İsrail'in 7 Ekim 2023'ten bu yana sürdürdüğü yoğun saldırılar ve sıkı abluka, Gazze Şeridi'nde yaşayan 2,3 milyon Filistinli için hayati öneme sahip su kaynaklarını neredeyse tamamen tüketti. Birleşmiş Milletler verilerine göre, bölgedeki su arıtma tesislerinin %80'i hasar görmüş veya tahrip edilmiş durumda. Ablukanın getirdiği yakıt ve yedek parça kısıtlaması, onarım çalışmalarını imkansız hale getiriyor. Yerinden edilen 1,9 milyon kişi, günde kişi başı ortalama 3 litre suyla yaşamını sürdürmeye çalışıyor; bu miktar, insani yardım sınırının çok altında.
Altyapı çöktü, kuyular tükendi
Gazze'nin ana su kaynağı olan Akifer (yeraltı suyu), aşırı çekim ve kirlilik nedeniyle kullanılamaz hale geldi. İsrail saldırılarında hedef alınan su şebekeleri, pompa istasyonları ve atık su arıtma tesisleri, bölgenin su döngüsünü felç etti. Dünya Sağlık Örgütü, Gazze'de tüketilen suyun %97'sinin insani tüketim için uygun olmadığını belirtiyor. Özellikle kuzey bölgelerdeki sondaj kuyularının büyük kısmı çalışamaz durumda. UNRWA, su krizinin kolera ve tifo gibi salgın hastalıklara yol açabileceği uyarısında bulundu. Çocuklar, ishal ve akut susuzluk nedeniyle en kırılgan grubu oluşturuyor.
Abluka yakıt ve yardım girişini engelliyor
İsrail'in sıkı ablukası, su arıtma için gerekli klor, pompalar için yakıt ve onarım malzemelerinin girişini neredeyse tamamen kesti. Mısır sınırındaki Refah Sınır Kapısı'nın kontrollü açılışı, insani yardımların yetersiz kalmasına yol açtı. İsrail, su kaynaklarının 'Hamas tarafından askeri amaçla kullanıldığı' gerekçesiyle kısıtlamaları sürdürüyor. Ancak uluslararası kuruluşlar, bu durumun sivil nüfusu toplu cezalandırdığını vurguluyor. İsrail ordusunun su şebekelerine yönelik saldırıları, Birleşmiş Milletler raporlarında savaş suçu olarak nitelendiriliyor. Yardım kuruluşları, Gazze'ye günde en az 100 kamyon su ve sanitasyon malzemesi girmesi gerektiğini ancak mevcut rakamın 10'u geçmediğini belirtiyor.
Su krizi, Gazze'deki insani felaketin en kritik boyutlarından birini oluşturuyor. Uluslararası toplumun ateşkes çağrıları sonuçsuz kalırken, Filistinli siviller temel bir insan hakkı olan temiz suya erişim için hayatta kalma mücadelesi veriyor. Bu durum, çatışmaların uzun vadede bölgeyi yaşanmaz hale getireceğinin bir göstergesi.