Yaklaşık altı yıldır akıbeti bilinmeyen Gülistan Doku soruşturması, ortaya çıkan yeni bir mektupla yeniden gündeme geldi. ABD'de tutuklu bulunan Umut Altaş'ın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdiği 'itirafname' başlıklı mektupta, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu M. Türkay Sonel'in kendisine, Gülistan Doku'yu öldürdüğünü itiraf ettiğini ileri sürdüğü belirtildi. Mektupta, cinayetin detaylarına ilişkin çarpıcı iddialar yer alıyor.
Mektubun İçeriği ve İddialar
Umut Altaş'ın savcılığa ilettiği mektupta, M. Türkay Sonel'in, Gülistan Doku'nun öldürülmesi olayında doğrudan rolü olduğu ve bu itirafı kendisiyle paylaştığı öne sürülüyor. Mektupta, cinayetin işleniş biçimi, olayın örtbas edilme süreci ve dönemin kamu görevlilerinin ilgisizliği gibi detayların yer aldığı kaydediliyor. Ayrıca, Doku ailesinin yıllardır adalet arayışında karşılaştığı engellerle ilgili de bilgiler veriliyor.
Gülistan Doku Davasının Geçmişi
Gülistan Doku, 2017 yılından bu yana kayıp olan bir kadın olarak biliniyor. Tunceli'nin Ovacık ilçesinde yaşayan Doku, en son ailesine 'görücü usulüyle tanıştığı birkişiyle evleneceğini' söyleyerek evden ayrılmıştı. Doku'nun ailesi, kızlarının M. Türkay Sonel tarafından kaçırıldığını ve öldürüldüğünü uzun süredir iddia ediyordu. Ancak dava dosyası, delil yetersizliği ve çelişkili ifadeler nedeniyle yıllarca sonuçlanamadı. Ailenin avukatları, soruşturmanın başından beri örtbas edilmeye çalışıldığını savunuyor.
İtirafname Sonrası Yeni Dönem
Umut Altaş'ın gönderdiği mektup, soruşturmada yeni bir sayfa açılmasına neden oldu. Savcılığın, mektuptaki iddialar doğrultusunda M. Türkay Sonel hakkında yeniden ifade alma ve soruşturmayı derinleştirme kararı aldığı öğrenildi. Öte yandan, Gülistan Doku'nun ailesi, mektubun içeriğinin doğruluğunun tespit edilmesi ve adaletin bir an önce tecelli etmesi için açıklama yaptı. Aile, 'Artık gerçeğin ortaya çıkacağına dair umudumuz arttı. Bu mektup, yıllardır susturulmaya çalışılan bir gerçeğin ilk kıvılcımı' ifadelerini kullandı.
Soruşturmadaki Diğer Soru İşaretleri
Gülistan Doku davasında bugüne kadar birçok tutarsızlık yaşandı. M. Türkay Sonel hakkında daha önce de suç duyurusunda bulunulmuş, ancak savcılık takipsizlik kararı vermişti. Ailenin başvuruları üzerine dosya defalarca kapandı, yeniden açıldı. Şimdi ise Umut Altaş'ın mektubu, dosyanın seyrini değiştirebilir. Mektubun hukuki geçerliliği ve Altaş'ın güvenilirliği tartışılırken, Doku ailesinin avukatları mektubun somut delillerle desteklenmesi gerektiğini vurguluyor.
Toplumsal ve Siyasi Yansımalar
Bu yeni gelişme, Türkiye'de kadın cinayetleri ve kayıp kadınlar konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Kadın örgütleri, Gülistan Doku davasının, faili meçhul dosyaların aydınlatılması ve devletin sorumluluğu açısından önemli bir test olduğunu belirtiyor. Siyasi partiler ise konuya ilişkin farklı açıklamalar yaparken, özellikle muhalefet kanadı, iktidarı soruşturmayı savsaklamakla suçluyor. Bu itirafname, hükümetin kadına yönelik şiddetle mücadele politikalarını da yeniden gündeme getirdi.
Gülistan Doku'nun kaybolmasının ardından geçen altı yıl, ailesi ve kamuoyu için bir belirsizlik dönemi oldu. Umut Altaş'ın mektubu, belki de bu belirsizliği sona erdirecek en somut gelişme olarak tarihe geçti. Ancak mektubun içeriğinin adli süreçte ne kadar karşılık bulacağı ve gerçek bir yargılamaya dönüşüp dönüşmeyeceği, önümüzdeki günlerin en önemli sorusu olacak. Türkiye'de faili meçhul dosyaların üzerindeki örtünün aralanması, sadece Doku ailesi için değil, benzer durumdaki pek çok aile için de umut olabilir.