Şarkıcı Güllü olarak tanınan Gül Tut'un Yalova'da pencereden düşerek hayatını kaybetmesine ilişkin davada 25 sayfalık gerekçeli karar açıklandı. Mahkeme, kızı Tuğyan Ülkem Gülter'in annesini pencereden attığının sabit olduğunu belirterek verdiği ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının gerekçesini ortaya koydu. Kararda, sanığın eylemini nasıl gerçekleştirdiğine dair çarpıcı ayrıntılara yer verildi.
Olayın geçmişi ve iddianame
Gül Tut, 2021 yılında Yalova'daki evinde pencereden düşerek yaşamını yitirmişti. Olayın ardından başlatılan soruşturmada, kızı Tuğyan Ülkem Gülter'in annesini pencereden ittiği iddiasıyla dava açılmıştı. Yalova Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmişti. Şimdi açıklanan gerekçeli karar, mahkemenin bu kararının dayanaklarını ayrıntılı şekilde ortaya koyuyor.
25 sayfalık gerekçeli kararda, olay gününe ilişkin tanık ifadeleri, olay yeri inceleme raporları ve bilirkişi değerlendirmeleri bir araya getirildi. Mahkeme, sanığın annesini pencereden attığının sabit olduğunu vurgulayarak, eylemin tasarlanarak mı yoksa ani bir kararla mı işlendiğine dair hukuki değerlendirmelerde bulundu.
Gerekçeli kararda öne çıkan detaylar
Gerekçeli kararda, olayın meydana geldiği dairenin penceresinin yüksekliği, düşme açısı ve sanığın olay sonrası davranışları gibi unsurlar detaylandırıldı. Mahkeme, sanığın ifadelerindeki çelişkilere ve olay sonrası tutumuna dikkat çekti. Ayrıca, ölen kişinin vücudunda bulunan izler ve olay yeri bulgularının, sanığın anlatımıyla uyuşmadığı belirtildi.
Kararda, sanığın annesiyle olan ilişkisinin niteliği ve olay öncesi yaşanan tartışmalar da ele alındı. Mahkeme, sanığın eylemini gerçekleştirirken annesinin direncini kırmak için fiziksel güç kullandığını, pencereden atma eyleminin ise öldürme kastıyla yapıldığını değerlendirdi. Bu nedenle verilen ağırlaştırılmış müebbet cezasının yerinde olduğu sonucuna varıldı.
Sanığın savunması ve mahkemenin reddi
Duruşmalarda sanık Tuğyan Ülkem Gülter, annesinin kendi isteğiyle pencereden atladığını veya düşerek öldüğünü savunmuştu. Ancak mahkeme, bu savunmayı olay yeri bulguları, tanık beyanları ve bilirkişi raporlarıyla çürüttü. Gerekçeli kararda, sanığın olay sonrası acil yardım çağırmak yerine farklı davranışlar sergilediği ve ifadelerinde tutarsızlıklar bulunduğu kaydedildi.
Mahkeme ayrıca, sanığın annesine karşı önceden beri süregelen bir husumet içinde olduğunu ve olay günü bu husumetin eyleme dönüştüğünü belirtti. Kararda, sanığın savunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve inandırıcılıktan uzak olduğu ifade edildi.
Ceza hukuku açısından değerlendirme
Gerekçeli karar, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının neden tercih edildiğini de açıklıyor. Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca, üstsoya karşı kasten öldürme suçunun nitelikli halleri arasında yer alan "canavarca hisle veya eziyet çektirerek" öldürme kapsamında değerlendirme yapıldı. Mahkeme, eylemin annenin direncini kırarak pencereden atılması şeklinde gerçekleşmesini, cezanın ağırlaştırılması için yeterli gördü.
Ayrıca, sanığın cezasında indirim yapılmasını gerektirecek herhangi bir haksız tahrik veya iyi hal durumunun bulunmadığı vurgulandı. Kararda, sanığın duruşmalardaki tutumunun da lehine değerlendirilmediği belirtildi.
Kamuoyunun tepkisi ve davanın seyri
Güllü'nün ölümü, sevenleri ve magazin dünyasında derin üzüntüyle karşılanmıştı. Davanın her aşaması kamuoyu tarafından yakından takip edildi. Gerekçeli kararın açıklanmasıyla birlikte, olayın ayrıntıları bir kez daha gündeme geldi. Sanığın avukatlarının kararı temyiz etmesi bekleniyor. Dava, istinaf ve Yargıtay aşamalarında yeniden değerlendirilebilir.
Hukukçular, gerekçeli kararın özellikle delillerin değerlendirilmesi ve suçun nitelendirilmesi açısından emsal niteliği taşıyabileceğini belirtiyor. Kararın, aile içi şiddet ve kadına yönelik suçlarda caydırıcılık açısından önemli bir mesaj içerdiği yorumları yapılıyor.
Gül Tut'un sanat camiasındaki yeri ve ani ölümü, hayranları tarafından hâlâ unutulmadı. Sosyal medyada zaman zaman anma mesajları paylaşılıyor. Bu davanın sonuçlanması, ailesi ve sevenleri için acıyı hafifletmese de adaletin tecellisi açısından bir aşama olarak görülüyor.