New York merkezli bir araştırma şirketi tarafından yapılan yeni bir ankete göre, 13 ila 25 yaş arasındaki gençlerin yaklaşık beşte biri, duygusal kriz anlarında yapay zeka sohbet robotlarına yöneliyor. 2024 Nisan ve Mayıs aylarında 1.200 katılımcıyla gerçekleştirilen çalışmada, gençlerin yüzde 19'u üzgün, öfkeli, gergin veya stresli hissettiklerinde en az bir kez yapay zeka destekli bir uygulama kullandığını belirtti. Araştırmacılar, bu durumun geleneksel ruh sağlığı hizmetlerine erişim sorunlarını yansıttığını ifade ediyor.
Yapay zeka botları kriz yönetimi için tasarlanmamış
Araştırma, gençlerin yüzde 32'sinin haftada en az bir kez bir sohbet robotuyla konuştuğunu ortaya koydu. Ancak uzmanlar, bu botların intihar düşünceleri, şiddet eğilimi veya travma gibi ciddi durumları yönetmek üzere tasarlanmadığı konusunda uyarıyor. Psikiyatrist Dr. Sarah Mitchell, "Yapay zeka, bir terapistin yerini alamaz. Özellikle akut kriz anlarında doğru yönlendirme yapamaz ve yanlış müdahalelerle riski artırabilir" dedi. Araştırmaya göre, yapay zeka kullanıcılarının yüzde 58'i botlarla konuşurken kendini daha iyi hissettiğini söylerken, yüzde 12'si konuşmanın duygularını daha da kötüleştirdiğini belirtti.
Psikolojik destek pazarı yapay zekaya kayıyor
Küresel ruh sağlığı uygulamaları pazarı 2023'te 5,2 milyar dolar olarak hesaplanırken, bu pazarın 2030'a kadar 15 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Replika, Woebot ve Wysa gibi yapay zeka tabanlı uygulamalar, özellikle ergenler arasında popüler. Ancak bu uygulamaların çoğu, veri gizliliği ve etik standartlar konusunda yeterli denetime sahip değil. Araştırmaya katılan gençlerin yüzde 45'i, botlarla paylaştıkları bilgilerin gizliliği konusunda endişeli olduğunu söylerken, yalnızca yüzde 18'i bu bilgilerin üçüncü taraflarla paylaşılma ihtimalini bildiğini belirtti. Uzmanlar, teknoloji şirketlerinin ruh sağlığı ürünlerinde şeffaflık ve güvenlik protokollerini artırması gerektiğini vurguluyor.
Yapay zeka destekli psikolojik destek araçlarının artışı, aynı zamanda sağlık sigortası maliyetlerini de etkiliyor. Bazı özel sigorta şirketleri, düşük maliyetli olduğu gerekçesiyle bu uygulamaları teminat kapsamına almaya başladı. Ancak etkinlikleri henüz kanıtlanmamış bu uygulamaların uzun vadeli sonuçları bilinmiyor. Bu durum, sigorta sektöründe yeni düzenlemelerin sinyalini veriyor.
Konunun bağımsız değerlendirmesini yapmak gerekirse, yapay zeka sohbet robotlarının gençler arasında yaygınlaşması, hem fırsat hem de risk barındırıyor. Bir yandan, özellikle ekonomik engeller veya kırsal alanlarda yaşama gibi nedenlerle terapiye ulaşamayan gençler için düşük maliyetli bir ilk adım olabilir. Öte yandan, bu araçların klinik geçerliliği olmadığı ve kriz anlarında yetersiz kalabileceği unutulmamalı. Türkiye'de de benzer bir eğilim gözlenirken, Sağlık Bakanlığı'nın dijital ruh sağlığı ürünlerine yönelik bir denetim mekanizması henüz bulunmuyor. Uzmanlar, yapay zekanın tamamlayıcı bir araç olarak kullanılması gerektiğini, asla bir uzmanın yerini almaması gerektiğini hatırlatıyor.