Türk tiyatrosunun duayen ismi Genco Erkal, aramızdan ayrılalı bir yıl oldu. Onun için çok şey yazıldı, çok şey söylendi. Ama dostları, onu bir balıkçı damında hatırlamayı seçti. Ege'nin sakin bir köyünde, denize nazır bir damda, Genco Erkal'ın anısına bir saygı duruşu gerçekleştirildi. Bu buluşma, onun sanatına ve insanlığına duyulan özlemin bir yansımasıydı.
Bir Ustanın Ardından
Genco Erkal, 28 Mart 1938'de İstanbul'da doğdu. Robert Kolej'den sonra İstanbul Üniversitesi'nde psikoloji eğitimi aldı, ancak tiyatro aşkı ağır bastı. 1969'da Dostlar Tiyatrosu'nu kurdu ve yarım asırdan fazla bir süre sahnenin tozunu yuttu. Sahnelediği oyunlarla, canlandırdığı karakterlerle Türk tiyatrosunun çehresini değiştirdi. Özellikle Nazım Hikmet'ten uyarladığı "Kerem Gibi" ve "Memleketimden İnsan Manzaraları" oyunlarıyla hafızalara kazındı. Sanat yaşamı boyunca birçok ödül aldı; ama asıl ödülü, seyircisinin gönlünde taht kurmaktı.
Balıkçı Damında Bir Anma
Geçtiğimiz hafta sonu, İzmir'in Çeşme ilçesine bağlı bir balıkçı köyünde küçük ama anlamlı bir tören düzenlendi. Genco Erkal'ın yakın dostları, tiyatro camiasından isimler ve yerel halk, onun anısına bir araya geldi. Damın duvarına onun bir fotoğrafı asıldı, altına da bir not düşüldü: "Sahne bizim, ışık senin." Damın sahibi emekli balıkçı Hasan Amca, Genco Erkal'ın bir dostuymuş. "Onunla balık tutardık, sohbet ederdik. Bana hep 'Deniz en büyük sahne, balıklar da seyirci' derdi. Şimdi burada olduğunu hissediyorum," dedi gözleri dolarak.
Sanat ve Yaşam
Genco Erkal, sanatı hep toplumun hizmetine sunmuştu. Oyunlarında işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin hikâyelerini anlattı. Sokakları sahne yaptı, insanları da oyuncu. 12 Mart muhtırası döneminde yasaklanan oyunları oldu, yargılandı, ama hiçbir zaman susturulamadı. Sanatın dönüştürücü gücüne inandı; genç kuşaklara ışık oldu. Bugün onun açtığı yolda yürüyen birçok tiyatrocu, onun mirasını yaşatıyor.
Sonsuza Dek Sahne
Genco Erkal, 31 Temmuz 2023'te hayata veda etti. Ancak onun sanatı, anıları ve mücadelesi yaşamaya devam ediyor. Balıkçı damındaki o küçük tören, onun ne denli sevildiğinin ve saygı duyulduğunun bir göstergesi. Belki de en güzel anma, onun eserlerini yeniden sahnelemek, onun sesini yeni nesillere duyurmak olacaktır. Çünkü o, her zaman söyledi: "Sahne benim için bir hayat biçimi, nefes almaktı."
Genco Erkal'ı anmak, onun bize bıraktığı değerleri hatırlamaktır. Onun insanlara ve hayata olan sevgisi, sahnede kurduğu dünyanın temelini oluşturuyordu. Bugün, bir balıkçı damında onu anarken, aslında hepimiz onun sahnesinde birer seyirciyiz. Işıklar söndü, ama perde kapanmadı; zira onun eserleri, her perde açılışında yeniden hayat buluyor. Genco Erkal, Türk tiyatrosunun unutulmaz bir parçası olarak sonsuza dek sahnede kalacak.