Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden (KKTC) Mersin'e gitmek üzere yola çıkan ve Girne açıklarında su alarak batan feribotta, 267 yolcu ve mürettebatın yaşadığı korku dolu anların görüntüleri olayın ardından ortaya çıktı. Şiddetli dalgaların etkisiyle sarsılan gemide, yolcuların panik içinde 'Kaptana söyleyin geri dönsün, 200 kişi var burda' diye bağırdıkları anlar güvenlik kameralarına yansıdı. Olay, göz göre göre yaşanan bir tehlikeyi gözler önüne sererken, denizcilik uzmanları da 'bilinçli ihmal' tartışmasını başlattı.
Görüntülerdeki panik anları birçok soruyu beraberinde getirdi
Girne limanından 3 Ekim'de saat 14:00 sularında ayrılan ve şiddetli fırtınaya rağmen seferini sürdüren 'Oznur Aras' isimli feribot, yaklaşık bir saat sonra makine arızası ve su alma nedeniyle zor anlar yaşadı. Yolcuların telefon kameralarına yansıyan görüntülerde, geminin içini su bastığı, eşyaların savrulduğu ve insanların can korkusuyla birbirlerine tutunmaya çalıştığı görülüyor. Bir yolcunun 'Lütfen Türkiye'deki aileme ulaşın, gemimiz batıyor, kapasite 189 kişi ama burda 200'den fazla var' dediği duyuluyor.
Görüntülerde, mürettebatın can yeleklerini dağıtmakta güçlük çektiği ve bazı yolcuların yelek bulamadığı için panik yaşadığı anlar da yer alıyor. Olayın ardından KKTC Ulaştırma Bakanlığı ile Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın ortak soruşturma başlattığı öğrenildi. İlk belirlemelere göre, geminin normal kapasitesinin 320 kişi olduğu ancak 267 kişiyle yola çıkmasının, firmaya ait aynı güzergahta başka bir geminin iptal edilmesinden kaynaklandığı ifade edildi.
Yolcuların kurtarılma anları ve son durum
Olayın hemen ardından KKTC Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Türk Sahil Güvenlik ekipleri koordine bir kurtarma operasyonu başlattı. Bölgeye sevk edilen ekipler, 267 kişiyi gemiden tahliye ederek çevredeki kapalı ve yolcu gemilerine transfer etti. Yolcuların büyük bir bölümü Mersin'e götürülürken, bir kısmı Girne'deki otel ve misafirhanelere yerleştirildi. Kazada can kaybı veya yaralanma yaşanmazken, bazı yolcuların hipotermi riski nedeniyle hastanelerde müşahede altına alındığı bildirildi.
Kaptan ve mürettebatın gözaltına alındığı, geminin ise çekilerek Girne limanına yanaştırıldığı öğrenildi. Görgü tanıkları, olayın ilk dakikalarında kaptanın anonslarıyla oluşan kafa karışıklığına dikkat çekerek, “Önce ‘her şey normal, panik yapmayın’ anonsu yapıldı, ardından gemi su almaya başlayınca herkese can yelekleri giydirildi ve filikalara yönlendirildik” ifadelerini kullandı. Ancak, filikaların bazılarının denize indirilemediği, suyun hızla yükselmesi nedeniyle yolcuların üst güvertede toplanarak yardım beklediği belirtildi.
Denizcilik uzmanlarından kritik değerlendirme
Denizcilik güvenliği danışmanı emekli Kaptan Bülent Kavak, benzer olaylarda sıkça yaşanan 'kaptanın seferi ertelememe kararı' üzerine önemli açıklamalarda bulundu. “Meteoroloji uyarılarına rağmen seferin yapılması, yolcu ve yük güvenliği açısından kabul edilemez. Uluslararası kurallar gereği, fırtına ikazı varken kaptanın son sözü olmalı, ancak ticari kaygılar bazen bu kararın önüne geçiyor. Bu olayda, 267 yolcu taşıyan bir geminin kalkışından önce liman başkanlığının da meteorolojik raporları dikkate alması gerekirdi.” dedi.
Kavak, “Söz konusu geminin denize elverişlilik belgesinin süresi ve makine bakımlarının düzenli yapılıp yapılmadığı mutlaka incelenmeli. Su alma noktasının nereden olduğu, teknenin kaç yaşında olduğu gibi detaylar da soruşturmanın odak noktası olmalı.” şeklinde konuştu. Öte yandan, KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, yaptığı yazılı açıklamada, “Olayın meydana gelmesinde ihmali bulunan hiçbir firma ve kişi kapsamında süreç takip edilecek, gereken hukuki süreç başlatılmıştır. Vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi sunarım” ifadelerine yer verdi.
Feribot işletmecisi firma yetkilileri ise “Kazayla ilgili tüm prosedürler uygulanmış, yolcularımızın güvenliği bizim için en önemli konudur. Soruşturmaya her türlü kolaylığı sağlıyoruz” açıklamasını yaptı. Firma hakkında daha önce de bazı ihlaller nedeniyle ceza kesildiği ve sefer iptalleri yaşandığı bilgisi, güvenlik kaygılarını artırdı.
Benzer kazalar ve geçmiş dersler
Kuzey Kıbrıs ile Türkiye arasındaki deniz hattında daha önce de çeşitli kazalar yaşanmış, iki ülke arasında feribot seferleri sırasında can güvenliği zaman zaman tartışma konusu olmuştu. 2018 yılında Mersin-Girne hattında sefer yapan bir geminin yine fırtına nedeniyle zor anlar yaşadığı, yolcuların tahliye edildiği hatırlanıyor. Denizcilik mühendisleri, bölgedeki fırtına riskine karşı gemilerin yapısal güçlendirmesi ve mürettebatın acil durum eğitimlerinin artırılması gerektiğinin altını çiziyor.
Olayın ortaya çıkardığı bir diğer önemli nokta ise gemilerdeki can yeleği sayısının yetersizliği ve acil durum ekiplerinin müdahale hızıdır. Uzmanlar, sivil toplum kuruluşlarının denetim mekanizmalarının bağımsız olarak çalışması ve şeffaf raporlamaların yapılması konusunda kamuoyu baskısının önemli olduğunu vurguluyor.
Bu tür olayların tekrar yaşanmaması için sadece cezai yaptırımların değil, aynı zamanda denizcilik kültürünün ve güvenlik bilincinin geliştirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Kaptanların ve şirketlerin, kötü hava koşullarında sefer iptali kararı alabilme cesaretine sahip olması ve yolcuların da bu tür durumlarda haklarını bilmesi kritik öneme sahip. Girne’de yaşanan facianın eşiğinden dönülen olay, denizlerdeki güvenlik politikalarının gözden geçirilmesi için bir kez daha önemli bir uyarı niteliği taşıyor.