Gezi Parkı protestoları, 17-25 Aralık süreci, Cumhuriyet Mitingleri, 15 Temmuz darbe girişimi, Ankara Garı katliamı, mühürsüz oy pusulaları ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinin yenilenmesi... Türkiye son on yılda birbiriyle bağlantılı bir dizi siyasi kriz yaşadı. Bu süreçte siyasetin aktörleri, kurumlar ve kamuoyu sürekli bir değişim halinde oldu. Özellikle İstanbul seçimleri, bu krizlerin bir düğüm noktası haline geldi. Ekrem İmamoğlu'nun 2019 yerel seçimlerinde İstanbul'u kazanması ve ardından seçimin iptali, siyasi tarihin en tartışmalı anlarından birini oluşturdu.
Gezi'den 15 Temmuz'a: Kutuplaşma ve Kriz
2013 yılında Gezi Parkı'nda başlayan gösteriler, toplumsal muhalefetin en geniş katılımlı eylemlerinden biri oldu. Ardından 2014 cumhurbaşkanlığı seçimleri ve 2015 genel seçimleri siyasi tansiyonu yükseltti. 2015 Ankara Garı önünde yaşanan bombalı saldırı, 102 kişinin hayatını kaybetmesine yol açtı. Güvenlik güçlerinin olaydan saatler önce ihbar aldığı ancak önlem almadığı iddiaları gündeme geldi. 2016'daki 15 Temmuz darbe girişimi ise Türkiye'de olağanüstü hal ilan edilmesine ve geniş çaplı tasfiyelere yol açtı. Bu dönemde MİT tırlarının durdurulması, Menderes Tüneli'ndeki operasyonlar gibi olaylar da kamuoyunda derin tartışmalara neden oldu.
Mühürsüz Oy Pusulaları ve İstanbul Seçimleri
31 Mart 2019 yerel seçimlerinde İstanbul'da yapılan ilk seçimde Ekrem İmamoğlu önde götürdü. YSK'nın 'usulsüzlük' gerekçesiyle seçimi iptal etmesi üzerine 23 Haziran'da yenilenen seçimde İmamoğlu farkı açarak kazandı. Seçim sürecinde 'mühürsüz oy pusulası' tartışmaları büyük yankı uyandırdı. AKP ve MHP, bazı sandıklarda mühürsüz oy pusulası kullanıldığını iddia etti; CHP ise bunun seçime etki etmediğini savundu. YSK'nın kararı, muhalefet tarafından 'hukuk darbesi' olarak nitelendirildi. Süreç boyunca İmamoğlu'na yönelik tutuklamalar ve yargılamalar devam etti. Gizli tanık ifadeleri ve 'uydurma kanıtlar' iddiaları, adalet sistemine olan güveni sarstı. Özellikle İmamoğlu'na verilen hapis cezası ve siyasi yasak kararı, toplumda geniş yankı uyandırdı.
Kitle Mitingleri ve Siyasi Baskılar
Gezi Parkı'ndan itibaren kitlesel mitingler hükümet için bir 'korku' unsuru haline geldi. 2013'te Taksim Dayanışması'nın çağrısıyla yapılan mitinglere yüz binler katıldı. 2017'de 'Adalet Yürüyüşü'nde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun öncülüğünde 25 gün süren bir yürüyüş düzenlendi. 2019 İstanbul seçimleri öncesi ve sonrası mitinglerde muhalefet partileri birlikte hareket etti. İmamoğlu'nun kazandığı ikinci seçimden sonra Saraçhane'de düzenlenen mitingler, demokratik taleplerin ifadesi oldu. Ancak bu süreçte ifade özgürlüğü, toplanma hakkı ve basın özgürlüğü konularında ciddi kısıtlamalar yaşandı.
Türkiye'nin son on yılı, siyasi krizlerin gölgesinde geçti. Her kriz, yeni bir kırılmayı beraberinde getirdi. Berkin Elvan'ın ölümü, Cumhuriyet Mitingleri, 15 Temmuz, Ankara Garı katliamı ve mühürsüz oy pusulaları... Tüm bu olaylar, toplumsal hafızada derin izler bıraktı. Bugün gelinen noktada, İstanbul seçimleri sadece bir belediye seçimi değil, aynı zamanda demokrasi ve hukuk devleti mücadelesinin simgesi haline geldi. Bu sürecin sağlıklı bir zemine oturması için siyasi aktörlerin uzlaşı arayışına girmesi kaçınılmaz görünüyor.