Ankara'da binicilik eğitmeni Semanur Arslan'ın (27), bir gökdelenin 43'üncü katındaki pencereden düşerek hayatını kaybetmesiyle ilgili yürütülen soruşturmada savcılık ikinci kez takipsizlik kararı verdi. Kararda, Arslan'a ait cep telefonunun adli bilişim incelemesinin yapılamadığı ve delil yetersizliği nedeniyle şüpheliler Ferhat D. ve diğerleri hakkında kovuşturmaya yer olmadığına hükmedildi. Aile avukatı, karara itiraz edeceklerini açıkladı.
Olayın geçmişi ve soruşturma süreci
Olay, 2022 yılında Ankara'nın Çankaya ilçesindeki lüks bir rezidansta meydana geldi. Semanur Arslan, arkadaşlarıyla birlikte olduğu bir sırada, 43'üncü kattaki dairenin penceresinden düşerek yaşamını yitirdi. Olayın ardından başlatılan soruşturmada, Arslan'ın intihar mı ettiği yoksa itilerek mi düştüğü tartışma konusu oldu. İlk takipsizlik kararı, 2023 yılında verilmiş ancak ailenin itirazı üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmanın genişletilmesine karar vermişti. Yeni süreçte, olay yerindeki kamera kayıtları ve tanık ifadeleri tekrar değerlendirildi; ancak savcılık, Arslan'ın cep telefonunun imaj kaydının alınamaması nedeniyle dijital delillerden yararlanamadıklarını belirtti.
Ailenin tepkisi ve hukuki süreç
Semanur Arslan'ın ailesi, karara büyük tepki gösterdi. Aile avukatı, yaptığı açıklamada, "Müvekkilimiz Semanur Arslan'ın ölümüyle ilgili tüm şüpheler aydınlatılmadan takipsizlik kararı verilmesi kabul edilemez. Olayın meydana geldiği dairede bulunan kişilerin ifadeleri çelişkilidir. Telefonun imaj kaydının alınamaması teknik bir eksikliktir ve bu durum soruşturmanın akamete uğramasına neden olmamalıdır" dedi. Ailenin, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'ne itirazda bulunacağı öğrenildi. Ayrıca, aile üyeleri adalet talebiyle sosyal medyada kampanya başlatırken, konuya ilişkin imza kampanyası da düzenleniyor.
Bağımsız değerlendirme ve toplumsal yankı
Takipsizlik kararları, özellikle yüksekten düşme ve şüpheli ölüm vakalarında sıklıkla tartışma yaratıyor. Semanur Arslan'ın ölümü, kadın cinayetleri ve şüpheli intihar vakalarında adli süreçlerin yeterliliği konusunu yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlar, bu tür olaylarda dijital delillerin toplanması ve tanık ifadelerinin titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Ailenin itirazı sonuçlanana kadar kamuoyunun dikkati bu dosyada olacak.