İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne Ekim 2023'ten bu yana sürdürdüğü saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 73 bin 407'ye yükseldi. Filistin Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, son 24 saatte 48 kişinin daha yaşamını yitirdiği, toplam can kaybının 73 bin 407'ye, yaralı sayısının ise 175 bini aştığı bildirildi. Bölgedeki insani kriz, uluslararası toplumun tepkisine rağmen giderek derinleşiyor.
Saldırılarda son durum
Gazze'deki Sağlık Bakanlığı verilerine göre, İsrail askerlerinin kara, deniz ve hava saldırıları sonucu yaşamını yitirenlerin sayısı artmaya devam ediyor. Ölenler arasında çok sayıda kadın ve çocuğun yer alması, saldırıların boyutunu gözler önüne seriyor. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, Gazze nüfusunun yaklaşık yüzde 75'i yerinden edilmiş durumda ve temel ihtiyaç maddelerine erişim her geçen gün zorlaşıyor. Ateşkes çağrılarına rağmen çatışmaların sürmesi, bölgede güvenlik sorunlarını da beraberinde getiriyor. İsrail Savunma Kuvvetleri, saldırıların Hamas'ın askeri altyapısını hedef aldığını ve sivil kayıpların önlenmesi için çaba gösterildiğini öne sürerken, sahada yaşanan insani tablo bunun aksini ortaya koyuyor.
Hamas yönetimindeki Sağlık Bakanlığı, saldırılarda şu ana kadar 73 bin 407 kişinin öldüğünü, 175 bin 158 kişinin ise yaralandığını açıkladı. Bu rakamlar, savaşın başladığı 7 Ekim 2023 tarihinden itibaren kaydedilen ağır kayıpların göstergesi. Buna ek olarak, binlerce cesedin enkaz altında olduğu ve ulaşılamadığı belirtiliyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi ve diğer yardım kuruluşları, bölgede ciddi bir insani felaketle karşı karşıya olunduğunu vurguluyor. Gıda, temiz su ve tıbbi malzeme sıkıntısı, hastalıkların yayılmasına yol açıyor. BM, Gazze'de acil ateşkes ilan edilmesi ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılması için çağrı yapıyor.
Uluslararası tepkiler ve Türkiye'nin tutumu
Dünya genelinde birçok ülke ve sivil toplum kuruluşu, İsrail'in saldırılarını kınayarak ateşkes talep ediyor. Uluslararası Adalet Divanı, geçtiğimiz aylarda İsrail hakkında soykırım suçlamasıyla açılan davada ihtiyati tedbir kararı almış, İsrail'in Gazze'de soykırımı önlemek için elinden geleni yapması gerektiğine hükmetmişti. Ancak İsrail, bu kararların bağlayıcı olmadığını savunarak saldırılarına devam ediyor. Türkiye ise ilk günden itibaren İsrail'in saldırılarını şiddetle kınadı ve Filistin halkının yanında yer aldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail'i 'soykırım' ve 'terör devleti' olarak nitelendiren açıklamalarda bulundu. Türkiye, Gazze'ye insani yardımlar göndermeye devam ediyor ve uluslararası toplumu İsrail'e karşı baskı yapmaya çağırıyor.
Mısır ve Katar arabuluculuğunda yürütülen ateşkes müzakereleri ise henüz sonuç vermedi. Taraflar arasındaki anlaşmazlıklar, kalıcı bir ateşkesin önündeki en büyük engel olarak görülüyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas'ın yok edilmesi hedefinden vazgeçmeyeceklerini belirtirken, Hamas ise kalıcı bir ateşkes ve İsrail askerlerinin Gazze'den tamamen çekilmesini şart koşuyor. Bu da bölgede barışın sağlanmasını güçleştiriyor. Uzmanlar, çatışmaların uzaması halinde bölgesel bir savaşa dönüşme riski olduğuna dikkat çekiyor.
Gazze'deki insani durumun vahameti, birçok ülkenin dışişleri bakanlarını ve BM yetkililerini bölgeye acil ziyaretler yapmaya yöneltti. Ancak bu ziyaretlerden de henüz somut bir sonuç çıkmış değil. İsrail'in sınır kapılarını sık sık kapatarak yardımların geçişine izin vermemesi, insani krizin daha da derinleşmesine neden oluyor. Dünya Sağlık Örgütü, Gazze'deki hastanelerin büyük bölümünün hizmet dışı kaldığını, kalanların ise yetersiz koşullarda çalışmaya çalıştığını bildiriyor.
Sonuç olarak, Gazze'de ölü sayısının her geçen gün arttığı bir ortamda, uluslararası toplumun etkili girişimlerde bulunmaması, bölgedeki felaketin boyutunu artırıyor. Bu tablo, yalnızca Filistin halkının değil, insanlığın ortak vicdanının da yarası olarak değerlendiriliyor. Tüm dünya, bu insanlık dramına karşı daha güçlü bir dayanışma ve barış çabası içine girmek zorunda görünüyor.