Hatay'ın Antakya ilçesinde, protein ve lif bakımından zengin lübyenin hasadı sabahın erken saatlerinde başlıyor. Üreticiler, güneş doğmadan tarlaya girerek günde en fazla iki çuval lübye topluyor. Tarlada kilogramı 40-50 TL olan lübye, market raflarında 130-140 TL'ye alıcı buluyor. Bu fiyat farkı, üretici ile tüketici arasındaki uzun tedarik zincirini gözler önüne seriyor.
Sabahın erken saatlerinde zorlu mesai
Antakya'da lübye üreticileri, günün ilk ışıklarıyla birlikte tarlaya gidiyor. Hasat, elle yapılıyor ve günde en fazla iki çuval ürün toplanabiliyor. Üreticiler, lübyenin hassas bir bitki olduğunu ve hasadın özenle yapılması gerektiğini belirtiyor. Sabahın serin saatlerinde toplanan lübye, tazeliğini koruması için hemen soğuk hava deposuna götürülüyor.
Lübye, protein ve lif açısından zengin bir gıda olarak öne çıkıyor. Özellikle vejetaryen ve vegan beslenmede önemli bir yere sahip. Ancak üreticiler, artan maliyetlerden şikayetçi. Gübre, mazot ve işçilik giderlerinin her geçen gün arttığını, buna karşın tarlada satış fiyatının beklenen seviyede olmadığını ifade ediyorlar.
Tarlada 40, markette 140 lira
Lübyenin tarladaki kilogram fiyatı 40-50 TL arasında değişiyor. Ancak bu ürün, marketlerde 130-140 TL'ye satılıyor. Aradaki yaklaşık üç katlık fark, tedarik zincirindeki aracı sayısının fazlalığına bağlanıyor. Üreticiden çıkan ürün, toptancı, nakliyeci, komisyoncu ve perakendeci gibi çeşitli aşamalardan geçerek tüketiciye ulaşıyor. Her aşamada eklenen maliyetler, raf fiyatını yukarı çekiyor.
Uzmanlar, bu durumun sadece lübye için değil, birçok tarım ürünü için geçerli olduğunu vurguluyor. Aracıların azaltılması ve doğrudan üreticiden tüketiciye satış modellerinin yaygınlaştırılması gerektiği belirtiliyor. Kooperatifleşmenin ve yerel pazarların güçlendirilmesi, fiyat farkını azaltabilir.
Aracılar ve lojistik maliyetleri
Lübye hasadının ardından ürün, genellikle soğuk zincir gerektiriyor. Nakliye sırasında bozulmaması için özel araçlar kullanılıyor. Bu da maliyetleri artırıyor. Ayrıca, market raflarında yer almak için ödenen raf kiraları ve promosyon giderleri de fiyata yansıyor. Tüketici, bu zincirin sonunda ürünü yüksek fiyata almak zorunda kalıyor.
Hatay, tarım potansiyeli yüksek bir il. Ancak son yıllarda iklim değişikliği, kuraklık ve deprem gibi faktörler üretimi olumsuz etkiledi. Üreticiler, destekleme politikalarının yetersiz olduğunu ve girdi maliyetlerinin karşılanamadığını dile getiriyor. Bu durum, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini tehdit ediyor.
Tüketici ne yapmalı?
Tüketiciler, lübyeyi daha uygun fiyata almak için semt pazarlarını veya üretici marketlerini tercih edebilir. Doğrudan üreticiden alışveriş yapmak, hem üreticiyi destekler hem de aracı maliyetlerini düşürür. Ayrıca, mevsiminde tüketmek ve yerel ürünlere yönelmek, hem sağlıklı hem de ekonomik bir seçenek sunar.
Tarım ekonomisi uzmanları, gıda arz zincirinin şeffaflaştırılması ve denetlenmesi gerektiğini belirtiyor. Üretici birliklerinin güçlendirilmesi ve kooperatiflerin yaygınlaştırılması, fiyat istikrarına katkı sağlayabilir. Aksi halde, üretici kazanamadığı gibi tüketici de yüksek fiyatlarla karşı karşıya kalacak.
Lübye hasadı, aslında Türkiye'deki tarımsal üretim ve pazarlama sorunlarının küçük bir örneği. Üreticinin emeği ile tüketicinin ödediği bedel arasındaki uçurum, sistemin yeniden düşünülmesi gerektiğini gösteriyor. Yerel yönetimler ve tarım bakanlığı, üretici pazarlarını teşvik ederek ve aracıları azaltıcı düzenlemeler yaparak bu farkı kapatabilir.