcı askeri noktalar oluşturduğunu ve yeni savunma hatları inşa ettiğini belirtiyor. İsrail tarafı ise operasyonların Hizbullah'ın sızma girişimlerine karşı önleyici tedbirler olduğunu savunuyor.
Hizbullah'ın tehdit algısı
Hizbullah, İsrail'in bu hamlelerine karşı sert söylemlerle yanıt veriyor. Örgütün üst düzey komutanlarından Naim Qassem, yaptığı açıklamada, "Güney Lübnan'da herhangi bir işgal girişimi, tüm cephelerde karşılık bulacaktır. Direniş, topraklarını savunmaya hazırdır." ifadelerini kullandı. Hizbullah'ın İsrail sınırına yakın bölgelerde füze mevzileri kurduğu ve keşif faaliyetlerini artırdığı bildiriliyor. İsrail ise Hizbullah'ın bu tehditlerini ciddiye aldığını ve gerekli önlemleri aldığını duyurdu.
Bölgesel ve uluslararası tepkiler
Birleşmiş Milletler geçici gücü UNIFIL, taraflara itidal çağrısında bulundu. UNIFIL Sözcüsü Andrea Tenenti, "Mavi Hat boyunca durumun daha da kötüleşmesinden endişe duyuyoruz. Her iki taraf da ateşkesi ihlal edecek adımlardan kaçınmalıdır." dedi. ABD Dışişleri Bakanlığı ise İsrail'in meşru müdafaa hakkını tanıdığını ancak gerilimin tırmanmaması gerektiğini vurguladı. Iran destekli Hizbullah'ın bölgedeki varlığı, İsrail için sürekli bir güvenlik tehdidi oluştururken, Lübnan hükümeti de kendi topraklarındaki bu gelişmeler karşısında zayıf kalmaktadır.
Ekonomik boyut
Güney Lübnan'daki askeri hareketlilik, bölge ekonomisini de olumsuz etkiliyor. Sınır köylerinde yaşayan binlerce Lübnanlı, çatışma korkusuyla evlerini terk ederken, tarım arazileri ve zeytin bahçeleri kullanılamaz hale geliyor. Lübnan'ın zaten krizde olan ekonomisi, bu durumdan daha da zarar görüyor. İsrail tarafında ise askeri harcamalar artarken, sivil halk üzerinde doğrudan bir ekonomik etki henüz gözlenmiyor. Ancak uzun süreli bir işgal durumunda, her iki tarafın da ekonomik kayıplarının katlanarak büyüyeceği tahmin ediliyor.
Geçici mi, kalıcı mı?
İsrail'in Güney Lübnan'daki askeri yığınağı, 2006 savaşından bu yana en büyük hareketlilik olarak değerlendiriliyor. O dönemde İsrail, 34 gün süren çatışmaların ardından UNIFIL'in denetiminde ateşkesi kabul etmiş ve birliklerini geri çekmişti. Ancak mevcut durum, İsrail'in sadece tehditlere karşı geçici önlemler almadığını, aksine kalıcı bir askeri varlık kurmaya çalıştığını gösteriyor. Stratejik noktaların ele geçirilmesi ve yeni savunma hatlarının inşası, bu yorumu güçlendiriyor. Bölge uzmanları, taraflar arasındaki derin güvensizlik ve Hizbullah'ın silahlı gücü düşünüldüğünde, kısa vadede bir çözüm beklemiyor. Bu gelişmeler, Ortadoğu'da yeni bir çatışma döneminin kapısını aralayabilir. Bağımsız gözlemciler, uluslararası toplumun daha aktif bir rol oynaması gerektiğini, aksi takdirde bölgenin yeni bir işgal ve direniş sarmalına sürüklenebileceğini vurguluyor.