Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Yüksek Mahkemesi, Girne'deki taşınmazlarını kullanamadıkları gerekçesiyle Türkiye'den toplam 71 bin 740 euro tazminat talep eden iki Rum vatandaşının başvurusunu oy birliğiyle reddetti. İlk derece mahkemesinin 2019 yılında Türkiye aleyhine verdiği tazminat kararı, 31 Ekim 2024 tarihli istinaf kararıyla ortadan kaldırıldı. Karar, KKTC'deki mülkler üzerinden Türkiye'ye yönelik tazminat davalarında emsal teşkil edebilecek nitelikte.
Yüksek Mahkeme'den oy birliğiyle ret
GKRY yargı sisteminin en üst mercii olan Yüksek Mahkeme, iki Rum vatandaşının Girne'deki taşınmazlarına ilişkin açtığı davada Türkiye aleyhine verilen ilk derece mahkemesi kararını bozdu. 2019'da verilen ve toplam 71 bin 740 euro tazminat ödenmesini öngören karar, istinaf sürecinin ardından 31 Ekim 2024'te Yüksek Mahkeme tarafından oy birliğiyle reddedildi. Mahkeme heyetinin, Türkiye'nin söz konusu taşınmazlar üzerinde herhangi bir tasarrufu bulunmadığı ve tazminat sorumluluğunun doğmadığı yönünde hüküm kurduğu öğrenildi.
Dava, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında adanın kuzeyinde kalan gayrimenkuller üzerinde hak iddia eden Rum vatandaşlarının Türkiye'ye yönelik tazminat taleplerinin hukuki boyutunu yeniden gündeme taşıdı. Yüksek Mahkeme'nin ret kararı, benzer davalarda Türkiye'nin sorumlu tutulamayacağı yönünde güçlü bir içtihat oluşturdu.
Hukuki gerekçe ve sürecin arka planı
İlk derece mahkemesi 2019'da verdiği kararda, başvurucuların Girne'deki taşınmazlarına erişimlerinin engellendiği ve bu nedenle mülkiyet haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle Türkiye'yi tazminata mahkûm etmişti. Ancak istinaf aşamasında dosyayı inceleyen Yüksek Mahkeme, Türkiye'nin adı geçen taşınmazlarla hukuki bağının bulunmadığını, mülkiyet üzerinde fiili veya hukuki tasarrufunun olmadığını tespit etti. Kararda ayrıca, GKRY mahkemelerinin yargı yetkisinin Türkiye'yi bağlayıcı nitelikte olmadığı vurgulandı.
Kıbrıs sorunu çerçevesinde mülkiyet meselesi, 1974 sonrası yerinden edilen Rumların ve Türklerin haklarının korunması açısından hassas bir dosya olarak öne çıkıyor. GKRY mahkemelerinde açılan tazminat davaları, bugüne kadar Türkiye aleyhine zaman zaman kararlar üretmiş olsa da bu kararların icra kabiliyeti tartışmalı olagelmiştir. Yüksek Mahkeme'nin son kararı, bu tür davalarda hukuki dayanağın sorgulanması bakımından dikkate değer bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Türkiye'nin pozisyonu ve olası yansımalar
Türkiye, Kıbrıs'taki mülkiyet ihtilaflarının çözümü için kapsamlı bir siyasi çözümün şart olduğunu, bireysel tazminat davalarının bu sorunu çözemeyeceğini savunuyor. Yüksek Mahkeme'nin kararı, Türkiye'nin bu tezini hukuki düzlemde destekler nitelikte. Kararın ardından benzer taleplerde bulunan diğer Rum vatandaşlarının davalarının da olumsuz etkilenmesi bekleniyor.
Hukukçular, kararın yalnızca Türkiye'ye yönelik tazminat taleplerini değil, aynı zamanda GKRY mahkemelerinin yargı yetkisinin sınırlarını da yeniden çizdiğini belirtiyor. Yüksek Mahkeme'nin oy birliğiyle aldığı karar, istinaf mahkemesinin 31 Ekim 2024 tarihli hükmünü kesinleştirdi. Böylece ilk derece mahkemesinin 2019'da verdiği tazminat kararı tamamen ortadan kalkmış oldu.
Kıbrıs'ta kapsamlı çözüm müzakerelerinin tıkandığı bir dönemde, GKRY yargısının Türkiye lehine verdiği bu karar, adadaki mülkiyet ihtilaflarının hukuki ve siyasi boyutlarına ilişkin yeni bir tartışma başlatabilir. Kararın gerekçesi ve emsal etkisi, önümüzdeki süreçte hem GKRY iç hukukunda hem de uluslararası platformlarda yakından takip edilecek.