İstanbul'da tutuklu bulunan komedyen Deniz Göktaş hakkında, 'Ölü Deniz' adlı gösterisindeki sözleri gerekçesiyle üç ayrı suçtan 9 yıl 8 aya kadar hapis cezası talep edildi. Göktaş'ın avukatı, müvekkilinin dini aşağılama kastı taşımadığını ortaya koymak için 2019 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle çekilen 'Tatilin İlk Günü' adlı kısa filmi mahkemeye delil olarak sunacak. Dava, sanat ve ifade özgürlüğü tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
İddianame ne istiyor?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Göktaş'ın sahnede sarf ettiği sözlerin 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik' ile 'dini değerleri aşağılama' suçlarını oluşturduğu öne sürülüyor. Üç ayrı suçlamadan toplamda 9 yıl 8 aya kadar hapis cezası isteniyor. Göktaş, 2024 yılında başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.
Savunma stratejisi: Kısa film kozu
Göktaş'ın avukatları, müvekkilinin sanat kariyeri boyunca dini değerlere yönelik herhangi bir aşağılama amacı gütmediğini kanıtlamak için harekete geçti. Bu kapsamda, 2019'da Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın desteklediği 'Tatilin İlk Günü' adlı kısa film mahkemeye sunulacak. Avukatlar, filmin içeriğinin Göktaş'ın dinî hassasiyetlere saygılı bir sanatçı olduğunu göstereceğini belirtiyor.
Film, bir ailenin tatil gününde yaşadığı komik olayları konu alıyor ve Göktaş'ın hem senaryosunda hem de oyunculuğunda dinî bir aşağılama unsuru bulunmuyor. Savunma, bu delilin, sanatçının genel sanat anlayışını ve niyetini ortaya koyacağını savunuyor.
Bakanlık desteği ve sansür tartışması
Kısa filmin Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenmiş olması, davanın seyrini etkileyebilecek bir detay olarak öne çıkıyor. Zira Bakanlık, desteklediği projelerde genellikle millî ve manevi değerlere uygunluk kriteri arıyor. Savunma tarafı, 'Bakanlık desteğiyle çekilen bir filmde dini aşağılama olsaydı, bu destek verilmezdi' argümanını kullanacak.
Öte yandan, dava sanat camiasında geniş yankı uyandırdı. Birçok sanatçı ve sivil toplum kuruluşu, Göktaş'ın tutukluluğunu ifade özgürlüğüne müdahale olarak nitelendiriyor. Uluslararası basın kuruluşları da davayı yakından takip ediyor.
Benzer davalarda emsal niteliği taşıyabilir
Türkiye'de son yıllarda sanatçılara yönelik açılan davalarda artış gözlemleniyor. Göktaş davası, hem savunma yöntemi hem de delil olarak sunulan materyalin niteliği açısından emsal teşkil edebilir. Mahkemenin, sanat eserini 'niyet' göstergesi olarak kabul edip etmeyeceği merak konusu.
Hukuk uzmanları, sanatçının önceki eserlerinin ve genel duruşunun, suç kastının belirlenmesinde önemli bir rol oynayabileceğini belirtiyor. Ancak her davanın kendi özel koşullarında değerlendirildiğini hatırlatıyorlar.
Duruşma tarihi ve beklentiler
Davanın ilk duruşmasının önümüzdeki aylarda yapılması bekleniyor. Göktaş'ın avukatları, müvekkilinin tahliyesi için de başvuruda bulunmuş durumda. Mahkemenin, kısa filmi ne şekilde değerlendireceği ve savunmanın bu delile dayalı argümanlarının karşılık bulup bulmayacağı, sürecin en kritik noktası olacak.
Sanat özgürlüğü savunucuları, davanın sonucunun yalnızca Göktaş'ı değil, genel olarak Türkiye'deki sanat ortamını da etkileyeceği görüşünde. Tutuklu sanatçının dosyası, kamuoyu tarafından da yakından izleniyor.