Gazze'de 1 Nisan 2024'te insani yardım kuruluşu Dünya Merkez Mutfağı'na (WCK) ait konvoya düzenlenen ve 7 yardım çalışanının ölümüne yol açan saldırının emrini veren eski İsrailli Albay Nochi Mendel, yaptığı açıklamada bu eylemden dolayı pişmanlık duymadığını itiraf etti. Mendel'in bu soğukkanlı itirafı, uluslararası kamuoyunda büyük tepkiye yol açarken, olayın ardından İsrail ordusunun yürüttüğü soruşturmanın ciddiyetini de sorgulattı.
Saldırının Ayrıntıları ve Mendel'in Savunması
Olay, 1 Nisan 2024'te Gazze Şeridi'nin orta kesiminde meydana geldi. Dünya Merkez Mutfağı'nın yardım dağıtımı için bölgede bulunan üç araçlık konvoyu, İsrail ordusuna ait bir insansız hava aracının (İHA) saldırısına uğradı. Saldırıda aralarında Avustralya, Polonya, Birleşik Krallık ve Filistin uyruklu kişilerin de bulunduğu 7 yardım çalışanı hayatını kaybetti. Saldırının ardından İsrail ordusu, 'yanlış istihbarat' ve 'prosedür ihlalleri' gerekçesiyle bir soruşturma başlattığını duyurmuş, iki üst düzey subayın görevden alındığını açıklamıştı. Ancak, saldırının planlanmasında doğrudan rolü olduğu belirtilen eski Albay Nochi Mendel'in, son günlerde yaptığı açıklamada bu eylemden pişman olmadığını ifade etmesi, olayın dünya kamuoyunda yeniden gündeme gelmesine neden oldu.
İsrail medyasına yansıyan haberlere göre Mendel, konvoyun 'Hamas militanları tarafından kullanıldığına' dair bir istihbarata dayanarak saldırı emrini verdiğini savundu. Ancak bu iddia, WCK tarafından kesin bir dille reddedildi. Kuruluş, konvoyun hareketlerinin İsrail ordusuyla koordineli şekilde yürütüldüğünü ve araçların üzerinde açıkça kuruluş logoları bulunduğunu vurguladı. Mendel'in pişmanlık duymadığını belirten açıklaması, İsrail ordusunun olaya dair 'yanlış istihbarat' savunmasını da çürütür nitelikte yorumlandı.
Uluslararası Tepkiler ve Hukuki Süreç
Dünya Merkez Mutfağı kurucusu ünlü şef José Andrés, Mendel'in açıklamalarına sert tepki gösterdi. Andrés, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 'Bu açıklama, hayatını kaybeden masum insanların ve ailelerinin acısını hiçe saymaktadır. Adalet yerini bulana kadar bu davayı takip edeceğiz' ifadelerini kullandı. Saldırıda hayatını kaybedenler arasında bulunan Polonya vatandaşı Damian Soból'ün annesi ise İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'dan özür dilemesini ve sorumluların cezalandırılmasını istedi. Uluslararası hukuk uzmanları, Mendel'in açıklamalarının, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) Gazze'deki olası savaş suçları soruşturması kapsamında aleyhe delil olarak kullanılabileceğini belirtiyor.
İsrail ordusu ise Mendel'in açıklamalarına ilişkin resmi bir yorumda bulunmadı. Ancak askeri yetkililerin, olayla ilgili olarak Mendel'in de aralarında bulunduğu birkaç subay hakkında soruşturma başlattığı öğrenildi. Daha önce yapılan açıklamada, saldırının ardından iki üst düzey subay görevden alınmış, birçok subay ise kınama cezası almıştı. Ancak Mendel'in görevden alınmadığı, sadece emekliye ayrıldığı ortaya çıktı. Bu durum, İsrail ordusunun olayı örtbas etmeye çalıştığı yönündeki eleştirileri güçlendirdi.
Öte yandan, saldırı, Gazze'deki insani krizi daha da derinleştirdi. Birçok uluslararası yardım kuruluşu, güvenlik gerekçesiyle Gazze'deki operasyonlarını durdurduklarını açıkladı. Birleşmiş Milletler, Gazze'de kıtlık tehlikesine karşı uyarıda bulunarak, insani yardım akışının kesintiye uğramasının felaketle sonuçlanabileceğini vurguladı. Batılı ülkeler, İsrail'e yönelik eleştirilerini artırırken, ABD yönetimi olayın ardından İsrail'e silah sevkiyatını kısa süreliğine askıya alma kararı almış ancak daha sonra bu kararından geri adım atmıştı.
Sonuç: Gazze'de Adalet Arayışı Sürüyor
İsrailli Albay Nochi Mendel'in pişmanlık duymadığını açıklaması, yalnızca bir bireyin değil, sistemik bir sorunun da dışavurumu olarak değerlendiriliyor. Gazze'de yıllardır süren çatışmaların gölgesinde, sivil kayıpların artık normalleşmesi, uluslararası hukukun ve insani değerlerin ciddi bir erozyona uğradığını gösteriyor. Bu tür açıklamalar, sorumluların hesap vermediği sürece, çatışma bölgelerinde adaletin tesis edilemeyeceğini bir kez daha gözler önüne seriyor. İsrail toplumu ve uluslararası camia, bu tür eylemlerin ve zihniyetin gelecekte barışı nasıl etkileyeceğini tartışırken, hayatını kaybeden yardım çalışanlarının aileleri ise adalet bekliyor. Bu olay, savaşın sadece askerleri değil, masum insanları ve vicdanı da hedef aldığının acı bir hatırlatıcısı.