Gazze Şeridi'nde yaşayan Filistinliler, savaşın yıkımıyla birleşen kavurucu sıcaklar nedeniyle sığınacak bir gölge bile bulamıyor. İsrail'in yoğun saldırıları sonucu altyapısı büyük ölçüde tahrip olan bölgede, elektrik kesintileri ve temiz suya erişimdeki zorluklar, yaz sıcaklarının etkisini daha da artırıyor. Çadırlarda yaşayan özellikle yerinden edilmiş aileler, 50 dereceyi aşan sıcaklıklarda hayatta kalmaya çalışıyor; soğuk su ve vantilatör lüks olmaktan çıktı.
Yerinden Edilenlerin Dramı
BM verilerine göre, Gazze nüfusunun yaklaşık yüzde 90'ı yerinden edildi ve çoğu, geçici çadırlarda ya da yıkılmış binaların enkazında barınmak zorunda. Bu yapılar, sıcaktan korunmak için yetersiz kalıyor. Plastik örtüler ve ince kumaşlardan oluşan çadırlar, güneşin altında fırına dönüşüyor. Aşırı sıcaklıklar, özellikle çocuklar ve yaşlılar için yaşamı tehdit eden bir hal aldı; birçok aile, çocuklarını serinletebilmek için günün büyük bölümünü su kuyularında geçirmek zorunda kalıyor. Ancak bu kuyular da yetersiz ve hijyenik olmaktan uzak.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi yetkilileri, Gazze'deki yaşam koşullarının insanlık dışı olduğunu vurgulayarak, acil bir insani ateşkes çağrısı yapıyor. Elektrik şebekesinin büyük bölümü kullanılamaz durumda olduğu için soğutma cihazları çalışmıyor. Jeneratörler de yakıt bulamıyor. Sahil kesimi olması nedeniyle denizden gelmiş olabilecek meltemin etkisi, yoğun toz ve duman nedeniyle azalıyor; ayrıca saldırılardan kaçan binlerce insan deniz kenarına değil, güvenlik arayışıyla iç kesimlere sığınmış durumda.
Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı (UNRWA), dağıttığı çadırların yeterli olmadığını, sıcaklık artışının gıda ve su krizini tetikleyeceğini belirtiyor. 'Çocuklar güneş çarpması ve ishal salgınıyla mücadele ediyor; bu, sağlık sisteminin çöküşü anlamına geliyor' açıklamasında bulunuyor. Bölgede sıcaklık rekorları kırılırken, insani yardım kuruluşları gölgelik alanlar ve temiz su temini için çabalıyor, ancak şiddet olayları ve ağır kısıtlamalar yardımları engelliyor.
İklim ve Savaşın Kıskacında
Gazze, Akdeniz iklimine sahip olmasına rağmen iklim değişikliği nedeniyle benzeri görülmemiş bir sıcak hava dalgası yaşıyor. Meteoroloji verilerine göre, bölgede hava sıcaklığı mevsim normallerinin 10 derece üzerine çıkarak 50 dereceyi aştı. Bu durumun, savaşın altyapıya verdiği hasarla birleştiğinde 'tam bir üretim yıkımı' yarattığını ifade eden iklim uzmanları, önümüzdeki yıllarda benzer ekstrem hava olaylarının daha sık yaşanacağını belirtiyor. İsrail'in su kaynaklarına yönelik saldırıları, temiz içme suyunu neredeyse imkânsız hale getirdi; tuzlu su ve kirli kuyular, salgın hastalık riskini artırıyor.
Bölge halkı, hem savaşın hem de doğanın acımasız koşullarına karşı direnmeye çalışıyor. Gölge bulmak için çadırların gölgesinde oluşan sıcak hava, nefes almayı bile güçleştiriyor. Su kuytuları ve meydanlardaki musluklarda oluşan kuyruklar, günlük yaşamın bir parçası haline gelmiş durumda. Okullar ve ibadethaneler de dahil olmak üzere tüm kapalı alanlar, sığınmacılarla dolu; ancak bu binaların çoğu da hasarlı ya da sağlıksız. Ayrıca güvenlik endişesi, insanların karanlıkta dışarıda olmasını engelliyor; bu nedenle gece bile sıcaklık, yaşam koşullarını iyileştirmiyor.
Uluslararası toplumdan gelen sesler, bu durumu insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak nitelendiriyor; ancak ateşkes sağlanmadığı sürece Gazzelilerin sığınacak bir gölgesi dahi olmayacak. İnsani yardımların ulaştırılabilmesi için acil bir ateşkes ve sınır kapılarının açılması şart. Yaşanan bu tablo, savaşın sadece bombalarla değil; aynı zamanda iklim değişikliğinin getirdiği ekstrem sıcaklıklarla da sivil halkı cezalandırdığının bir göstergesi. Gazze'de hayatta kalma mücadelesi, her geçen gün daha da ağırlaşıyor ve uluslararası toplumun bu dramı görmezden gelme lüksü bulunmuyor.