Kendi kuşağının ülkemizdeki en takdire değer gazetecileri İsmail Saymaz, Murat Ağırel, Barış Terkoğlu ve Timur Soykan (Saygı Öztürk bir önceki kuşaktandır) kamuoyunu çok yaralayan Üsküdar Belediyesi’nin CHP’den AKP’ye geçme olayını birkaç gün önce bir TV kanalında enine boyuna tartıştılar. Programda, belediyenin el değiştirmesiyle ilgili süreç, hukuki boyut ve siyasi sonuçlar ele alındı. Gazeteciler, olayın kamuoyunda yarattığı infiali ve sorumlulukları değerlendirdi.
Üsküdar Belediyesi Olayı Nedir?
Üsküdar Belediyesi, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP’nin kazandığı bir belediyeydi. Ancak seçim sonrası süreçte, belediye meclisinde yaşanan istifalar ve geçişler sonucu belediye başkanlığı fiilen AKP’ye geçti. Bu durum, seçmen iradesine müdahale olarak yorumlandı ve geniş kesimlerce protesto edildi. Olay, Türkiye’de yerel yönetimlerin nasıl el değiştirebileceği tartışmasını alevlendirdi.
Gazeteciler, programda bu geçişin hukuki dayanağını sorguladı. İsmail Saymaz, “Seçimle gelenin seçimle gitmesi gerekir” diyerek, meclis üyelerinin istifa edip başka partilere geçmesinin etik olmadığını vurguladı. Murat Ağırel ise, benzer olayların geçmişte de yaşandığını ancak bu kadar ses getirmediğini belirtti. Barış Terkoğlu, olayın arkasında ekonomik ve siyasi çıkarlar olabileceğini ima etti. Timur Soykan, belediye kaynaklarının nasıl kullanılacağına dair endişelerini dile getirdi.
Gazetecilerin Ortak Görüşü: Günah Tarihe Yazılacak
Programın ana teması, “Günah tarihte mi?” sorusuydu. Gazeteciler, bu tür siyasi manevraların tarihe geçeceğini ve sorumluların utanç duyması gerektiğini ifade etti. İsmail Saymaz, “Bu olayı yapanlar, tarih önünde hesap verecek” dedi. Murat Ağırel, “Seçmenin iradesine saygı duyulmalı” diye konuştu. Barış Terkoğlu, “Bu tür girişimler demokrasiye zarar veriyor” ifadelerini kullandı. Timur Soykan ise, “Belediyeyi ele geçirenler, hizmet değil rant peşinde” eleştirisini yöneltti.
Tartışmada, muhalefetin ve kamuoyunun tepkisiz kalmaması gerektiği vurgulandı. Gazeteciler, benzer olayların önünü kesmek için yasal düzenlemeler yapılması gerektiğini savundu. Ayrıca, yerel yönetimlerde şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin hayata geçirilmesi çağrısı yapıldı.
Kamuoyu Tepkisi ve Siyasi Sonuçlar
Üsküdar Belediyesi’nin el değiştirmesi, sosyal medyada ve sokakta geniş yankı buldu. CHP tabanı, durumu “darbe” olarak nitelendirerek eylemler düzenledi. AKP cephesinden ise, “süreç hukuka uygun” açıklamaları geldi. Olay, yerel seçimlerin ardından siyasi partiler arası gerilimi artırdı.
Gazeteciler, bu tür olayların seçmen üzerindeki etkisini de değerlendirdi. İsmail Saymaz, “Seçmen, oyunun çalınmasına sessiz kalmayacak” dedi. Murat Ağırel, “Bu olay, gelecek seçimlerde sandığa yansıyacak” öngörüsünde bulundu. Barış Terkoğlu, “Demokrasi, sadece sandıkta değil, sandık sonrası da korunmalı” diye konuştu. Timur Soykan, “Belediye başkanının istifasıyla gündem değişse de sorun devam ediyor” dedi.
Benzer Olaylar ve Tarihsel Arka Plan
Türkiye’de daha önce de benzer şekilde belediye el değiştirmeleri yaşandı. Örneğin, 2019 yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin seçim sonrası iptal edilmesi ve yeniden yapılması, büyük tartışmalara neden olmuştu. Ancak Üsküdar örneği, meclis içi geçişlerle gerçekleşmesi bakımından farklı bir boyut taşıyor. Gazeteciler, bu tür girişimlerin seçmen iradesini hiçe saydığını ve demokrasiye gölge düşürdüğünü belirtti.
Programda ayrıca, yerel yönetimlerin özerkliği ve merkezi hükümetin müdahalesi konuları da ele alındı. Gazeteciler, belediyelerin kayyum atamalarıyla sık sık gündeme geldiğini hatırlatarak, Üsküdar olayının bu pratiğin bir parçası olabileceğini ima etti.
Sonuç ve Değerlendirme
Üsküdar Belediyesi’nin CHP’den AKP’ye geçişi, Türkiye’de yerel demokrasinin kırılganlığını bir kez daha gözler önüne serdi. Gazetecilerin ortak kanısı, bu tür olayların tarihe utanç olarak geçeceği yönünde. Seçmen iradesine saygı duyulmadığı sürece, siyasi istikrarsızlığın artacağı açık. Kamuoyunun bu konuda duyarlı olması ve hukuki süreçlerin takip edilmesi gerekiyor.
“Günah tarihte mi?” sorusu, aslında hepimizin vicdanına sorulmuş bir sorudur. Bu olayı gerçekleştirenler, belki bugün iktidarın imkanlarından faydalanıyor, ancak tarih önünde hesap verecekler. Demokrasi, sadece seçim günü değil, her gün savunulması gereken bir rejimdir. Üsküdar’da yaşananlar, bu gerçeği bir kez daha hatırlatıyor.