Girne-Taşucu seferini yapan bir yolcu gemisi, kısa süre içinde su alarak alabora oldu. Akdeniz'de yaşanan bu facia, geminin güvenlik ve denize elverişlilik koşullarına ilişkin ciddi soru işaretlerini de beraberinde getirdi. Geminin neden bu kadar hızlı su aldığı, teknik kontrollerin yapılıp yapılmadığı ve tahliye prosedürlerinin doğru işletilip işletilmediği, kamuoyunun gündeminde. Uzmanlar, facianın ardından 6 kritik soruya yanıt arıyor.
Gemi neden bu kadar hızlı su aldı?
Denizcilik uzmanlarına göre, bir geminin alabora olması için genellikle birden fazla faktörün aynı anda devreye girmesi gerekiyor. Su alımının bu kadar hızlı gerçekleşmesi, geminin su geçirmez bölmelerindeki yapısal bir zafiyete işaret ediyor olabilir. Kapalı araç güvertelerinde biriken suyun serbest yüzey etkisi yaratarak stabiliteyi bozduğu bilinen bir durumdur. Facianın yaşandığı bölgedeki deniz koşulları da dikkate alındığında, geminin dalgalara karşı savunmasız kalmış olması muhtemel.
Teknik kontroller yapıldı mı?
Gemilerin periyodik olarak liman devleti kontrolünden geçmesi ve bayrak devleti tarafından denetlenmesi gerekiyor. Ancak uzmanlar, bazı bayrak devletlerinin denetimlerde yetersiz kaldığını, bu tür gemilerin uluslararası sularda faaliyet gösterirken bile denetimlerin aksayabildiğini vurguluyor. Geminin son teknik muayenesinin ne zaman yapıldığı, hangi kurum tarafından onaylandığı ve herhangi bir eksiklik tespit edilip edilmediği büyük önem taşıyor. Söz konusu geminin kayıtlı olduğu bayrak devleti ve sınıflandırma kuruluşu da soruşturmanın odak noktasında.
Yük ve yolcu kapasitesi doğru muydu?
Facianın yaşandığı geminin yük ve yolcu kapasitesinin aşılıp aşılmadığı da kritik bir soru. Aşırı yükleme, geminin ağırlık merkezini yükselterek stabiliteyi olumsuz etkileyebilir. Özellikle Ro-Ro tipi gemilerde araçların bağlanması ve ağırlık dağılımı büyük önem taşır. Uzmanlar, yükleme planının ve ağırlık hesaplarının doğru yapılıp yapılmadığının incelenmesi gerektiğini belirtiyor.
Tahliye prosedürleri etkin bir şekilde işledi mi?
Bir gemi alabora olma sürecine girdiğinde, yolcuların cankurtaran botlarına veya sallarına ulaşması hayati önem taşır. Bu süreçte mürettebatın eğitimi ve geminin tahliye düzeneklerinin çalışır durumda olması gerekir. Görgü tanıklarının ifadeleri, tahliye sırasında kaos yaşandığını ve bazı yolcuların can yeleği bulmakta zorlandığını gösteriyor. Bu durum, tahliye tatbikatlarının ne kadar etkili yapıldığı sorusunu akla getiriyor.
Denize elverişlilik belgesi ne zaman verildi?
Bir geminin denize elverişlilik belgesine sahip olması, onun güvenli bir şekilde sefer yapabileceğine dair resmi bir onaydır. Ancak bu belgelerin verilme sürecinde bazı istismarlar yaşanabildiği biliniyor. Uzmanlar, söz konusu geminin denize elverişlilik belgesinin hangi kurum tarafından ve ne zaman verildiğinin mutlaka araştırılması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, belgenin verilmesinin ardından gemide herhangi bir değişiklik yapılıp yapılmadığı da incelenmeli.
Meteorolojik uyarılar dikkate alındı mı?
Denizcilikte hava durumu tahminleri ve uyarıları, seyir güvenliği açısından kritik öneme sahiptir. Facianın yaşandığı gece bölgede kötü hava koşulları olduğu rapor edilmişti. Geminin kaptanının bu uyarıları dikkate alıp almadığı, seferin ertelenip ertelenmeyeceği gibi kararlar da sorgulanıyor. Uluslararası denizcilik kuralları, kaptanlara kötü hava koşullarında seferden kaçınma yetkisi ve sorumluluğu verir. Bu yetkinin doğru kullanılıp kullanılmadığı, kazanın nedenlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Sorumluluk kime ait?
Bu facianın ardından birden fazla tarafın sorumluluğu söz konusu. Gemi işletmecisi, teknik yönetim şirketi, bayrak devleti, sınıflandırma kuruluşu ve mürettebat, zincirin halkaları olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, nihai raporun yayınlanmadan önce tüm bu aktörlerin rollerinin detaylı şekilde incelenmesi gerektiğini söylüyor. Deniz kazaları genellikle tek bir nedene bağlanmaz; zincirleme ihmal ve hataların sonucudur. Bu nedenle, cezai ve idari sorumlulukların doğru belirlenmesi için bağımsız bir soruşturmanın yürütülmesi şart.
Sonuç olarak, Girne'deki gemi faciası, deniz güvenliği uygulamalarındaki zafiyetleri bir kez daha gözler önüne serdi. Yetkililerin, kazanın ardından sadece kurtarma çalışmalarına odaklanmayıp, benzer olayların yaşanmaması için kapsamlı bir denetim ve düzenleme sürecine gitmesi gerekiyor. Uluslararası denizcilik örgütleri de bu tür kazaların önlenmesi için daha sıkı standartlar belirlemeli ve üye ülkelerin bu standartlara uyumunu denetlemelidir.