İzmir Barosu'nun çağrısıyla Gezi Direnişi'nin 13'üncü yılında İzmir Adliyesi önünde bir araya gelen avukatlar ve yurttaşlar, 'El Ele Adalet Zinciri' oluşturarak hukuksuzluklara ve adaletsizliklere tepki gösterdi. İzmir Barosu Başkanı Avukat Sefa Yılmaz, yaptığı açıklamada yargının siyasallaştığını ve Gezi davalarının bu durumun en somut örneği olduğunu belirtti. Etkinlikte avukatlar, 'Gezi bizim onurumuzdur' sloganlarıyla adalet talebini dile getirdi.
Gezi direnişi ve hukuk mücadelesi
Gezi Parkı protestolarının 13. yılında, Türkiye'nin dört bir yanında olduğu gibi İzmir'de de anma etkinlikleri düzenlendi. İzmir Barosu'nun organize ettiği etkinlikte, avukatlar ve vatandaşlar adliye binası önünde bir araya gelerek zincir oluşturdu. Baro Başkanı Sefa Yılmaz, burada yaptığı konuşmada, Gezi davalarının yıllardır sürdüğünü ve yargının bağımsızlığının zedelendiğini ifade etti. Yılmaz, 'Gezi direnişi, halkın meşru bir hak arayışıydı. Bugün hâlâ bu davalarla uğraşıyor olmamız, adalete olan güveni sarsıyor' dedi.
Yargının siyasallaşmasına tepki
Etkinlikte konuşan diğer baro üyeleri de benzer eleştirilerde bulundu. Avukat Ayşe Kaya, 'Yargı bağımsızlığı olmadan adaletten söz edilemez. Gezi davaları, siyasi iktidarın yargıyı baskı aracı olarak kullandığının kanıtıdır' şeklinde konuştu. Katılımcılar, ellerinde taşıdıkları dövizlerle 'Adalet nöbeti' mesajı verdi. İzmir Valiliği ve emniyet güçleri, etkinlik boyunca herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığını bildirdi.
Gezi Parkı eylemleri, 2013 yılının Mayıs ayında İstanbul'da başlamış, kısa sürede ülke geneline yayılmıştı. Protestolar sırasında onlarca kişi hayatını kaybetmiş, binlerce kişi yaralanmış ve birçok kişi yargılanmıştı. Bugün hâlâ devam eden davalar, Türkiye'de hukuk devleti ilkesinin sorgulanmasına neden oluyor.
Tepkiler ve beklentiler
İzmir Barosu'nun çağrısına İzmir Büyükşehir Belediyesi de destek verdi. Belediye Başkanı Tunç Soyer, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 'Gezi'nin ruhu adalet arayışında yaşamaya devam ediyor' ifadelerini kullandı. Etkinliğe katılan vatandaşlar ise, adaletin bağımsız olmasını istediklerini belirtti.
Gezi davaları, Osman Kavala, Mücella Yapıcı, Can Atalay gibi isimlerin de aralarında bulunduğu birçok sanığı kapsıyor. Geçtiğimiz yıllarda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin verdiği ihlal kararlarına rağmen, sanıkların tahliye edilmemesi uluslararası alanda da tepki çekmişti. Türkiye Barolar Birliği de benzer açıklamalarla yargının bağımsızlığına vurgu yapmıştı.
Sonuç olarak, İzmir Barosu'nun düzenlediği 'El Ele Adalet Zinciri' etkinliği, Gezi direnişinin bir sembol haline geldiği adalet mücadelesinin devam ettiğini gösteriyor. Yargının bağımsızlığı konusundaki endişeler, bu tür etkinliklerle dile getirilmeye devam ediyor. Türkiye'de hukuk devleti ve adalet sisteminin güçlendirilmesi için toplumsal talebin canlı olduğu görülüyor.