Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Devlet Sert, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun Türkiye'de HPV aşılama programına gerek olmadığı yönündeki açıklamalarına sert tepki gösterdi. Sert, Bakan Memişoğlu'nun 'Türkiye'de HPV profilinin diğer ülkelerden farklı olduğu' iddiasının bilimsel dayanağı olmadığını belirterek, bu tür açıklamaların halk sağlığını tehlikeye attığını vurguladı. Sendika, HPV'nin önlenebilir bir kanser türü olduğunu ve ulusal aşılama programının bir an önce başlatılması gerektiğini savunuyor.
Bilim İnsanlarından Görüş Ayrılığı
Sağlık Bakanı Memişoğlu, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, bazı bilim insanlarının Türkiye'de ulusal HPV aşılama programına gerek olmadığı yönünde görüş bildirdiğini öne sürmüştü. Bakan, Türkiye'deki HPV profilinin diğer ülkelerden farklı olduğunu ve bu nedenle aşılama stratejisinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söylemişti. Bu açıklamalar, sağlık alanında geniş yankı uyandırdı ve uzmanlar arasında tartışmalara neden oldu. Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği (TJOD) gibi kuruluşlar, HPV aşısının önemine dikkat çekerek, ulusal aşılama programının ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.
Genel Sağlık-İş'in Tepkisi
Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Devlet Sert, yaptığı yazılı açıklamada, Bakan Memişoğlu'nun sözlerinin bilimsel gerçeklerle örtüşmediğini ifade etti. Sert, 'HPV, rahim ağzı kanseri başta olmak üzere birçok kanser türüne neden olan bir virüstür. Dünya Sağlık Örgütü ve uluslararası sağlık otoriteleri, HPV aşısının güvenli ve etkili olduğunu defalarca kanıtlamıştır. Türkiye'de her yıl binlerce kadın rahim ağzı kanseri nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Bu tablo ortadayken, 'profil farklı' gibi söylemlerle aşılama programını geciktirmek kabul edilemez' dedi. Sert, sendika olarak konunun takipçisi olacaklarını ve gerekli hukuki girişimlerde bulunacaklarını da sözlerine ekledi.
HPV Aşısının Önemi ve Türkiye'deki Durum
HPV (İnsan Papilloma Virüsü), cinsel yolla bulaşan ve rahim ağzı kanseri, vajinal kanser, penis kanseri, anal kanser ve baş-boyun kanserlerinin önemli bir kısmına neden olan bir virüstür. HPV aşısı, özellikle 9-14 yaş arasındaki kız ve erkek çocuklarına uygulandığında, HPV enfeksiyonlarına karşı yüksek düzeyde koruma sağlamaktadır. Türkiye'de HPV aşısı, Sağlık Bakanlığı tarafından 2013 yılından bu yana önerilmekte ancak ulusal aşılama programına dahil edilmemiştir. Aşı, şu anda Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından geri ödeme kapsamında değildir ve aileler tarafından ücreti ödenerek yaptırılabilmektedir. Bu durum, ekonomik eşitsizlikleri de beraberinde getirerek, aşıya erişim konusunda adaletsizliklere neden olmaktadır.
Uzmanlardan Tepkiler
Bakan Memişoğlu'nun açıklamalarına birçok tıp derneği ve sağlık uzmanı da tepki gösterdi. Türk Tıp Derneği (TTB) ve Kanser Savaşçıları Derneği gibi kuruluşlar, HPV aşısının ulusal programa alınması için imza kampanyaları düzenlemekte ve kamuoyu oluşturmaktadır. Uzmanlar, HPV aşısının maliyetinin, kanser tedavisinin maliyetine kıyasla çok düşük olduğunu ve aşılama programının uzun vadede sağlık sistemine büyük katkı sağlayacağını vurgulamaktadır. Ayrıca, Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) rahim ağzı kanserini eliminasyon hedefi kapsamında, 2030 yılına kadar kız çocuklarının %90'ının HPV aşısıyla aşılanması hedefi bulunmaktadır. Türkiye'nin bu hedefe ulaşabilmesi için ulusal aşılama programını bir an önce başlatması gerektiği ifade edilmektedir.
Sonuç ve Değerlendirme
Sağlık Bakanı'nın HPV aşısı konusundaki tutumu, halk sağlığı açısından endişe vericidir. Bilimsel veriler, HPV aşısının güvenilirliği ve etkinliği konusunda net bir tablo ortaya koymaktadır. Bakanın 'bilim insanları görüş bildirdi' söyleminin ardında hangi bilim insanlarının olduğu belirsizdir ve bu durum, kamuoyunda güven sorununa yol açmaktadır. Türkiye'nin sağlık politikaları, maalesef son yıllarda bilimsel temellerden uzaklaşarak ideolojik ve siyasi saiklerle şekillendirilmektedir. Oysa toplum sağlığı, ideolojik tartışmaların üzerinde tutulması gereken hayati bir konudur. Binlerce kadının ve erkeğin hayatını kurtaracak HPV aşısının ulusal programa alınması, hem bireysel hem de toplumsal bir sorumluluktur. Sağlık otoritelerini, bilimin ışığında ve halk sağlığı önceliğiyle hareket etmeye davet ediyoruz.