Son yıllarda gençlerin giyim tarzına, saç kesimine ve ayakkabı tercihlerine baktığımızda, yaşlarına dair ipuçları bulmak giderek zorlaşıyor. On beş yıl önce bir gencin pantolon paçasından, saç modelinden veya ayakkabısından hangi müzik türünü dinlediğini, hangi alt kültüre ait olduğunu tahmin edebilirdik. Ancak bugün durum farklı. 13 yaşındaki bir ortaokul öğrencisi ile 30 yaşındaki bir profesyonelin Instagram veya TikTok akışlarında karşılaştığı içerikler neredeyse aynı. Bu durum, gençlerin özgün kimlik gelişimini olumsuz etkiliyor ve uzmanlar, algoritmaların bireysel farklılıkları sildiğini vurguluyor.
Herkes Aynı Şeyi Giyiyor, Aynı Şeyi Dinliyor
Sosyal medya platformları, kullanıcıların ilgi alanlarına göre kişiselleştirilmiş içerik sunmayı vaat ediyor. Ancak yapılan araştırmalar, özellikle moda ve müzik trendlerinin yaştan bağımsız olarak herkese aynı şekilde dayatıldığını gösteriyor. Örneğin, dar kesim pantolonlar veya belirli bir spor ayakkabı modeli, hem 14 yaşındaki bir lise öğrencisinin hem de 40 yaşındaki bir ofis çalışanının karşısına çıkıyor. Bu durum, gençlerin kendi tarzlarını keşfetme sürecini baltalıyor. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden Prof. Dr. Elif Yılmaz, konuyla ilgili şunları söylüyor: "Algoritmalar, kullanıcıların yaşını, gelişim dönemini veya kültürel bağlamını dikkate almıyor. Sadece etkileşim verilerine bakıyor. Bu da homojen bir gençlik profili oluşturuyor."
Kimlik Gelişimi Tehdit Altında
Ergenlik dönemi, bireyin kimlik arayışının en yoğun yaşandığı evredir. Bu dönemde gençler, deneme yanılma yoluyla kendi ilgi alanlarını, değerlerini ve tarzlarını şekillendirir. Ancak sosyal medya algoritmaları, gençleri hazır kalıplara yönlendirerek bu keşif sürecini sekteye uğratıyor. Uzman psikolog Dr. Ayşe Kaya, "Gençler, internetten gördüklerini referans alıyor; ama bu referanslar gerçek benliklerine değil, trendlere dayalı. Bu da özgüven eksikliğine ve sürekli bir kıyaslama haliyle sonuçlanabiliyor" diyor. Kaya, ailelere ve eğitimcilere şu öneride bulunuyor: "Çocukların yaratıcılığını destekleyin, onlara farklı seçenekler sunun ve eleştirel düşünmeyi aşılayın."
Bireyselleştirilmiş İçerik Mümkün mü?
Teknoloji şirketleri, kullanıcı yaşını ve gelişimini dikkate alan yeni algoritmalar geliştirebilir mi? Bu soruya medya ve teknoloji uzmanları farklı yanıtlar veriyor. Dijital haklar savunucusu ve yazar Mehmet Demir, "Temel insan haklarından biri olan ifade özgürlüğü ve özgünlük, çocuklar için çok daha kritik. Algoritmalar, genç kullanıcıların olumsuz içeriklerden korunması için daha fazla sorumluluk almalı" ifadelerini kullanıyor. Bazı platformlar, 13 yaş altı kullanıcılara yönelik ayrı uygulamalar veya kısıtlamalar getirse de, uzmanlar bunun yeterli olmadığını düşünüyor. Bu noktada dijital okuryazarlık eğitiminin önemi artıyor. Gençlere, medyanın sunduğu hazır kalıpları sorgulamayı öğretmek gerekiyor.
Özgünlük İçin Ne Yapılmalı?
- Ebeveynler, çocuklarıyla ekran süresi politikaları konuşabilir.
- Okullarda sosyal medya okuryazarlığı dersleri müfredata eklenebilir.
- Gençler, farklı sanat dallarında deneyimler yaşamaya teşvik edilmelidir.
- Yerel moda tasarımcıları ve zanaatkarlarla atölye çalışmaları düzenlenebilir.
Sonuç olarak, algoritmaların tekdüzeleştiren etkisine karşı gençlerin kendi seslerini bulmasına alan açmak, onların sağlıklı bireyler olarak yetişmesi için şart. Toplum olarak bu konuda ne kadar duyarlı davranırsak, geleceğin o kadar çeşitli, yaratıcı ve özgün bireylerine sahip oluruz.