Tunceli Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku'nun 5 Ocak 2020'de kaybolmasına ilişkin soruşturma dosyasında yeni ve çarpıcı belgeler ortaya çıktı. Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in baş şüpheli olarak yer aldığı dosyada, emniyet görevlilerinin kamera kayıtlarını kararttığı, su altında sahte delil üretildiği ve yetkisiz polislerin gizli sistem sorgusu yaptığı iddia ediliyor. Dosyada yer alan 4 ayrı tutanak, birbiriyle çelişen ifadeler içeriyor ve soruşturmanın seyrini değiştirecek nitelikte.
Dört Tutanak, Dört Farklı Hikaye
Soruşturma kapsamında hazırlanan tutanaklardan ilki, kayıp anına ilişkin güvenlik kamerası kayıtlarının incelenmesiyle ilgili. Tutanakta, kamera kayıtlarının belirli bir süre için silinmiş olduğu ve bu durumun 'teknik arıza' olarak raporlandığı belirtiliyor. Ancak ikinci tutanak, aynı kameraların kayıt yaptığını ve kayıtların kasıtlı olarak karartıldığını gösteren deliller içeriyor. Üçüncü tutanak ise, Munzur Nehri'nde yapılan arama çalışmalarında 'su altında sahte bir delil' bulunduğunu ve bu delilin olay yerine sonradan yerleştirilmiş olabileceğini ortaya koyuyor. Dördüncü tutanak ise, emniyet mensuplarının yetkileri olmadan 'gizli sistem sorgusu' yaptıklarını ve bu sorgunun Ankara'daki bazı isimlere ulaştığını gösteriyor.
Su Altında Sahte Delil İddiası
Dosyada yer alan ifadelere göre, kayıp Gülistan Doku'nun bulunması için Munzur Nehri'nde dalgıç polisler tarafından yapılan aramada, bir ayakkabı ve kıyafet parçası bulunmuştu. Ancak bu buluntuların, olayın hemen ardından değil, yaklaşık bir ay sonra su yüzeyine çıktığı ve üzerlerinde herhangi bir canlı organizma veya yosun oluşmadığı tespit edilmişti. Uzmanlar, bu durumun buluntuların suya sonradan bırakıldığına işaret ettiğini belirtiyor. Ayrıca, dalgıçların arama sırasında çektikleri videolarda, görüntülerin belirli bölümlerinin silindiği ve bu bölümlerin 'teknik sorun' nedeniyle kaydedilemediğinin raporlandığı öğrenildi.
Yetkisiz Polislerden Gizli Sistem Sorgusu
Soruşturma dosyasına giren bir diğer önemli belge, dönemin emniyet müdürlüğünde görevli bazı polislerin, yetkileri olmadığı halde Polis Bilgi Sistemleri (POLNET) üzerinden gizli sorgulamalar yaptığını ortaya koyuyor. Bu sorgulamaların, Gülistan Doku'nun ailesi, arkadaşları ve hatta dönemin valisi Tuncay Sonel ile bağlantılı kişiler hakkında yapıldığı belirlenmiş. Söz konusu sorguların, olayla ilgili soruşturmanın yönlendirilmesi amacıyla yapılmış olabileceği değerlendiriliyor. İddialara göre, bu sorgulamaların talimatı Ankara'dan gelmiş olabilir. Dosyada, bu sorgulamaları yapan polislerin isimleri ve sorgu kayıtları yer alırken, konunun üst düzey yetkililere iletildiği ancak herhangi bir işlem yapılmadığı öne sürülüyor.
Soruşturmanın Seyri ve Aile Avukatının Açıklamaları
Gülistan Doku'nun ailesi ve avukatı, dosyada yer alan bu yeni delillerin soruşturmanın seyrini değiştireceğini belirtiyor. Aile avukatı yaptığı açıklamada, 'Bu tutanaklar, kayıp sürecinin üzerinin örtülmeye çalışıldığını gösteriyor. Emniyet görevlilerinin kamera kayıtlarını karartması, su altında sahte delil üretmesi ve yetkisiz sorgular yapması kabul edilemez. Bu durumun üzerine gidilmesini ve sorumluların yargı önüne çıkarılmasını istiyoruz' dedi.
Ankara'ya Uzanan Şüphe ve Talepler
Olayın üzerinden üç yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen, Gülistan Doku'nun akıbeti hala bilinmiyor. Dosyadaki yeni gelişmeler, soruşturmanın Ankara'daki bazı isimlere uzanabileceğini gösteriyor. Aile ve yakınları, konunun Meclis gündemine taşınmasını ve etkin bir soruşturma yürütülmesini talep ediyor. Ayrıca, olayın aydınlatılması için dönemin valisi Tuncay Sonel'in de ifadesinin alınması ve kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Bağımsız Değerlendirme: Adalet Arayışı Sürüyor
Gülistan Doku'nun kaybolması, Türkiye'de kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Dosyada ortaya çıkan bu tutanaklar, soruşturmanın ne kadar karmaşık ve çelişkili olduğunu gözler önüne seriyor. Adaletin tecellisi için dosyanın üzerinde titizlikle durulması, tüm iddiaların araştırılması ve sorumluların cezalandırılması büyük önem taşıyor. Ailenin ve kamuoyunun adalet beklentisi, bu dosyanın kapanmaması gerektiğini gösteriyor.