Gazze Şeridi'nde 2023 yılında sağlanan ateşkesin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen, bölgedeki insani durum giderek ağırlaşıyor. İsrail'in anlaşma şartlarını ihlal ettiği ve ablukanın sürdüğü belirtilirken, Filistinliler gıda, su, ilaç ve barınma gibi en temel ihtiyaçlara erişimde ciddi zorluklar yaşıyor. Uluslararası kuruluşlar, bölgede soykırımın farklı bir boyuta evrildiği uyarısında bulunuyor.
İsrail Anlaşma Şartlarını İhlal Ediyor
İki yıl önce varılan ateşkes anlaşması, taraflar arasında insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve sivil halkın korunması gibi maddeler içeriyordu. Ancak sahada durum hiç de öyle değil. İsrail, anlaşmanın gerektirdiği adımları atmadığı gibi, yardım konvoylarının geçişine izin vermiyor ve sınır kapılarını büyük ölçüde kapalı tutuyor. Birleşmiş Milletler kaynakları, son iki yılda Gazze'ye ulaştırılan yardım miktarının ihtiyacın çok altında kaldığını doğruluyor.
Filistinli yetkililer, ateşkesin kağıt üzerinde kaldığını, sahada ise yeni bir tür kuşatma politikası uygulandığını belirtiyor. Özellikle Refah Sınır Kapısı'nın kontrolü ve Mısır ile koordinasyon eksikliği, yardımların içeriye girişini neredeyse durdurmuş durumda. İsrail, güvenlik gerekçelerini öne sürerek kısıtlamaları sürdürürken, uluslararası toplumun çağrıları sonuçsuz kalıyor.
Günlük Yaşam: Ekmek, Su ve İlaç Yok
Gazze'de yaşayan 2 milyonun üzerinde insan, dünyanın en büyük insani krizlerinden birini yaşıyor. Abluka nedeniyle temiz içme suyu bulmak neredeyse imkansız hale gelmiş durumda. Deniz suyu arıtma tesisleri elektrik yokluğu nedeniyle çalışamıyor, yakıt sıkıntısı ise jeneratörlerin devre dışı kalmasına yol açıyor. Sağlık ocakları ve hastaneler, ilaç ve tıbbi malzeme yokluğundan dolayı sadece acil vakalara bakabiliyor; kronik hastalar ise tedavi edilemiyor.
Gıda krizi de had safhada. Un, şeker, yağ gibi temel gıda maddeleri karaborsada fahiş fiyatlarla satılıyor. Birçok aile günde bir öğün yemek bulmakta zorlanıyor. Çocuklar arasında yetersiz beslenme oranları hızla artıyor; BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Gazze'de 5 yaş altı çocukların üçte birinin akut yetersiz beslenme riski altında olduğunu raporluyor.
Barınma sorunu ise ayrı bir boyut kazanmış durumda. Yıllar süren çatışmalar ve yıkımlar sonucu binlerce konut kullanılamaz hale geldi. Ateşkes sonrası yeniden inşa çalışmaları neredeyse hiç başlamadı; çünkü inşaat malzemeleri abluka listesinde. Aileler, çadırlarda veya hasarlı binaların enkazında yaşam mücadelesi veriyor. Kış aylarında soğuk ve yağmur, hayatı daha da çekilmez kılıyor.
Soykırımın Şekil Değiştirmesi
Uluslararası hukuk uzmanları, Gazze'de yaşananları soykırım olarak nitelendirirken, son iki yılda bu soykırımın biçim değiştirdiğine dikkat çekiyor. Açık çatışma ve bombardımanın yerini, yavaş ve sistematik bir yok etme politikası aldı. Abluka, yetersiz beslenme, sağlık hizmetlerine erişimin engellenmesi ve psikolojik travma, Filistin halkını fiziksel ve ruhsal olarak tüketmeyi hedefliyor. Bazı uzmanlar bu durumu "sessiz soykırım" olarak adlandırıyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Uluslararası Af Örgütü gibi kuruluşlar, İsrail'in uygulamalarının Cenevre Sözleşmeleri'ne ve diğer uluslararası anlaşmalara açıkça aykırı olduğunu vurguluyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi'nde alınan kararlar uygulanmıyor; büyük güçlerin vetoları ve siyasi çıkar çatışmaları, etkili bir yaptırım mekanizmasını engelliyor.
Uluslararası Tepkiler ve Gelecek Perspektifi
Dünya genelinde sivil toplum kuruluşları ve insan hakları savunucuları, Gazze'deki duruma dikkat çekmek için kampanyalar düzenliyor. Ancak bu tepkiler, sahada somut bir değişiklik yaratmaktan uzak. Bölgesel aktörler arasındaki gerilim ve Filistin meselesinin uluslararası siyasetteki önceliğini yitirmesi, çözüm umutlarını azaltıyor.
Uzmanlar, ateşkesin gerçek anlamda işlerlik kazanması için bağımsız denetim mekanizmalarının kurulması ve insani yardımların koşulsuz olarak bölgeye ulaştırılması gerektiğini belirtiyor. Aksi takdirde, Gazze'deki insani felaket daha da derinleşecek ve bölgedeki istikrarsızlık kalıcı hale gelecek. Filistinliler ise hayatta kalma mücadelesini sürdürüyor; her yeni gün, temel haklardan yoksun bir şekilde başlıyor.