Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA), Gazze Şeridi'nde Temmuz 2026'da İsrail saldırılarında 150'den fazla kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Kurum, bu rakamın yılın başından bu yana kaydedilen en yüksek aylık can kaybı olduğunu vurguladı. Saldırıların yoğunlaştığı bölgelerde insani koşullar giderek kötüleşirken, uluslararası toplum ateşkes çağrılarını yineliyor.
Yılın En Ölümcül Ayı: Temmuz 2026
OCHA'nın yayımladığı rapora göre, Temmuz ayı boyunca Gazze'de devam eden İsrail hava saldırıları ve topçu bombardımanı sonucu en az 150 Filistinli yaşamını yitirdi. Bu sayı, 2026 yılının ilk altı ayında aylık ortalama 80 olan can kaybının neredeyse iki katına çıktığını gösteriyor. Saldırılar özellikle Gazze'nin kuzeyindeki Cibaliye, güneydeki Han Yunus ve Refah kentlerinde yoğunlaştı. Kadınlar ve çocuklar, kayıpların yaklaşık üçte birini oluşturuyor.
Raporda, sağlık tesisleri ve okulların da hedef alındığı belirtiliyor. Gazze'deki Sağlık Bakanlığı, temmuzda 120 çocuğun öldürüldüğünü, yüzlerce kişinin de yaralandığını ve ağır tahribat nedeniyle yaralılara müdahale etmekte zorlanıldığını aktardı. Birleşmiş Milletler yetkilileri, ölü sayısının doğrulanmamış vakalarla birlikte daha da yüksek olabileceğine dikkat çekiyor.
İnsani Kriz Derinleşiyor
Temmuz saldırıları, Gazze'de zaten dramatik boyutlara ulaşan insani krizi daha da ağırlaştırdı. OCHA, temmuz sonunda bölge genelinde temiz suya erişimin yüzde 40'a düştüğünü, elektrik kesintilerinin 20 saatten fazla sürdüğünü ve gıda fiyatlarının yüzde 350 arttığını bildirdi. Sınır kapılarından geçen insani yardım tırları yetersiz kalırken, yakıt sıkıntısı hastanelerin jeneratörlerini çalıştıramamasına neden oluyor.
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) ise operasyonların Hamas'ın silahlı kanadına yönelik olduğunu, sivil kayıpların “Hamas'ın insan kalkanı taktikleri” nedeniyle arttığını savunuyor. Ancak bu iddialar, uluslararası insan hakları örgütlerince sorgulanıyor; birçok kuruluş İsrail'in ayrım gözetmeyen saldırılar düzenlediğini ve savaş suçları işlediğini öne sürüyor.
Uluslararası Toplumun Tepkisi
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Temmuz ortasında Gazze'deki durumu görüşmek üzere acil toplandı ancak kalıcı bir ateşkes kararı çıkarılamadı. ABD, İsrail'in müttefiki olarak daha önceki kararları veto ederken, bu kez Avrupa Birliği ülkeleri ve Arap ligi üyeleri ortak bir bildiri yayımlayarak “derhal ve koşulsuz” ateşkes çağrısı yaptı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, “Gazze bir cehenneme dönüştü; sivillerin ölümüne seyirci kalamayız” ifadelerini kullandı.
BM Özel Rapportörü Francesca Albanese ise saldırıları “soykırımın devamı” olarak nitelendirdi ve Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) İsrail hakkında soruşturma başlatma çağrısında bulundu. UCM'nin 2025'te İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında savaş suçu suçlamasıyla tutuklama emri çıkardığı hatırlatılıyor; ancak İsrail bu kararı tanımıyor.
Gazze'den Yükselen Çığlık: Yaşam Mücadelesi
Gazze'de yaşayan 2,1 milyon insan, temmuz saldırılarının ardından yeni bir göç dalgasıyla karşı karşıya. Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), son iki haftada 80 bin kişinin daha yerinden edildiğini açıkladı. Birçok aile, güvenli bir sığınak bulmak için birkaç kez taşınmak zorunda kalıyor; ancak “güvenli bölge” ilan edilen alanların dahi saldırılara maruz kaldığı belirtiliyor.
Sahadaki sağlık çalışanları, tıbbi malzeme yetersizliği nedeniyle ameliyatları anestezi olmadan yapmak zorunda kaldıklarını, yaralıların ağır enfeksiyonlarla mücadele ettiğini aktarıyor. Gazze'deki son durumu değerlendiren bir sağlık görevlisi, “Burada her gün bir çocuğun cesedini kaldırıyoruz. Dünya bize sırtını döndü” dedi.
Kalıcı Barış Umudu
Tüm bu olumsuz tabloya rağmen, diplomatik kulislerde Ramallah yönetimi ile İsrail arasında yürütülen dolaylı müzakerelerin yol haritası üzerinde konuşuluyor. Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda süren görüşmelerde, esir takası ve bir sonraki aşamada tam ateşkes gündem maddelerini oluşturuyor. Ancak taraflar arasındaki güvensizlik ve İsrail hükümeti içindeki aşırı sağcı koalisyon ortaklarının baskısı, kalıcı bir barış anlaşmasını zorlaştırıyor.
Gazze'deki trajedi, sadece bölgeyi değil, küresel insanlığı da derinden yaralamaya devam ediyor. Yaşanan bu soykırımın durdurulması ve hesap verilebilirliğin sağlanması için uluslararası toplumun somut adımlar atması elzemdir. Aksi takdirde, her ay yeniden yazılan bu acı eşiği, insanlık için bir utanç vesikası olarak tarihe geçecektir.