Gülistan Doku soruşturmasında yeni bir kritik ayrıntı gün yüzüne çıktı. Dönemin Tunceli İl Jandarma Komutanı, kayıp öğrenciye ait SIM kartın dönemin Valisi Tuncay Sonel'in makamında gündeme geldiğini ve sürecin savcılığa bildirilmeden yürütüldüğünü ifade etti. Bu itiraf, davanın seyrini değiştirecek nitelikte.
SIM kart nasıl gündeme geldi?
2000 yılında kaybolan ve 2015 yılında faili meçhul cinayet dosyası kapsamında yeniden soruşturulan Gülistan Doku'nun cep telefonu SIM kartı, uzun yıllar sonra Tunceli İl Jandarma Komutanlığı'nda ele geçirildi. Dönemin jandarma komutanı, ifadesinde bu SIM kartın incelenmesi sırasında kendisinin Vali Tuncay Sonel'in odasında bulunduğunu belirtti. Komutan, "SIM kart alınırken valinin odasındaydım. Kartı getirdiklerinde valiyle konuştuk. Ben savcılığa bilgi verilmesi gerektiğini söyledim ancak süreç farklı işledi" ifadelerini kullandı.
Savcılık neden devre dışı bırakıldı?
Komutanın ifadesine göre, SIM kartın incelenmesi sırasında adli makamlara bilgi verilmemesi talimatı valilikten gelmiş olabilir. Soruşturma kapsamında şimdiye kadar bu talimatın kimden geldiği netleşmiş değil. Ancak komutanın "savcılığa haber verilmesini önerdiğini ancak kabul edilmediğini" söylemesi, olayın üzerindeki sis perdesini aralıyor. Gülistan Doku'nun ailesi ve avukatları, bu ifadenin davanın aydınlatılması için umut verici olduğunu ancak gerçek faillerin ortaya çıkarılması için daha fazla çaba gerektiğini vurguluyor.
Gülistan Doku davasının geçmişi
Gülistan Doku, 2000 yılında Tunceli'de evinden çıktıktan sonra bir daha haber alınamamıştı. Uzun yıllar kayıp olarak aranan Doku'nun faili meçhul cinayetlere kurban gittiği iddia edildi. 2015 yılında dava yeniden açıldı ve yeni deliller ışığında soruşturma derinleştirildi. SIM kart, bu süreçte en kritik delillerden biri oldu. Kartın üzerindeki parmak izi ve DNA örnekleri, cinayetle bağlantılı şüphelilerin tespitinde kullanılacak.
Bağımsız değerlendirme
Gülistan Doku davası, Türkiye'de faili meçhul cinayetlerin hala güncelliğini koruyan acı bir örneği. Bir valinin makamında, bir jandarma komutanının gözü önünde bir SIM kartın kaderinin belirlenmesi, devlet kurumlarının bu tür olaylara yaklaşımındaki zafiyeti gözler önüne seriyor. Bu ifade, soruşturmanın bağımsız bir şekilde yürütülmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor. Ailenin adalet arayışı sürüyor ve toplumun bu davayı sahiplenmesi, benzer olayların aydınlatılması için önemli bir baskı unsuru olabilir.