Gazze'deki İsrail saldırıları üçüncü yılını doldurdu. 7 Ekim 2023'ten bu yana 74 binden fazla sivil hayatını kaybetti; bunların 21.283'ü çocuk. 365 kilometrekarelik Gazze Şeridi, İstanbul'un Beykoz ilçesinden yalnızca biraz daha büyük. Dünyanın en gelişmiş silahlarıyla hedef alınan bu küçük toprak parçasından Türkiye'ye uzanan yolculuklar, acının sınır tanımadığını gösteriyor.
Gazze'den Türkiye'ye uzanan hayatta kalma mücadelesi
İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları başladığında birçok sivil evlerini terk etmek zorunda kaldı. Türkiye'ye sığınan Gazzeliler, sınır kapılarının kapalı olması nedeniyle günlerce beklediklerini, bombalar altında yürüyerek Refah veya Şarm el-Şeyh üzerinden Mısır'a ulaşmaya çalıştıklarını anlatıyor. Kimi aileler üyelerini kaybetti, kimi ise yaralı yakınlarıyla zorlu bir yolculuğa çıktı. Türkiye, insani yardım koridorlarının açılması için diplomatik girişimlerde bulunsa da sahadaki tablo her geçen gün ağırlaşıyor. Türkiye'ye gelen Gazzeliler, burada geçici barınma merkezlerinde ve yakınlarının yanında yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor.
Gazze Şeridi'nde 2,3 milyon insan yaşıyor. Saldırılar öncesinde de abluka altında olan bölge, şimdi büyük ölçüde yaşanmaz hale gelmiş durumda. Birleşmiş Milletler verilerine göre nüfusun yüzde 85'i yerinden edildi. Hastaneler, okullar, su ve elektrik altyapısı ciddi hasar gördü. Türkiye'den giden yardım konvoyları zaman zaman sınırda bekletiliyor. Gazzeliler, Türkiye'ye ulaşanların yaşadığı travmayı ve kayıplarını anlatırken, geride kalanların durumu belirsizliğini koruyor.
Gazze'nin insani bilançosu: 74 binden fazla sivil, 21 binden fazla çocuk
Uluslararası kuruluşların derlediği verilere göre, 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de 74 binden fazla sivil İsrail saldırılarında öldürüldü. Ölenlerin 21.283'ü çocuk. Bu sayı, her gün ortalama 20'den fazla çocuğun hayatını kaybettiği anlamına geliyor. Yaralı sayısı ise 150 bini aşmış durumda; altyapı çöktüğü için sağlık hizmetlerine erişim neredeyse imkânsız. Kadın ve yaşlı ölümleri de yüksek. Sivil kayıpların bu denli fazla olması, uluslararası hukukta savaş suçu tartışmalarını beraberinde getiriyor. Birçok ülke ve uluslararası kuruluş, İsrail'in orantısız güç kullandığını ve sivilleri hedef aldığını belirtiyor. İsrail ise saldırıların Hamas'ı hedef aldığını savunuyor; ancak bağımsız gözlemciler, sivil altyapıya yönelik saldırıların sistematik olduğunu vurguluyor.
Gazze'deki yıkımın boyutu, uydu görüntülerine de yansıyor. Konutların yüzde 60'ından fazlası hasarlı veya yıkılmış durumda. Tarım arazileri ve balıkçı limanları kullanılamaz hale gelmiş. Bölge halkı, temel gıda ve içme suyuna erişimde büyük zorluk çekiyor. Türkiye'deki Gazzeliler, geride bıraktıkları yakınlarının her an bombalar altında olduğunu ve iletişim kurmakta zorlandıklarını ifade ediyor. Bu belirsizlik, psikolojik travmayı daha da derinleştiriyor.
Uluslararası tepkiler ve Türkiye'nin rolü
Türkiye, başından bu yana İsrail'in saldırılarını soykırım olarak nitelendiriyor ve ateşkes çağrısı yapıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, birçok uluslararası platformda Gazze'deki katliamı gündeme taşıdı. Türkiye, Mısır ve Katar ile birlikte arabuluculuk çabalarına katıldı; ancak kalıcı ateşkes sağlanamadı. İslam İşbirliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda alınan kararlar da uygulanmadı. Türkiye, Gazze'ye insani yardım göndermeye devam ediyor; fakat İsrail'in ablukası nedeniyle yardımların büyük kısmı sınırda bekletiliyor. Türkiye'deki sivil toplum kuruluşları, Gazzelilere yönelik barınma, sağlık ve eğitim desteği sağlıyor. Türkiye'ye sığınan Gazzeliler için geçici ikamet izinleri verilse de kalıcı çözüm bekleyişi sürüyor.
Uluslararası Ceza Mahkemesi, İsrail yetkilileri hakkında soruşturma başlattı. Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'nda açtığı soykırım davası devam ediyor. Ancak bu hukuki süreçlerin ne kadar etkili olacağı belirsiz. Birçok ülke, İsrail'e yönelik yaptırım çağrısı yaparken, bazıları sessiz kalıyor. Türkiye, İsrail ile ticari ilişkilerini askıya aldığını açıkladı; ancak tamamen kesilmediği yönünde eleştiriler var. Kamuoyu, hükümetten daha etkili adımlar atmasını bekliyor.
Üç yılın ardından: Acı, direniş ve umut arayışı
Gazze'deki soykırımın üçüncü yılında, kayıplar sadece rakamlarla ifade edilemeyecek kadar ağır. Türkiye'ye sığınan Gazzeliler, her gün geride kalan yakınlarından haber almayı umut ediyor. Çocuklar, savaşın gölgesinde büyüyor; eğitimden mahrum kalan bir nesil oluşuyor. Uluslararası toplumun etkisizliği, adalet arayışını zorlaştırıyor. Ancak Gazze halkının direnişi ve dayanışma ağları, hayatta kalma mücadelesini sürdürüyor. Türkiye'deki Gazzeliler, bir gün evlerine dönecekleri umudunu koruyor; fakat dönecek bir evin kalmadığını da biliyorlar. Bu trajedi, sadece bölgesel değil, küresel bir vicdan sorunu olarak tarihe geçiyor. Dünya, Gazze'de yaşananları unutmamak ve hesap sormak zorunda.